Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
14 Gösterim

Bir şehzade tahta çıktığında henüz yirmi bir yaşındadır.
Karşısında yüzyıllardır aşılamayan surlarıyla Konstantinopolis vardır.
Arkasında gençliğini, kararlarını ve hükümdarlığını sorgulayanlar…
Önünde ise yalnızca bir şehir değil, tarihin akışını değiştirecek büyük bir hedef.

Sultan II. Mehmed.

Daha çocuk yaşta tahta çıkmış, ardından hükümdarlığı babasına bırakmak zorunda kalmış; eğitimle, saray mücadeleleriyle ve devlet yönetiminin sert gerçekleriyle büyümüş genç bir hükümdar…

İkinci kez tahta çıktığında artık ne istediğini bilmektedir.
İstanbul alınacaktır.
Hazırlıklar başlar.
Boğaz kontrol altına alınır.
Toplar dökülür.
Ordular toplanır.
Ve Bizans’ın yüzyıllardır ayakta duran surlarının önünde, yalnız Osmanlı tarihinin değil dünya tarihinin en büyük kuşatmalarından biri başlar.

29 Mayıs 1453, genç hükümdarın adını değiştirir.
Artık o yalnızca Sultan Mehmed değildir.
Fatih Sultan Mehmed’dir.

Fakat Reşad Ekrem Koçu’nun anlattığı hayat fetihle sona ermez.
Tam tersine, belki asıl hikâye bundan sonra başlar.
İstanbul yeniden kurulacaktır.
Devlet büyütülecektir.

Anadolu ve Rumeli’de Osmanlı hâkimiyeti güçlendirilecek, rakip devletlerle mücadele edilecek ve imparatorluğun sınırları yeni seferlerle genişletilecektir.

Fatih yalnızca savaş meydanlarında yaşayan bir hükümdar değildir.
Dillere, ilme ve sanata ilgi duyan; kendi döneminin dünyasını anlamaya çalışan, büyük hedefler kuran ve bu hedefler uğruna son derece sert kararlar verebilen karmaşık bir kişiliktir.

Reşad Ekrem Koçu da onu yalnızca zaferlerden oluşan kusursuz bir kahramana dönüştürmez.
Gençliğine, tutkularına, saray hayatına, çevresindeki insanlara, siyasi hesaplarına ve hükümdarlığının sert yüzüne de yaklaşır.
Böylece karşımıza yalnızca İstanbul’u fetheden padişah değil, kudretinin ve çelişkilerinin içinde yaşayan tarihsel bir insan çıkar.

Koçu’nun tarih anlatıcılığındaki belirgin özellik burada da kendisini gösterir: kronolojiyi aktarmakla yetinmez; tarihî kişileri ve olayları sahneleri, ayrıntıları ve insan ilişkileriyle canlı bir anlatının içine yerleştirir. Yayıncı da kitabı Fatih’in yaşam öyküsünün Koçu’nun kendine özgü, canlı tarih diliyle anlatıldığı bir eser olarak sunar.

Fatih Sultan Mehmed, bir şehzadenin büyük bir imparatorluğun hükümdarına dönüşmesini; fetihleri, iktidarı, ihtirasları ve bir çağın değişimine damgasını vuran kararlarıyla anlatan sürükleyici bir tarih kitabı.

Bazı hükümdarlar ülkeler yönetir.
Bazıları sınırları değiştirir.
Bazılarıysa bir şehrin kapısından içeri girdikleri gün,
bir çağın kapanıp başka bir çağın başlamasıyla birlikte anılır.