Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 03-05-1957
Doğum yeri Trabzon

Nazan Bekiroğlu, 3 Mayıs 1957’de Trabzon’da Sabri ve Nuran Karanis çiftinin üçüncü çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını Trabzon’un Pazarkapı semtinde, denizi gören bir konakta geçirdi. Edebiyat ve tarihle ilgilenen babası, Hedef adlı yerel gazetenin sahibiydi. Ailesinin kitaplarla kurduğu ilişki, onun Türk edebiyatına yönelmesinde etkili oldu.

İlköğrenimini İskenderpaşa İlkokulunda, ortaöğrenimini Trabzon Lisesinde tamamladı. 1974’te başladığı Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1979’da mezun oldu.

Üniversite yıllarında halk edebiyatı, klasik Türk şiiri, modern Türk edebiyatı ve sanat tarihiyle ilgilendi. Orhan Okay’ın öğrencisi oldu; edebî metni tarih, estetik ve anlatım tekniği bakımından inceleyen akademik yaklaşımından yararlandı.

1980-1985 yılları arasında Trabzon Endüstri Meslek Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsündeki yüksek lisansını, Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde Avrupa ülkeleri ve Türklerin temsili üzerine hazırladığı tezle 1981’de tamamladı.

1985’te Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Orhan Okay yönetiminde hazırladığı Halide Edip Adıvar’ın romanlarının anlatım tekniklerine ilişkin teziyle 1987’de doktorasını tamamladı.

Şair Nigâr Hanım’ın hayatı ve eserleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmayla 1995’te doçent oldu. Daha sonra profesörlüğe yükseldi; yeni Türk edebiyatı, roman ve hikâye incelemesi, kadın yazarlar ve anlatım teknikleri üzerine dersler verdi. Fatih Eğitim Fakültesinin kurucu akademisyenleri arasında yer aldı ve 2024’te emekliye ayrıldı.

İlk yazıları 1985’te Dolunay dergisinde yayımlandı. Daha sonra Millî Kültür, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Millî Eğitim ve Dergâh gibi dergilerde akademik makaleler, hikâyeler ve denemeler kaleme aldı.

Başlangıçta şiir de yazdı; ancak zamanla şiirden uzaklaşarak hikâye ve denemeye yöneldi. Şiirle kurduğu bağ bütünüyle sona ermedi. Ritme, imgeye ve kelimelerin çağrışım gücüne dayanan şiirsel düzyazı geliştirdi.

1997’de yayımlanan Nun Masalları, onun edebiyat dünyasında geniş ölçüde tanınmasını sağladı. Birbiriyle bağlantılı hikâyelerden oluşan kitapta hattatlar, padişahlar, cariyeler ve saray çevresindeki kişiler tarihsel dekor içinde yeniden yorumlandı.

Nun Masalları’nda geleneksel hikâye, masal ve kıssa unsurları modern anlatım yöntemleriyle birleştirildi. Kurmaca kişiler zaman zaman kendilerini meydana getiren yazarın dünyasına geçerek onunla hesaplaşır. Böylece tarih ile bugün, anlatıcı ile karakter ve gerçeklikle kurmaca arasındaki sınırlar belirsizleşir.

Akademik çalışmalarından Şair Nigâr Hanım ve Halide Edib Adıvar, kadın yazarların edebiyat tarihindeki yerlerini biyografi, metin çözümlemesi ve dönem araştırmasıyla ele aldı. Bu çalışmalar, Bekiroğlu’nun kurmaca eserlerindeki kadın deneyimi ve edebiyat incelemesi ilgisinin akademik temelini de gösterdi.

Yusuf ile Züleyha’da klasik ve dinî bir anlatıyı modern hikâye diliyle yeniden yorumladı. İsimle Ateş Arasında’da Yeniçeri Ocağı’nın son dönemini, kimlik, iktidar, aşk, suç ve tarihsel yıkım eksenlerinde ele aldı.

Mor Mürekkep, Mavi Lale ve Cümle Kapısı gibi deneme kitaplarında edebiyat, resim, şehir, aşk, ölüm, hafıza ve gündelik hayat üzerine yazdı. Cümle Kapısı, 2003 Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü’ne değer görüldü.

Cam Irmağı Taş Gemi’de aşk, ayrılık, ölüm, yazgı ve insanın kendisini anlamlandırma arayışı çevresinde gelişen hikâyeleri bir araya getirdi. Kitap, 2006 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü’nü aldı.

Lâ: Sonsuzluk Hecesi’nde insanın yaratılışı, Âdem ile Havva, ilk günah, dünya sürgünü, Habil ile Kabil ve insanın varoluş yolculuğu üzerinde durdu. Dinî anlatıları, tasavvufi anlatıyı, mitolojik çağrışımları ve modern roman tekniklerini aynı yapı içinde kullandı.

Romanlarında tarihsel olayları yalnızca geçmişte tamamlanmış gelişmeler olarak görmedi. Tarihi kişisel hafıza, aile tarihi ve bireyin köken arayışıyla birleştirdi. Savaş, göç ve muhaceret gibi büyük kırılmaların sıradan insanların hayatlarında bıraktığı izlere yöneldi.

Nar Ağacı’nda Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki dönemi Trabzon, Tebriz, Tiflis, Batum ve İstanbul arasında gelişen çok katmanlı bir aile anlatısıyla işledi. Kendi aile geçmişinden hareket eden roman, aşk, göç, savaş, inanç ve eve dönüş meselelerini bir araya getiren bir tarihî kurgu niteliğindedir.

Mücellâ’da Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1970’lere uzanan toplumsal değişimi, hayatı büyük ölçüde ev ve mahalle çevresinde geçen bir kadının deneyimi üzerinden anlattı. Gündelik eşyalar, el işleri, kokular, aile alışkanlıkları ve bekleyiş duygusu romanın tarihsel atmosferinin parçaları oldu.

Kehribar Geçidi’nde anlatısını milattan sonra üçüncü yüzyıl Roma dünyasına taşıdı. İmparator Diocletianus dönemi ile Yedi Uyurlar anlatısını özgürlük, adalet, zulüm, iktidar, inanç ve insanlık onuru gibi evrensel meseleler çevresinde buluşturdu.

Yol Hâli, Mimoza Sürgünü, Kelime Defteri ve Yerli Yersiz Cümleler’de yolculuk, sanat, kelimeler, yazarlık ve insan ilişkileri üzerine denemelerini sürdürdü. Emekliliğinin ardından yayımlanan Mihrican Fırtınası’nda akademik hayatına, kitaplarına, günlüklerine, resme, minyatüre, edebiyata ve değişen insanlık hâllerine daha kişisel bir pencereden baktı.

Bekiroğlu’nun anlatılarında Trabzon ve İstanbul başta olmak üzere şehirler yalnızca olayların geçtiği mekânlar değildir. Deniz, konak, mahalle, bahçe, yol ve ev gibi unsurlar karakterlerin hafızasını ve kimlik arayışını biçimlendiren simgesel alanlara dönüşür.

Eserlerinde aşk, kader, merhamet, kayıp, ölüm, sürgün, eve dönüş, vicdan, kadınlık, aile ve kültürel devamlılık sık tekrarlanan temalardır. Klasik Türk ve İslam edebiyatından, kutsal anlatılardan, masallardan, mitolojiden, minyatürden ve resim sanatından yararlanır.

2003 ve 2006’daki Türkiye Yazarlar Birliği ödüllerinin ardından 2023 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında edebiyat ödülüne değer görüldü.

Nazan Bekiroğlu; roman, hikâye, deneme, biyografi ve edebiyat incelemesi alanlarında eser verdi. Geleneksel anlatıları çağdaş kurmaca teknikleriyle birleştiren, görsel sanatların imkânlarını dile taşıyan ve tarihsel hafızayı bireysel hayatlar üzerinden yorumlayan şiirsel düzyazısıyla çağdaş Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edindi.