Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
23 Gösterim

Bir cinayeti çözmek için ne gerekir?

Kanıtlar mı?
Tanıklar mı?
Doğru sorular mı?
Peki cevap, bildiğimiz zamanın dışında bir yerde saklanıyorsa?

Komiser Merih, peş peşe yaşanan gizemli olayların ardındaki bağlantıyı çözmeye çalışmaktadır.

Eldeki izler onu beklenmedik bir yere götürür:
Anne ve babası ortadan kaybolduktan sonra yetiştirme yurduna yerleştirilen küçük Eren’e.

Çocuğun bildikleri ya da hatırladıkları, soruşturmanın yönünü değiştirebilecek kadar önemlidir. Eren’in psikoloğu Güneş de böylece Merih’in araştırmasının içine çekilir. Başlangıçta bir suçun izini süren iki insan, kısa süre sonra karşılarında yalnızca bir katil olmadığını fark eder.

Çünkü parçalar birleştikçe olayların sınırları genişler.
Geçmiş…
Şimdi…
Gelecek…
Birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış üç zaman olmaktan çıkmaya başlar.

Hikâyenin başka bir ucunda ise Profesör Behram vardır.

Eşi Lahza’ya duyduğu büyük sevgi, onu zaman kavramını ve zamanda yolculuğun mümkün olup olmadığını araştırmaya sürüklemiştir. Bilimsel merak giderek kişisel bir arayışa dönüşürken onun çalışmaları, Merih ve Güneş’in çözmeye çalıştığı gizemle beklenmedik biçimde kesişir.

Artık soru yalnızca suçlunun kim olduğu değildir.
Zaman gerçekten düşündüğümüz gibi mi işler?
Geçmiş değiştirilebilir mi?
İnsan geleceğe ulaşabilir mi?
Ve yaşadığımız an, sandığımız kadar kesin bir gerçeklik midir?

Tuğba Sarıünal, Fil Saati’nde polisiye bir bilmeceden yola çıkarak okuru kuantum fiziği, zaman algısı, hafıza ve insanın evrendeki yeri üzerine düşünmeye çağırıyor. Romanın yapısı da parçaları yavaş yavaş birleşen bir bulmaca gibi ilerliyor. Yayıncının kitabı tanıtırken merkezine yerleştirdiği soru da bütün anlatının üzerinde duruyor: “Bu dünyadaki yerim nedir?”

El-Cezeri’nin yüzyıllar önce zamanı ölçmek için yaptığı Fil Saati, romanda yalnızca tarihsel bir nesne olmaktan çıkıyor.

Zamanı ölçmenin başka, onu anlamanın başka bir şey olduğunu hatırlatan bir simgeye dönüşüyor.

Fil Saati, suçun peşinden başlayan bir yolculuğu zamanın doğasına, insan bilincine ve gerçekliğin sınırlarına taşıyan; polisiye ile bilimkurguyu aynı kurguda buluşturan sürükleyici bir roman.

Çünkü saatler zamanı ölçebilir.
Ama zamanın ne olduğunu söyleyemez.
Ve belki de insanın çözmesi gereken en büyük bilmece,
zamanın içinde nerede durduğu değil, zamanın onun içinde nerede durduğudur.