Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 05-07-1915
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 28-11-2002

Melih Cevdet Anday, asıl adıyla Muzaffer Melih Anday, 5 Temmuz 1915’te Çanakkale’de doğdu. Doğumundan iki yıl sonra İstanbul’un Fatih ilçesindeki nüfus kütüğüne kaydedilmesi nedeniyle bazı kaynaklarda doğum yeri İstanbul olarak gösterildi.

Babası İbrahim Cevdet Bey, annesi Hatice Nadide Hanım’dı. Çocukluk yıllarının bir bölümünü İstanbul’un Kadıköy ilçesinde geçirdi. İlköğrenimine Mühürdar’daki 35. İlk Mektepte başladı ve ortaokula Kadıköy Sultanisinde devam etti.

Ailesinin Ankara’ya taşınmasının ardından öğrenimini Ankara Erkek Lisesinde sürdürdü. Burada Oktay Rifat ve Orhan Veli Kanık’la tanıştı. Üç arkadaşın lise yıllarında başlayan edebiyat ilişkisi, ilerleyen dönemde Türk şiirindeki Garip hareketinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

Lise arkadaşlarıyla birlikte Sesimiz adlı okul dergisinin hazırlanmasına katıldı. İlk şiir ve yazı denemelerini farklı adlarla yayımladı. Şiirlerinde ve gazetecilik faaliyetlerinde Tepegöz Hayri, Murat Tek, Yaşar Tellidede, Gani Girgin, Niyaz Niyazoğlu ve H. Mecdi Velet gibi takma adlar kullandı.

Liseden sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine, ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine devam etti; ancak yükseköğrenimini tamamlamadı. Devlet Demiryollarında memur olarak çalışmaya başladı.

Devlet Demiryolları tarafından sosyoloji eğitimi görmesi amacıyla Belçika’ya gönderildi. Avrupa’daki siyasal gelişmeler ve yaklaşan savaş ortamı nedeniyle eğitimini tamamlamadan Türkiye’ye döndü.

Edebiyat dünyasında geniş ölçüde tanınmasını sağlayan ilk şiirlerinden “Ukde”, 1936’da Varlık dergisinde yayımlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte geliştirdiği yeni şiir anlayışı, 1941’de yayımlanan ortak Garip kitabında belirginleşti.

Garip hareketi; şiirde ölçü, uyak, süslü anlatım, seçkin söz varlığı ve geleneksel şiir konularının zorunlu görülmesine karşı çıktı. Gündelik konuşma dilini, sıradan insanı, sokak hayatını, küçük olayları, mizahı ve şaşırtıcı söyleyişleri şiirin merkezine taşıdı.

Anday’ın ilk bağımsız şiir kitabı Rahatı Kaçan Ağaç 1946’da yayımlandı. Telgrafhane ve Yan Yana adlı kitaplarında toplumsal eşitsizlik, savaş, yoksulluk, özgürlük ve siyasal baskı gibi konular daha belirgin bir yer kazandı.

Yan Yana’daki bazı şiirler siyasi içerikleri nedeniyle soruşturma konusu oldu ve kitap bir süre toplatıldı. Yapılan yargılama sonucunda eser yeniden serbest bırakıldı.

Anday’ın şiir anlayışı 1960’lı yıllardan itibaren önemli ölçüde değişti. Kolları Bağlı Odysseus ile gündelik dil ve mizah merkezli Garip şiirinden mitoloji, felsefe, tarih, zaman, bellek ve insanın varoluşu çevresinde gelişen yoğun bir şiire yöneldi.

Göçebe Denizin Üstünde, Teknenin Ölümü, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, Tanıdık Dünya, Güneşte ve Yağmurun Altında bu ikinci şiir döneminin başlıca kitapları oldu. Antik Yunan ve Mezopotamya mitlerini çağdaş insanın varoluş sorunlarıyla ilişkilendirdi.

Kolları Bağlı Odysseus’ta mitolojik kahramanı tarihsel geçmişe ait değişmez bir figür olarak değil, modern insanın özgürlük, tutsaklık, bellek ve kendini tanıma sorunlarını taşıyan şiirsel bir kişilik olarak kullandı.

Ölümsüzlük Ardında Gılgamış’ta insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini, kalıcılık isteğini, dostluğu ve yaşamın sınırlılığını Gılgamış anlatısıyla yeniden yorumladı. Mitoloji, Anday’ın şiirinde geçmişten kaçış değil, bugünü sorgulama aracı hâline geldi.

Şiirin yanında roman türünde de eserler verdi. İlk dönem romanlarından bazılarını Murat Tek takma adıyla gazetelerde tefrika ettirdi. Yağmurlu Sokak, Dullar Çıkmazı ve Meryem Gibi bu çizgideki eserleri arasında yer aldı.

Kendi adıyla yayımladığı ilk romanı Aylaklar 1965’te çıktı. Roman, II. Abdülhamid döneminde saray çevresinde görev yapmış Şükrü Paşa’dan kalan Erenköy’deki konakta yaşayan bir ailenin çözülüşünü anlatır.

Konak sakinleri üretmeden, geçmişten kalan serveti tüketerek yaşamlarını sürdürmeye çalışır. Konağın ekonomik ve fiziksel çöküşü, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde eski ayrıcalıklarını kaybeden bir toplumsal çevrenin çözülüşüyle birleşir.

Aylaklar’da geçmiş bütünüyle yüceltilmediği gibi yeni düzen de sorgusuz biçimde benimsenmez. Karakterler eski hayat biçiminden kopamazken Cumhuriyet döneminin çalışma, bireysellik ve toplumsal değişim taleplerine de uyum sağlayamaz.

Gizli Emir 1970’te yayımlandı. Baskıcı ve belirsiz bir yönetim altında yaşayan insanların korku, itaat, bekleyiş ve özgürlük arayışlarını ele alan roman, gerçekçi anlatımla alegorik ve karanlık bir siyasal atmosferi birleştirdi.

İsa’nın Güncesi 1974’te yayımlandı. Bireyin kimlik, gerçeklik, tarih ve toplum karşısındaki konumunu günlük biçimi, iç konuşma ve düşünsel sorgulamalar aracılığıyla işledi.

Raziye 1975’te yayımlandı. Romanın isimsiz anlatıcısı, kent hayatından uzaklaşarak dayısının Ege kıyısındaki çiftliğine gider. Burada dayısının doğaya, sade yaşama ve toplumsal düzenin dışında kalmaya dayanan hayatıyla karşılaşır.

Anlatıcı ile Raziye arasındaki ilişki, aşk ve arzu kadar kişilerin birbirleri hakkında kurduğu hayallerle biçimlenir. Raziye, anlatıcının ve dayının düşüncelerine göre anlamlandırılmaya çalışılan; ancak bu tanımlara bütünüyle sığmayan bağımsız bir kişilik olarak belirir.

Raziye’de kentten uzak, doğayla uyumlu ve bozulmamış bir yaşam kurma düşüncesi zamanla çözülür. Roman, ideal hayat tasarımlarının gerçek insan ilişkileri, arzu, mülkiyet, kıskançlık ve özgürlük karşısında ne ölçüde sürdürülebileceğini sorgular.

Anday, tiyatro alanında İçerdekiler, Mikadonun Çöpleri, Yarın Başka Koruda, Dikkat Köpek Var, Ölüler Konuşmak İsterler, Müfettişler ve Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylentisi gibi oyunlar yazdı.

Oyunlarında kapalı mekân, bekleyiş, iletişimsizlik, baskı, yalnızlık ve bireyin başka kişiler karşısında kurduğu roller öne çıktı. Diyaloglar aracılığıyla kişilerin birbirlerini anlamaya çalışırken nasıl yeni yanlış anlamalar oluşturduklarını gösterdi.

Deneme ve gazete yazılarında edebiyat, şiir, dil, felsefe, tarih, siyaset, Doğu-Batı ilişkileri ve gündelik hayat üzerine düşündü. Doğu-Batı, Konuşarak, Yeni Tanrılar, Dilimiz Üstüne Konuşmalar, Yasak, Paris Yazıları, İmge Ormanları ve Geçmişin Geleceği başlıca deneme kitapları arasında yer aldı.

Akşam, Tercüman, Cumhuriyet ve farklı gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. İstanbul Belediye Konservatuvarında diksiyon, fonetik, tiyatro ve Avrupa edebiyatı dersleri verdi; TRT Yönetim Kurulu üyeliği ve UNESCO Genel Merkezinde eğitim müşavirliği yaptı.

Gogol, Turgenyev, Molière, Tarjei Vesaas ve farklı yazarlardan roman, oyun ve şiir çevirileri yaptı. Tarjei Vesaas’ın Buz Sarayı adlı romanının çevirisiyle Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü’nü kazandı.

Mikadonun Çöpleri ile İlhan İskender Tiyatro Ödülü’ne, Gizli Emir ile TRT Roman Başarı Ödülü’ne, Teknenin Ölümü ile Yeditepe Şiir Armağanı’na ve Sözcükler ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü.

Ölümsüzlük Ardında Gılgamış ile Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü, Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylentisi ile ENKA Sanat Ödülü’nü aldı. 1991’de TÜYAP Kitap Fuarı Onur Yazarı seçildi; 2000’de Aydın Doğan Vakfı Şiir Ödülü’nü kazandı.

Melih Cevdet Anday, solunum ve böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 28 Kasım 2002’de İstanbul’da öldü. Büyükada Mezarlığı’na defnedildi.

Garip hareketinin kurucularından biri olarak başladığı edebiyat yaşamını felsefi ve mitolojik şiire, deneysel romana, uyumsuz tiyatroya, denemeye ve çeviriye genişleten Anday, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en çok yönlü isimlerinden biri oldu.

#MelihCevdetAnday #Aylaklar #Raziye #GaripAkımı #TürkŞiiri #TürkRomanı #KollarıBağlıOdysseus #Gılgamış #MitolojikŞiir #Tiyatro #Deneme #CumhuriyetDönemi