Tuğba Sarıünal, 18 Mart 1988’de Balıkesir’de doğdu. Ankara’da Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gördü. Üniversite eğitiminin ardından bir süre lisansüstü eğitimini sürdürdü; daha sonra mesleki yönünü sağlık alanından yazarlık, senaryo ve medya çalışmalarına çevirdi.
İstanbul’a geldikten sonra Drama İstanbul Senarist Geliştirme ve Film Atölyesinde yaratıcı senaryo eğitimi aldı. Daha sonraki yıllarda Bahçeşehir Üniversitesinin Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi programını tamamladı. Sadri Alışık Kültür Merkezi ve Craft Oyunculuk Atölyesinde de oyunculuk eğitimi gördü.
Yazarlığa yönelmeden önce oyunculuk, modellik ve televizyon alanlarında farklı çalışmalar yaptı. Dinle Sevgili, Türk’ün Uzayla İmtihanı gibi televizyon yapımlarında ve İncir Reçeli 2 filminde oyuncu olarak yer aldı. Kendi anlatımına göre bu çalışmalar arasında asıl mesleki kimliğini yazarlık ve senaristlikte buldu.
Senaryo çalışmalarının yazarlığındaki etkisi özellikle kurgu oluşturma yönteminde görülür. Sarıünal, romanı yazmaya başlamadan önce olay örgüsünün temel çatısını kurduğunu, paralel ilerleyen anlatılarda mantık hatalarını önlemek için metni birçok kez gözden geçirdiğini belirtmiştir.
İlk romanı Nakil konusunda bibliyografik kaynaklarda küçük bir tarih farklılığı bulunmaktadır. Destek Yayın Grubu biyografisi romanın 2013’te yayımlandığını belirtirken, günümüze ulaşan Cinius Yayınları katalog kaydı birinci baskıyı 2014 olarak göstermektedir. Bu nedenle Bibliosfer’de eser yılı için 2013/2014 notu düşmek veya doğrudan fiziksel baskı kaydını esas alarak 2014 kullanmak daha güvenlidir.
Nakil, mutlu bir evliliğin ardından kocasının intihar ettiği bildirilen bir kadının bu ölüme inanmamasıyla gelişen polisiye bir kurgu üzerine kuruludur. Sarıünal’ın sonraki romanlarında belirginleşecek olan görünürde açıklanmış bir olayın arkasındaki başka gerçekliği araştırma yöntemi bu ilk romanda görülür.
Asıl geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlayan eserlerinden biri Sanrı oldu. Romanın ilk yayını 2014’e tarihlenmekte, Destek Yayınları baskıları ise sonraki yıllarda devam etmektedir. Kitap zamanın insan algısını nasıl yönlendirdiği, gerçeklikle yanılsama arasındaki sınır ve tıp çevresinde gelişen gizemli olayları bir araya getirir.
Sanrı ile birlikte Sarıünal’ın sağlık bilimleri geçmişi kurmacasında daha görünür hâle geldi. Kendisi, sağlık alanındaki eğitiminin Sanrı ve daha sonraki Paranoya için yararlı olduğunu; ancak romanlarını tıbbi bilgi vermek amacıyla değil, kurduğu hikâyenin gerektirdiği ölçüde araştırma yaparak yazdığını belirtmiştir.
2016’da yayımlanan Paranoya, eşini kaybeden bir kadının yaşadıklarını ve gerçekliğe ilişkin kuşkularını merkeze aldı. Sarıünal romanı klasik polis soruşturmasına dayalı bir polisiye olarak değil, olayları doğrudan başkişinin algısı ve kuşkuları üzerinden ilerleten bir kurgu olarak tanımladı.
2017’de Akıl Tutulması: Jamais Vu yayımlandı. Birbirinden bağımsız görünen karakterlerin yollarının kesişmesi ve okurun çözüme ulaşmak için parçaları birleştirmesini gerektiren yapısıyla eser, Sarıünal’ın bulmaca niteliğindeki olay örgüsünü sürdürdü.
Çarpışma 2018’den itibaren Olimpos Yayınları baskılarıyla okura ulaştı. Roman, önceki medikal ve polisiye ağırlıklı eserlerden farklı biçimde çocukluk, aile, yalnızlık, görünmezlik duygusu ve kişinin “Ben kimim?” sorusuyla karşılaşması üzerine yoğunlaştı. Farklı kataloglarda 2018 ve 2019 tarihli baskılar bulunmaktadır.
2020’de yayımlanan Fil Saati, Sarıünal’ın insanın kendi kimliğini ve dünyadaki yerini sorguladığı daha felsefi bir kurguya yönelişini belirginleştirdi. Romanın tanıtımında hakikati arama, insanın kendisini bulması, sevgi, nefret ve görünmeyenin peşinden gitme meseleleri öne çıkarılır.
Sarıünal yalnızca roman yazmadı. Destek Yayınları bünyesindeki “Felsefe Serisi” ve “Biyografi Serisi” için editörlük, derleme ve yazarlık çalışmaları yaptı. Nikola Tesla üzerine hazırladığı kitap bu dönemin çalışmalarından biridir.
Konfüçyüs, Osho, William Shakespeare, Mimar Sinan ve Nikola Tesla gibi tarihsel veya düşünsel figürler üzerine yayımlanan kısa kitaplarda yazar, derleyen ya da hazırlayan olarak yer aldı. Bu eserlerin Sarıünal’ın özgün romanlarından ayrı bir kategoride tutulması gerekir; bunlar belirli düşünür ve tarihsel kişilerin yaşamları veya fikirleri çevresinde hazırlanmış popüler anlatı/derleme çalışmalarıdır.
2020–2021 döneminde Usta Çırak Sohbetleri dizisinin editörlük ve derleme çalışmalarını yürüttü. İlişkiler, kendini tanıma ve kişisel gelişim konularına ayrılan seride yayın hazırlığı ve içerik düzenleme görevleri üstlendi.
Medya alanında da çalışmayı sürdüren Sarıünal, televizyon kanallarında program editörlüğü yaptı ve dijital haber içerikleri ile podcast metinleri hazırladı. Bunun yanında senaryo ekiplerinde senarist olarak görev aldı.
Eğitmenlik çalışmalarında yaratıcı senaryo yazımı ve özgün içerik üretimi konularına yöneldi. Boğaziçi Enstitüsünde senaryo yazarlığı üzerine eğitim verdi; burada senaryonun temel yapısından profesyonel metin oluşturma aşamalarına uzanan programlar yürüttü.
Haziran 2026’da Efsaneler Çağı 1 – Eros: Geçmişten Günümüze Sevilme İhtiyacı yayımlandı. Eser, Eros ve Psykhe mitleri başta olmak üzere Antik Yunan mitolojisini aşk, bağlanma, arzu ve insanın sevilme ihtiyacı üzerinden günümüz insanıyla ilişkilendiren bir anlatı olarak tasarlandı. Destek Yayınları baskısı 144 sayfadır.
2026 yazında Yarını Hatırla adlı psikolojik romanı da okurla buluştu. Güncel tanıtımlarda romanın hafıza, zaman ve insanın yaptığı seçimler etrafında kurulduğu belirtilmektedir. Eser çok yeni olduğu için yayın künyesinin bazı ayrıntıları henüz güvenilir kataloglarda yeterince istikrarlı değildir; Bibliosfer kaydında kesinleştirilmemiş ayrıntılar eklenmemelidir.
Tuğba Sarıünal’ın romanlarında polisiye merak unsurunun yanında insan algısının güvenilirliği sürekli öne çıkar. Karakterler yalnızca dışarıdaki bir suçun veya sırrın peşinden gitmez; gördüklerinin, hatırladıklarının ve kendi zihinsel yorumlarının gerçek olup olmadığını da sorgularlar. Sanrı, Paranoya ve Akıl Tutulması bu yönelimin en belirgin örnekleridir.
Sonraki eserlerinde bu çizgi, polisiye mekanizmanın ötesine geçerek kimlik, zaman, hafıza, varoluş, sevgi ve kişinin kendisini tanıması gibi meselelere doğru genişlemiştir. Fil Saati, Eros ve Yarını Hatırla, yazarlığının bu daha düşünsel dönemini temsil eder.
#TuğbaSarıünal #Sanrı #YarınıHatırla #Paranoya #AkılTutulması #Çarpışma #FilSaati #Eros #TürkEdebiyatı #PsikolojikRoman #Polisiye #Senaryo
Tuğba Sarıünal’ın Bibliosfer profili psikolojik gerilim, polisiye, medikal kurgu, gerçeklik algısı, zaman, hafıza, kimlik, yalnızlık, insan davranışı ve senaryo tekniği eksenlerinde şekillenir. İlk dönem romanlarıyla sonraki dönem eserleri arasında belirgin bir konu genişlemesi vardır.
Erken romanlarında en önemli anlatı mekanizması okurun bildiğini sandığı gerçeğin bozulmasıdır. Olayların başlangıcında açıklanmış görünen bir ölüm, hastalık veya insan davranışı giderek başka olasılıklar üretir.
Nakil bu modelin erken örneğidir. Görünürde intihar olarak kapanmış bir olayın ardında başka bir gerçek olabileceği düşüncesi, karakteri geçmişi yeniden araştırmaya zorlar.
Sanrı ise gerçeğin kendisini daha doğrudan tartışmaya açar. Kitabın tanıtımında zaman bir “illüzyonist” gibi ele alınır; insanın aşk, para, kariyer ve aile gibi arzularla yaşarken zamanın geçişini fark etmediği düşüncesi romanın düşünsel girişini oluşturur.
Romanın polisiye tarafıyla psikolojik tarafı birbirinden ayrılmaz. Okur yalnızca “ne oldu?” sorusunu değil, anlatılanların hangisi gerçekten oldu? sorusunu da takip etmek zorunda kalır.
Sarıünal’ın sağlık bilimleri eğitimi bu romanda tıp ve farmakoloji ayrıntılarının kullanılmasına imkân vermiştir. Ancak bunu tıbbi uzmanlık kitabıyla karıştırmamak gerekir. Yazarın kendisi de amacının okura farmakoloji öğretmek olmadığını, anlatmak istediği hikâyenin gerektirdiği bilimsel alanı araştırdığını söylemiştir.
Bu ayrım Bibliosfer açısından önemlidir. Sanrı tıp kitabı değil, tıp bilgisinden yararlanan psikolojik/polisiye romandır.
Paranoya aynı yöntemi farklı bir biçimde sürdürür. Başkişinin eşinin ölümü ardından yaşadığı şüpheler nedeniyle okur, olayları nesnel bir polis soruşturmasından çok bir insanın giderek yoğunlaşan kuşkularının içinden görür.
Bu yöntem “güvenilmez algı” kavramını Sarıünal’ın kurmacasının merkezine yerleştirir. Karakterin gördüğü veya hatırladığı şey ile dış dünyada gerçekten gerçekleşen şey arasında sürekli bir mesafe bulunabilir.
_Akıl Tutulması_nda ise yalnızca tek bir karakterin algısı değil, bağımsız görünen farklı yaşamların birbirine bağlanması belirleyicidir. Romanın yapısı okuru pasif biçimde olayları takip etmek yerine parçalar arasında ilişki kurmaya yöneltir.
Burada Sarıünal’ın senaryo eğitiminin etkisi görülebilir. Olayların farklı zamanlarda ve karakterlerde ilerlemesi, belirli bilgilerin kasıtlı biçimde ertelenmesi ve finalde ayrı hatların birleştirilmesi sinematografik kurguya yakın bir yapı oluşturur. Yazarın kendisi de paralel kurguları önceden tasarladığını anlatmaktadır.
Bu tekniğin güçlü tarafı merak temposudur. Okurun bir sonraki bölümde hangi bilginin önceki varsayımı değiştireceğini merak etmesi, romanların sürükleyici yapısının temelini oluşturur.
Olası sınırlılığı ise kurgu mekanizmasının karakter derinliğinin önüne geçebilmesidir. Çok sayıda dönüş ve final sürprizi üzerine kurulan romanlarda karakter zaman zaman büyük olay örgüsünün işlevsel bir parçasına dönüşebilir. Bu, Sarıünal’ın eserleri hakkında yapılabilecek edebî bir değerlendirmedir; doğrulanmış biyografik bir olgu değildir.
Çarpışma bu açıdan bir değişimi temsil eder. Romanın tanıtımında “Kimim ben?” sorusu doğrudan öne çıkar ve polisiye çözümden çok aile ilişkileri, çocukluk, yalnızlık ve görünmezlik duygusu önem kazanır.
_Fil Saati_nde bu değişim daha ileri gider. Temel soru artık bir suçun veya olayın ardındaki gizemden çok “Bu dünyadaki yerim nedir?” sorusudur. Hakikat arayışıyla kişinin kendisini bulması aynı anlatı içinde birleştirilir.
Bu nedenle Sarıünal’ın yazarlık çizgisini yalnızca “polisiye yazarı” olarak tanımlamak güncel bibliyografisini eksik bırakır. İlk dönem eserlerinde güçlü polisiye ve psikolojik gerilim öğeleri bulunurken sonraki dönemde varoluşsal ve felsefi soruların ağırlığı artmıştır.
2026 tarihli Eros bu genişlemenin başka bir yönünü gösterir. Mitoloji artık yalnızca geçmişin hikâyelerini yeniden anlatmak için değil; sevgi, arzu, aidiyet ve insanın kendisini bir başkasında tamamlama eğilimini yorumlamak için kullanılmaktadır.
Burada önemli bir sınıflandırma ayrımı yapmak gerekir. Yayıncı kitabın antik mitleri “modern psikoloji” ile ilişkilendirdiğini belirtse de eser akademik veya klinik psikoloji çalışması değildir. Mitolojik anlatıların çağdaş insan davranışıyla yorumlandığı popüler düşünce/anlatı kitabı olarak değerlendirilmelidir.
Yarını Hatırla ile Sarıünal’ın erken döneminden beri kullandığı iki önemli kavram yeniden birleşiyor: zaman ve algı. Güncel tanıtımda bunlara hafıza ve seçim de ekleniyor.
Bu açıdan Sanrı ile Yarını Hatırla arasında yaklaşık on iki yıllık bir tematik bağ kurulabilir. Sanrı insanın zamanı fark etmeden yaşamasını ve gerçeğin yanıltıcılığını sorgularken yeni eser hafızanın geçmişi nasıl kurduğu ve seçimlerin geleceği nasıl biçimlendirdiği sorularına yöneliyor. İkinci cümle, mevcut tanıtımlardan hareketle yapılmış edebî bir çıkarımdır.
Sarıünal’ın eserlerinde tekrar eden bir başka unsur, karakterlerin kendi zihinleriyle mücadele etmeleridir. Tehdit yalnızca dışarıdaki fail veya olay değildir; yanlış hatırlama, yanlış yorumlama, korku, takıntı ve kişinin kendisi hakkında geliştirdiği anlatı da tehdidin parçası olabilir.
Bu durum romanlarını klasik “katil kim?” polisiyesinden psikolojik gerilime yaklaştırır. Kendisi de 2016’daki söyleşisinde eserlerinin klasik polisiye kalıplarına tam olarak oturmadığını söylemiştir.
Eserlerde bilginin kontrollü verilmesi de belirgindir. Okurun başlangıçta bildiği olaylar finalde bütünüyle farklı bir anlam kazanabilir. Bu nedenle “ters köşe” Sarıünal’ın kurgu tekniğinde rastlantısal bir sonuçtan çok yapısal bir araçtır. Akıl Tutulması için yapılan dönemin tanıtımı da “tahmin edilmesi mümkün olmayan final” ve bulmaca yapısını özellikle vurgulamaktadır.
Sarıünal’ın Bibliosfer profilinde romanlarıyla hazırladığı biyografik ve düşünsel kitapları aynı tür altında toplamamak gerekir. Sanrı, Paranoya, Akıl Tutulması, Çarpışma, Fil Saati ve Yarını Hatırla kurmaca hattını; Tesla, Konfüçyüs, Osho, Shakespeare ve Mimar Sinan üzerine hazırladığı eserler ise biyografik/popüler düşünce ve derleme hattını oluşturur.
Aynı biçimde editörlüğünü veya derlemesini yaptığı Usta Çırak Sohbetleri gibi çalışmalar da özgün roman bibliyografisinden ayrı tutulmalıdır. Bu ayrım Bibliosfer’de bir yazarın “yazdığı”, “derlediği” ve “editörlüğünü yaptığı” eserlerin birbirine karışmasını engeller.
Yarını Hatırla
Efsaneler Çağı 1 Eros: Geçmişten Günümüze Sevilme İhtiyacı
Arkadaşlar Ev Halim
Paranoya
Sanrı
Akıl Tutulması
Çarpışma
Fil Saati
Ayten Hızal profilini ac
“Her insan, özlemle anacağı bir çocukluk yaşamayı hak eder.”
Selin Aras profilini ac
Selin Aras
@Selin
Takip et Selin Aras
Minel Boz profilini ac
Minel Boz
@minel
Takip et Minel Boz
Hande Ulu profilini ac
Hande Ulu
@bibliyofil
Takip et Hande Ulu
Haldun Kış profilini ac
Haldun Kış
@haldun
Takip et Haldun Kış