Melih Cevdet Anday’ın İsa’nın Güncesi adlı romanı, sıradan bir memur olan İsa’nın iş değişikliğiyle birlikte içine girdiği giderek karmaşıklaşan dünyayı anlatıyor. İthal Ambarları ve Uluslararası Elektronik Birliği Kurumu’nda çalışmaya başlayan İsa, karşılaştığı olaylar ve sorgulamalar arasında çevresine, insanlara ve kendi kimliğine farklı bir gözle bakmaya başlıyor.
Roman boyunca kuşku, gözetlenme duygusu, yalnızlık, bürokrasi ve bireyin otorite karşısındaki konumu öne çıkıyor. Günlük hayatın alışılmış düzeni giderek gerçeküstü bir atmosfere dönüşürken, İsa’nın yaşadıkları birey ile sistem arasındaki ilişkinin farklı yönlerini görünür hâle getiriyor. Anday, olağan olanla sıra dışı olanı iç içe geçirerek modern insanın çevresiyle kurduğu bağı sorguluyor.
İsa’nın Güncesi, bireyin yalnızlığını, kuşku duygusunu ve otoriteyle kurduğu ilişkiyi güçlü bir edebî anlatımla ele alan bir roman. Melih Cevdet Anday, kendine özgü dili ve gerçeküstü atmosferiyle insanın içinde bulunduğu düzeni, kimliğini ve çevresindeki dünyayı yeniden değerlendirmesine imkân veren katmanlı bir eser sunuyor.