İnsan, dünyaya geldiği aileyi ve içinde büyüdüğü çevreyi seçemez. Fakat başkalarının geçmişi yüzünden nasıl bir hayat yaşayacağına karar verilmesini de kabullenmek zorunda değildir. Nuran’ın en büyük isteği, annesinin gölgesinden çıkarak kendisine ait, sakin ve güvenli bir gelecek kurabilmektir.
Konsomatris Leyla’nın kızı olan Nuran, daha çocukluğundan itibaren annesinin yaşamı nedeniyle çevresindeki insanların küçümseyen bakışlarıyla karşılaşır. Ona kendi davranışlarıyla değil, geldiği aileyle hükmedilir. Babasının yaşadığı acıları ve kendisine verdiği öğütleri unutmayan genç kız, her şeye rağmen annesinin sürdürdüğü hayattan uzak durmaya kararlıdır.
Ancak İstanbul’un arka sokaklarında temiz kalmak yalnızca iyi niyetle başarılabilecek kadar kolay değildir. Pavyonların, batakhanelerin ve çıkar ilişkilerinin çevrelediği bir dünyada Nuran’ın güzelliği, yalnızlığı ve korunmasızlığı başkalarının hesaplarına konu olur. Kimi ona yeni bir hayat vadeder, kimi güvenini kazanmaya çalışır, kimi de annesinin geçmişini onun değişmez kaderi gibi karşısına çıkarır.
Orhan Kemal, Nuran’ı yalnızca acıların sürüklediği çaresiz bir genç kız olarak anlatmaz. Onun korkularının yanında direncini, sıcak bir yuva kurma arzusunu ve kendisine biçilen hayata başkaldırışını da görünür kılar. Canlı diyaloglar ve güçlü insan gözlemleriyle ilerleyen roman, iyilik ile kötülüğün kesin çizgilerle ayrılmadığı; herkesin yoksulluk, yalnızlık ve hayatta kalma çabasıyla sınandığı bir dünya kurar.
**Sokaklardan Bir Kız**, toplumun geçmişiyle yargıladığı genç bir kadının kendi geleceğini savunma mücadelesini anlatan sarsıcı bir romandır. Orhan Kemal, arka sokakların karanlığını gösterirken insanın içindeki umudu bütünüyle söndürmez. Çünkü bir insanın kaderi, nereden geldiğiyle değil, bütün engellere rağmen hangi yöne yürümeyi seçtiğiyle belirlenir.