Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 15-09-1914
Doğum yeri Adana
Ölüm tarihi 02-06-1970

#OrhanKemal, asıl adıyla Mehmet Raşit Öğütçü, 15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. Babası avukat, gazeteci ve siyasetçi Abdülkadir Kemali Bey; annesi bir süre öğretmenlik yapan Azime Hanım’dı. Babasının siyasal faaliyetleri, ailenin yaşamında sık sık yer ve düzen değişikliğine yol açtı.

Çocukluk yıllarının bir bölümünü Adana’da geçiren Orhan Kemal, ailesinin siyasal baskılar nedeniyle Suriye’ye, ardından Lübnan’a gitmesi üzerine ortaöğrenimini yarıda bıraktı. Genç yaşta Beyrut’ta lokanta çalışanlığı, bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği gibi işlerde çalıştı. Bu dönem, yoksullukla, işçilikle ve hayatta kalma mücadelesiyle doğrudan karşılaşmasını sağladı.

1932’de tek başına Adana’ya döndü. Kahvelerde işçiler, ustalar ve gündelik emekçilerle tanıştı; Maksim Gorki başta olmak üzere toplumcu edebiyatın önemli yazarlarını okumaya başladı. Adana’daki çırçır ve dokuma fabrikalarında işçilik, dokumacılık ve kâtiplik yaptı; ambarlarda ve nakliye şirketlerinde çalıştı.

Fabrika yılları, sonraki eserlerinde ayrıntılarıyla anlatacağı #Çukurova dünyasını yakından tanımasına imkân verdi. Tarım işçileri, fabrika emekçileri, ırgatlar, ustalar, küçük memurlar ve iş bulabilmek için kentlere gelen köylüler, onun yalnızca gözlemlediği kişiler değildi; aynı çalışma ve geçim koşullarını paylaştığı insanlardı.

Orhan Kemal, Millî Mensucat Fabrikasında çalıştığı sırada Nuriye Hanım’la tanıştı ve çift 1937’de evlendi. Bu evlilikten Yıldız, Nâzım, Kemali ve Işık adlı dört çocukları dünyaya geldi. Fabrika çevresiyle aile yaşamından edindiği deneyimler, Cemile, Dünya Evi ve Avare Yıllar gibi eserlerinin oluşumuna katkıda bulundu.

1938’de askerlik görevini Niğde’de sürdürürken komünizm propagandası yaptığı ve yabancı rejimleri övdüğü iddiasıyla tutuklandı. Beş yıl hapis cezasına mahkûm edilerek Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde kaldı. Cezaevi yıllarında şiir yazmaya başladı ve ilk şiirlerini Raşit Kemali imzasıyla yayımladı.

1940’ın sonunda Bursa Cezaevinde Nâzım Hikmet’le tanışması, edebiyat yaşamının temel dönüm noktası oldu. Nâzım Hikmet, onun anlattığı hikâyelerde önemli bir gözlem ve anlatma yeteneği olduğunu fark ederek öykü ve romana yönelmesini teşvik etti. Orhan Kemal, bu ilişkinin edebî ve insani yönlerini daha sonra Nâzım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl adlı anı kitabında anlattı.

1940’ta Yeni Edebiyat gazetesinde “Balık” adlı öyküsü yayımlandı. İlk dönem ürünlerinde Raşit Kemali, Orhan Raşit ve Bacaksız Orhan gibi imzalar kullandı. “Orhan Kemal” adını 1942’de yayımlanan “Asma Çubuğu” adlı öyküsünde kullanmaya başladı ve sonraki edebiyat yaşamını bu adla sürdürdü.

26 Eylül 1943’te cezaevinden çıkarak Adana’ya döndü. Hükümlülük geçmişi nedeniyle düzenli iş bulmakta zorlandı; tarım işçiliği, hamallık, ambar memurluğu ve nakliye kâtipliği gibi geçici işlerde çalıştı. Geçim mücadelesini sürdürürken gazete ve dergilere öyküler göndermeye devam etti.

İlk #öykü kitabı Ekmek Kavgası 1949’da yayımlandı. Kitaptaki öykülerde yoksul insanların günlük geçim mücadelelerini, fabrika ve mahalle yaşamını, iş arayan gençleri ve ağır koşullar altında insanlık onurunu korumaya çalışan kişileri anlattı.

Aynı yıl yayımlanan Baba Evi, Orhan Kemal’in “Küçük Adamın Notları” dizisinin başlangıcı oldu. Yazarın çocukluk ve gençlik deneyimlerinden izler taşıyan roman, siyasal gelişmeler nedeniyle dağılan bir aileyi, yoksullaşmayı, sürgünü ve genç bir insanın kendi ayakları üzerinde durma mücadelesini anlatır.

Baba Evi’ni 1950’de Avare Yıllar izledi. Orhan Kemal, bu eserlerde kişisel yaşamından hareket etmekle birlikte anlatısını yalnızca kendi geçmişiyle sınırlamadı; dönemin gençlerinin ve emekçi ailelerinin ortak deneyimine yöneldi.

Orhan Kemal, 1950’de ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Eşi bir çorap fabrikasında çalışırken kendisi Babıâli çevresindeki gazete ve dergilere öykü, roman tefrikası ve senaryo yazarak geçimini sağlamaya çalıştı. İstanbul yıllarında yaşamını bütünüyle kalemiyle sürdürdü.

1952’de yayımlanan Murtaza’da görevine körü körüne bağlı bir mahalle bekçisini merkeze aldı. Murtaza’nın düzen, disiplin ve görev anlayışı, çalıştığı kurumla ailesinin gerçek koşulları arasında giderek yıkıcı bir çatışmaya dönüşür.

Aynı yıl yayımlanan Cemile, bir dokuma fabrikasının çevresinde gelişen aşkı ve işçi yaşamını anlatır. Cemile ile Necati’nin ilişkisi, ekonomik güvensizlik, fabrika disiplini, aile bağları ve göçmenlik deneyimiyle iç içe geçer.

Bereketli Topraklar Üzerinde, 1954’te yayımlandı. Çukurova’ya çalışmak için gelen üç köylünün tarla, fabrika ve inşaat çevresinde yaşadığı sömürü, hastalık, iş kazası ve yoksulluk deneyimlerini anlattı. Roman, #işçiedebiyatının Türk romanındaki temel eserlerinden biri oldu.

72. Koğuş’ta cezaevi ortamındaki açlığı, şiddeti, dayanışmayı ve insanlık onurunu ele aldı. Hapishane kişilerini yalnızca suçlarıyla tanımlamak yerine yoksulluk, iktidar ilişkileri ve hayatta kalma çabaları içinde anlattı.

Orhan Kemal’in Çukurova romanlarının önemli bir bölümü Vukuat Var, Hanımın Çiftliği ve Kaçak çevresinde gelişen anlatılardan oluştu. Bu eserlerde toprak düzeni, ağalık, fabrikalaşma, siyasal çıkarlar ve sınıf değiştirme arzusu işlenirken Güllü gibi güçlü kadın karakterler anlatının merkezine yerleştirildi.

Gurbet Kuşları’nda köylerden İstanbul’a yönelen #göçü, yeni gelenlerin iş, barınma ve kente uyum mücadelelerini anlattı. Şehir, göçmenler için yalnızca umut ve yükselme alanı değil; gecekonduların, işsizliğin ve sınıfsal ayrımların yeniden üretildiği bir mekândır.

Orhan Kemal, İstanbul romanlarında işçiler kadar küçük memurlara, esnaflara, işsiz gençlere, sokak çocuklarına, gecekondu sakinlerine ve eğlence dünyasında çalışan kadınlara da yöneldi. Böylece #kentromanı içinde İstanbul’un görünmeyen veya dışlanan insanlarını anlatının merkezine taşıdı.

1960’ta yayımlanan #ElKızı, Orhan Kemal’in aile içindeki iktidar ilişkilerine yoğunlaştığı temel romanlarından biridir. Romanın merkezinde, kimsesiz büyüyen Nazan ile avukat Mazhar’ın evliliği ve aynı evde yaşadıkları Hacer Hanım bulunur. Hacer Hanım, oğlunu kendisinden uzaklaştırdığını düşündüğü gelinine yalnızca bir “el kızı” gözüyle bakar.

Nazan’ın iyi niyeti, sessizliği ve aile içinde kabul edilme isteği, onu korumak yerine baskı karşısında daha savunmasız hâle getirir. Mazhar’ın annesiyle karısı arasında açık bir tavır alamaması, aile içindeki gerilimin büyümesine yol açar. Roman; ekonomik bağımlılığı, ataerkil aile düzenini ve kadının aile içindeki güvencesiz konumunu inceler.

El Kızı’nda toplumun sınıfsal ve ahlaki değerleri evin içine taşınır. İnsanların kökenleri, servetleri, görünüşleri ve aile bağları, hangi davranışlara maruz kalacaklarını belirler. Orhan Kemal, özel hayatın toplumdaki güç ilişkilerinden ayrı olmadığını #kadınveaile ilişkileri üzerinden gösterir.

Orhan Kemal’in kadın karakterleri, eserlerinde özel bir yer tutar. Cemile, Güllü, Filiz ve Nazan gibi kadınlar; emek, aile, aşk, yoksulluk ve toplumsal baskı arasında yaşamlarını kurmaya çalışırlar.

Orhan Kemal, roman ve öykülerinde #toplumcugerçekçilik yönelimi benimsemekle birlikte kendi yaklaşımını #aydınlıkgerçekçilik kavramıyla açıkladı. İnsanların kötü koşullar içinde yanlış davranışlara sürüklenebileceğini, ancak değişme, dayanışma ve daha iyi bir hayat kurma imkânının bütünüyle ortadan kalkmadığını düşündü.

Bu anlayışta temel suç yalnızca tek tek insanlara yüklenmez. Yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik, eğitim eksikliği ve insanların birbirlerini ezmesine yol açan toplumsal düzen sorgulanır. Orhan Kemal’in anlatısının merkezinde, geçim mücadelesi içindeki #küçükinsan bulunur.

Orhan Kemal’in dili konuşma Türkçesine yakındır. Uzun açıklamalar yerine diyalog, davranış ve küçük ayrıntılarla karakterlerini tanıtır. İşçilerin, memurların, köylülerin ve kenar mahalle insanlarının konuşma biçimlerini toplumsal çevrelerine uygun biçimde kullanır.

Mizah, onun anlatısında yalnızca eğlendiren bir unsur değildir. Müfettişler Müfettişi ve devamı olan Üçkâğıtçı’da bürokrasiyi, taşra yöneticilerini, makam düşkünlüğünü ve insanların otorite karşısındaki davranışlarını hicvetti.

Roman ve öykülerinin yanında senaryolar, tiyatro oyunları, anılar, incelemeler ve röportajlar kaleme aldı. Devlet Kuşu’nu İspinozlar, Eskici ve Oğulları’nı Eskici Dükkanı adıyla sahneye uyarladı; Murtaza, 72. Koğuş ve Kardeş Payı da tiyatro eseri hâline getirildi.

Kardeş Payı adlı öykü kitabı 1958’de Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Önce Ekmek ise 1969’da hem Sait Faik Hikâye Armağanı’na hem de Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’ne değer görüldü.

Orhan Kemal, 1966’da bir ihbar üzerine yeniden tutuklandı. Sultanahmet Cezaevinde otuz beş gün kaldıktan sonra tahliye edildi ve 1968’de yargılandığı davadan beraat etti. Bu dönemde de roman, öykü ve oyun yazmayı sürdürdü.

Mayıs 1970’te Bulgar Yazarlar Birliğinin daveti üzerine Sofya’ya gitti. Ancak rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı ve 2 Haziran 1970’te Sofya’da hayatını kaybetti. Cenazesi Türkiye’ye getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Ölümünden sonra eserleri yeni baskılarla yayımlandı, çok sayıda romanı sinema ve televizyona uyarlandı. 1972’den itibaren adına verilen Orhan Kemal Roman Armağanı, Türk romanındaki yeni eserleri destekleyen uzun süreli edebiyat ödüllerinden biri oldu.

Orhan Kemal; Çukurova’nın tarım ve fabrika işçilerinden İstanbul’un göçmenlerine, küçük memurlarından sokak çocuklarına ve aile içindeki görünmez emekçilere uzanan geniş bir insan dünyası kurdu. Yaşanmışlığa dayanan gözlemleri, canlı diyalogları ve umudu dışlamayan gerçekçilik anlayışıyla #Türkedebiyatının kurucu romancı ve öykücülerinden biri oldu.