Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
16 Gösterim

Bazı değişimler sessizce gelir.

Bir kapı kapanır, yıllardır alışılmış olan düzen sona erer ve insan kendisini hayatının başka bir mevsiminde bulur. Geride kalanlara dönüp bakarken önünde açılan yeni zamanı da anlamlandırmaya çalışır.

Nazan Bekiroğlu, Mihrican Fırtınası’nda tam da böyle bir eşikten sesleniyor.

Yıllar süren akademik hayatın ardından gelen emeklilik, yalnızca bir görevden ayrılış değildir. Zamanın, alışkanlıkların ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin yeniden düzenlenmesidir. Yeni bir kütüphaneye yerleştirilen kitaplar, yıllardır saklanan defterler ve geçmişten bugüne taşınan hatıralar, bu değişimin sessiz tanıkları hâline gelir.

Bir kitabın yeri değiştirilirken eski bir zaman hatırlanır.

Bir defter açıldığında gençlik yıllarının sesi yeniden duyulur.

Lise çağında tutulmuş bir günlüğün satırlarıyla bugünün yazarı karşılaştığında, insanın yıllar boyunca ne kadar değiştiği kadar içinde neleri hiç değiştirmeden taşıdığı da ortaya çıkar.

Fakat Mihrican Fırtınası yalnızca kişisel hatıraların kitabı değildir.

Bekiroğlu, gündelik hayatın içinde kolayca fark edilmeden geçilen insanlara ve ayrıntılara da bakar. Sobacılar sokağındaki yaşlı bir ustanın emeğinde, halı dokuyan kızların ellerinde, bir kitabın sayfalarında ya da bir sanat eserinin karşısında insanı insana yaklaştıran o eski duyarlılığın izini sürer.

Edebiyat, resim, sanat, hatıralar ve hayat birbirinden ayrı alanlar olmaktan çıkar. Bir metin başka bir anıya, bir görüntü geçmişte kalmış bir güne, küçük bir karşılaşma insanlık üzerine daha büyük bir düşünceye açılır.

Nazan Bekiroğlu’nun denemelerinde dünya, yalnızca bakılan bir yer değildir.

Hatırlanan, anlamlandırılan ve kelimeler aracılığıyla yeniden kurulan bir yerdir.

Mihrican Fırtınası, bir yazarın hayatının yeni mevsimine girerken geçmişine, kitaplarına, sanatına ve karşılaştığı insanlara dönüp baktığı içten bir denemeler toplamı. Kişisel olanın içinden ortak hatıralara, küçük ayrıntıların içinden insan olmanın büyük meselelerine uzanan bir kitap.

Çünkü insan hayatında her mevsim aynı kalmaz.

Bazı rüzgârlar bildiğimiz düzeni değiştirir.

Bazılarıysa dağıtmak için değil, yıllardır aynı yerde duran şeyleri yeniden görebilelim diye eser.