Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
25 Gösterim

Bazı kapılar anahtarla açılmaz.

Bir kelime yeter.

Bazen de bir cümle.

İnsan yıllarca taşıdığı bir düşüncenin anlamını tek bir cümlede bulabilir; geçmişte kalmış bir hatıra ansızın yeniden canlanabilir, okunan bir kitap başka bir kitaba, bir insan başka bir zamana açılan kapıya dönüşebilir.

Nazan Bekiroğlu, Cümle Kapısı’nda edebiyattan tarihe, kişisel hatıralardan insanın en eski meselelerine uzanan geniş bir düşünce dünyasında dolaşıyor.

Kimi zaman bir kitabın sayfalarından başka bir metne geçiyor, kimi zaman tarihin karanlık koridorlarına yöneliyor. Hapishanelerin ve zindanların ardında yalnızca duvarları değil; suç, ceza, iktidar, özgürlük ve insanın kapatılma hâlini sorguluyor. Doğu ile Batı’nın hafızasında dolaşırken tarihin büyük olaylarının ardında kalan insan hikâyelerine de kulak veriyor.

Fakat Cümle Kapısı yalnızca geçmişe açılan bir kapı değildir.

Aşk, ihanet, bağlılık, hatırlamak, okumak ve yazmak da bu denemelerin içinde kendilerine yer bulur. Bir düşünce başka bir düşünceyi çağırır; bir isim başka bir hikâyeye götürür. Okur, birbirinden uzak görünen konular arasında görünmez bağların kurulduğunu fark eder.

Bekiroğlu’nun dünyasında cümle yalnızca düşüncenin ifade biçimi değildir.

Bazen hafızadır.

Bazen sığınaktır.

Bazen de insanın kendisini ve dünyayı anlamaya çalışırken önünde açılan en geniş kapıdır.

Cümle Kapısı, edebiyatla tarihin, kişisel olanla toplumsal hafızanın, düşünceyle duygunun birbirine açıldığı zengin bir denemeler toplamı. Nazan Bekiroğlu, okuru hazır cevaplara ulaştırmaktan çok yeni kapıların önüne bırakıyor.

Çünkü bazı kitaplar insana ne düşüneceğini söylemez.

Bir cümle bırakır önüne.

İnsan o cümleyi takip eder.

Ve kapının ardında, hiç beklemediği başka bir dünyayla karşılaşır.