Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
9 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 1905
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 06-07-1975

Reşad Ekrem Koçu, 1905 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da doğdu. Babası gazeteci ve eğitimci Ekrem Reşad Bey, annesi Hacı Fatma Hanım’dı. Çocukluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları ile Cumhuriyet’e geçiş döneminin büyük siyasal ve toplumsal dönüşümleri içinde geçti.

Babası Ekrem Reşad Bey, Maarif Nezâreti Tercüme Kaleminde çalışmış; Tarîk, Ma‘lûmât ve Cerîde-i Havâdis gibi gazetelerde yazılar yayımlamıştı. Daha sonra Konya Sanayi Mektebi müdürlüğüne atandı ve burada Babalık gazetesinde başyazarlık yaptı. Böylece Koçu, daha çocukluk yıllarında hem eğitim hem gazetecilik dünyasıyla ilişkili bir aile çevresinde yetişti.

Babasının görevi nedeniyle ilkokulu Konya’da okudu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında eğitim kurumlarının kapanması üzerine annesiyle birlikte İstanbul’a döndü. Daha sonra yatılı olarak Bursa Erkek Lisesinde öğrenim gördü ve 1921’de mezun oldu.

Yükseköğrenimini İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde sürdürdü. 1931’de mezun olduktan sonra dönemin önemli tarihçilerinden Ahmed Refik Altınay’ın asistanı oldu. Ahmed Refik’in tarihî kaynakları edebî ve okunabilir bir anlatımla geniş kitlelere ulaştıran yaklaşımı Koçu’nun sonraki yazarlığında belirleyici bir etki bıraktı.

Üniversitedeki çalışmaları sırasında Osmanlı antlaşmaları, kapitülasyonlar ve Lozan Antlaşması üzerine bir çalışma hazırladı. Böylece meslek hayatının başlangıcında doğrudan akademik tarih araştırmalarıyla ilgilendi.

1933 Üniversite Reformu sırasında hocası Ahmed Refik Altınay’ın üniversitedeki görevine son verilmesi üzerine Koçu da yeni kurulan İstanbul Üniversitesinden istifa etti. Akademik kariyerini sürdürmek yerine öğretmenlik, gazetecilik ve bağımsız tarih yazarlığına yöneldi.

Kuleli Askerî Lisesi, Vefa Lisesi ve Pertevniyal Lisesinde tarih öğretmenliği yaptı. Öğretmenliğinin yanı sıra Cumhuriyet, Yeni Sabah, Milliyet, Hergün, Yeni Tanin ve Tercüman gibi gazetelerde; Hayat Tarih Mecmuası, Resimli Tarih Mecmuası, Tarih Dünyası, Hayat, Yeşilay, Büyük Doğu, Hafta ve Türk Folklor Araştırmaları gibi çeşitli dergilerde yazılar yayımladı.

Koçu’nun tarihçiliğinde iki önemli isim öne çıktı. Ahmed Refik Altınay’dan tarihî malzemeyi edebî bir anlatıya dönüştürme yöntemini, Ahmed Râsim’den ise İstanbul’un sokaklarına, insanlarına, gündelik hayatına ve şehir kültürüne duyulan yoğun ilgiyi devraldı.

1930’lardan itibaren Osmanlı, Bizans ve eski çağ tarihi üzerine kitaplar yayımlamaya başladı. Sümer Türkleri, Selçuk İmparatorluğu, Bizans Tarihi ve Tarihten Evvelki Zamanlar ilk dönem çalışmalarından bazılarıydı.

Koçu yalnızca büyük hükümdarları, savaşları ve devlet kurumlarını anlatmakla ilgilenmedi. Tarihî kaynakların arasında unutulmuş kişilere, mesleklere, kıyafetlere, sokak olaylarına, suçlara, eğlencelere, söylentilere ve günlük hayatın küçük ayrıntılarına özel bir ilgi gösterdi.

Osmanlı tarihinin basılı kaynaklarını ve eski gazeteleri büyük bir dikkatle taradı. Resmî tarihin dışında kalabilecek sıra dışı olayları, karakterleri ve gündelik yaşam ayrıntılarını not ederek geniş bir kişisel arşiv oluşturdu.

Bu yaklaşım 1952’de yayımlanan Tarihimizde Garip Vakalar’da belirgin biçimde görülür. Kitap, Osmanlı tarihinin alışılmadık olaylarını ve gündelik hayatın şaşırtıcı uygulamalarını kısa, canlı ve hikâye havasındaki anlatılarla okura ulaştırdı.

Tarihimizde Garip Vakalar’da dalkavukların ücret tarifelerinden Kaşıkçı Elması’nın hikâyesine, devlet görevlilerinin mevsimlik yaşamına ilişkin düzenlemelerden İstanbul’un gündelik hayatındaki sıra dışı uygulamalara kadar çok farklı konular bulunur. Koçu’nun amacı yalnızca bilgi vermek değil, tarihin içinde yaşayan insanı görünür kılmaktı.

Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri, Taçlı Fahişeler, Haşmetli Yosmalar, Erkek Kızlar ve İstanbul Tulumbacıları gibi eserleri de resmî tarihin çoğu zaman kenarında kalan toplumsal grupları ve şehir hayatının renkli taraflarını ele aldı.

Koçu aynı zamanda tarihî romanlar ve romanlaştırılmış tarih monografileri yazdı. Esircibaşı ve Forsa Halil gibi eserlerinde tarihî malzemeyi kurmaca anlatıyla birleştirirken Patrona Halil, Kabakçı Mustafa ve Kösem Sultan gibi kitaplarında belirli tarihsel kişilikleri merkezine aldı.

Osmanlı Padişahları, Yeniçeriler, Osmanlı Tarihinin Panoraması ve Fatih Sultan Mehmed gibi çalışmalarında ise daha geniş tarihsel konuları akademik dipnotlarla ağırlaştırmadan genel okura ulaştırmaya çalıştı.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinin ilk beş cildini kısaltarak gününün Türkçesine aktardı. Seyyid Vehbî’nin Surnâme’si, Haşmet’in Vilâdetnâme’si ve Aşçı İbrahim Dede Mecmuası gibi eski metinleri de sadeleştirerek yayımladı. Avrupa seyahatnamelerindeki İstanbul ve Osmanlı dünyasına ilişkin bölümleri de derleyip okura sundu.

Koçu’nun yaşamındaki en büyük çalışma İstanbul Ansiklopedisi oldu. İstanbul’un tarihini yalnızca anıtları ve önemli kişileriyle değil sokakları, mahalleleri, esnafı, gelenekleri, suçları, eğlenceleri, söylenceleri ve sıradan insanlarıyla birlikte kaydetmek istedi.

İstanbul Ansiklopedisi’nin ilk fasikülünü Kasım 1944’te yayımladı. Tasarladığı eser sıradan bir şehir rehberi değildi; İstanbul’un tarihî, coğrafi, mimari, edebî, folklorik ve toplumsal bütünlüğünü kapsayacak bir “şehir kütüğü” oluşturmayı amaçlıyordu.

Ekonomik güçlükler nedeniyle 1951’de otuz dört fasikülden sonra yayına ara vermek zorunda kaldı. 1958’de çalışma yeniden başladı ve ansiklopedi tekrar ilk fasikülden itibaren yayımlandı.

Koçu İstanbul Ansiklopedisi’ni yirmi dört cilt olarak tamamlamayı planlamıştı. Ancak proje yaşamı boyunca tamamlanamadı. 1973’e kadar yayımlanan bölüm 173 fasikül ve on bir ciltten oluştu; basılı ansiklopedi G harfindeki “Gökçınar (Mehmed)” maddesinde kaldı.

Ansiklopedinin dikkat çekici özelliklerinden biri yalnızca ünlü kişileri kaydetmemesiydi. Sokak satıcılarından tulumbacılara, kabadayılardan sanatçılara, binalardan kahvehanelere, cinayetlerden şehir söylencelerine kadar İstanbul’un resmî tarih kitaplarının dışında kalan çok geniş bir insan ve olay dünyasını belgelemeye çalıştı.

Koçu aynı zamanda resimle ilgilendi ve eserlerinde görsel malzemeye büyük önem verdi. İstanbul Ansiklopedisi’nde Sabiha Bozcalı başta olmak üzere çeşitli ressam ve çizerlerin hazırladığı çok sayıda illüstrasyon kullanıldı. Kendisi de naif üslupta çizimler yaptı.

1965’te Acı Su adlı şiir kitabını yayımladı. Böylece tarihçilik, gazetecilik, roman, biyografi ve ansiklopedi çalışmalarının yanında şiir de yazdığı görüldü.

Koçu hayatının giderek daha büyük bölümünü İstanbul Ansiklopedisi’ne ayırdı. Projenin ekonomik yükü ağırlaştı; aileden kalan Göztepe’deki köşk satıldı ve yaşamının son yıllarında arşiviyle birlikte İstanbul’un merkezindeki daha küçük çalışma mekânlarında yaşamını sürdürdü.

Hiç evlenmeyen Koçu, ömrünün sonuna kadar İstanbul üzerine çalışmayı sürdürdü. 6 Temmuz 1975’te İstanbul’da hayatını kaybetti ve Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi. Günümüzde mezarının kesin yeri tespit edilememektedir.

Ölümünden sonra İstanbul Ansiklopedisi için oluşturduğu arşivin önemli bir bölümü dağıldı; ancak yıllar içinde yeniden bir araya getirilen geniş malzeme 2018’de Kadir Has Üniversitesi’ne devredildi. SALT ile Kadir Has Üniversitesi’nin yürüttüğü proje sonucunda kırk bini aşkın belge günümüzde dijital olarak araştırmacıların erişimine açılmıştır.

Reşad Ekrem Koçu’nun tarih yazarlığındaki ayırt edici özellik, büyük tarih anlatısının kenarında kalan insanları ve ayrıntıları merkeze taşımasıdır. Akademik tarihçiliğin kaynak disiplininden yararlanırken gazetecinin merakını, hikâyecinin anlatım gücünü ve İstanbul’a duyduğu kişisel tutkuyu aynı metinde birleştirdi.

#ReşadEkremKoçu #TarihimizdeGaripVakalar #İstanbulAnsiklopedisi #İstanbul #OsmanlıTarihi #PopülerTarih #ŞehirTarihi #KültürTarihi #Yeniçeriler #KösemSultan #TarihYazarlığı #İstanbulTarihi