Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
6 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 06-01-1883
Doğum yeri Bişerri
Ölüm tarihi 10-04-1931

Halil Cibran, uluslararası alanda kullanılan adıyla Kahlil Gibran, 6 Ocak 1883’te Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığının Bsharri kasabasında doğdu. Günümüzde bu bölge Lübnan sınırları içindedir. Maruni Hristiyan bir ailede büyüdü ve çocukluk yıllarında dağlık Bsharri çevresinin doğasıyla yerel halk kültüründen güçlü biçimde etkilendi.

Babası Halil bir dönem vergi tahsildarlığı yaptı; annesi Kamileh Rahmeh ise önceki evliliğinden olan oğlu Boutros ile Cibran ve kızları Mariana ve Sultana’nın bakımını üstlendi. Ailenin ekonomik koşulları düzenli değildi ve babasının yaşadığı mali sorunlar sonraki yıllarda göç kararında etkili oldu.

1895’te annesi, kardeşleriyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Aile Boston’daki büyük Suriyeli ve Lübnanlı göçmen topluluğunun bulunduğu South End bölgesine yerleşti. Babası ise Lübnan’da kaldı.

Boston’daki okul yıllarında resim yeteneği fark edildi. Öğretmenleri aracılığıyla fotoğrafçı, yayıncı ve sanat hamisi F. Holland Day ile tanıştı. Day, genç Cibran’ı Boston’un sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşturdu ve onun çizimlerini kullanmaya başladı.

1898’de eğitimini Arapça ve kendi kültürel çevresi içinde sürdürmesi amacıyla Lübnan’a gönderildi. Beyrut’taki Madrasat al-Hikma’da öğrenim gördü; Arap dili ve edebiyatıyla ilgisini geliştirdi ve Fransızca edebiyatla tanıştı.

1902’de kız kardeşi Sultana’nın ölüm haberinin ardından Boston’a döndü. Kısa süre içinde üvey ağabeyi Boutros’u ve annesi Kamileh’i de kaybetti. Arka arkaya yaşadığı aile kayıpları ölüm, yalnızlık, ayrılık ve ruhun sürekliliği gibi temaların yazılarında giderek belirginleşmesine eşlik etti.

1904’ten itibaren Arapça yayımlanan göçmen gazetelerinde yazmaya başladı. İlk kitabı Al-Musiqa 1905’te yayımlandı. Müzik üzerine kısa bir çalışma olan eser, sanatın insanın iç dünyasını dile getirme gücüne ilişkin düşüncelerini ortaya koydu.

Vadinin Perileri olarak çevrilen Ara’is al-Muruj ve Asi Ruhlar olarak bilinen Al-Arwah al-Mutamarridah gibi erken dönem Arapça eserlerinde dinî otorite, toplumsal gelenek, zorla evlendirme, kadınların özgürlüğü, yoksulluk ve bireyin toplum karşısındaki konumu üzerinde durdu.

Bu yıllarda eğitimci ve sanat hamisi Mary Haskell ile yakın bir ilişki kurdu. Haskell, Cibran’ın hem sanat eğitimini hem de İngilizce yazarlığını destekledi ve onun metinlerinin hazırlanmasında uzun yıllar önemli bir editoryal rol üstlendi.

1908’de sanat eğitimi için Paris’e gitti. Avrupa resmini, heykelini ve dönemin sanat hareketlerini yakından inceleyerek görsel sanat çalışmalarını geliştirdi. Cibran yaşamı boyunca kendisini yalnızca yazar değil, aynı zamanda ressam olarak da değerlendirdi.

1911’den itibaren New York’ta yaşamaya başladı. Burada hem Arapça hem İngilizce eserler üretti. Kahire’de yaşayan Lübnanlı-Filistinli yazar May Ziadeh ile 1912’de başlayan ve yıllarca süren mektuplaşması, edebî yaşamının önemli ilişkilerinden biri oldu.

Kırık Kanatlar 1912’de yayımlandı. Selma Karameh adlı genç kadının özgürce sevme hakkıyla aile, dinî otorite ve toplumsal beklentiler arasında sıkışmasını anlatan eser, Cibran’ın kadın özgürlüğü ve bireysel seçim konularındaki en açık anlatılarından biri oldu.

1914’te Bir Gözyaşı ve Bir Gülümseyiş yayımlandı. Deneme, düzyazı şiir ve kısa düşünce parçalarından oluşan eser, acı ile sevinci insan yaşamının birbirinden ayrılamayan iki yönü olarak ele aldı.

Cibran, Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişen Arap göçmen edebiyatının, yani Mehcer edebiyatının başlıca temsilcilerinden biri oldu. Mikhail Naimy ve başka Arap göçmen yazarlarla birlikte Kalem Birliği adıyla tanınan al-Rabita al-Qalamiyya çevresinde yer aldı ve modern Arap edebiyatının biçimsel dönüşümüne katkıda bulundu.

İngilizce yayımlanan ilk kitabı The Madman 1918’de çıktı. Türkçede Deli adıyla bilinen eser; kısa meseller, düzyazı şiirler ve alegorik anlatılardan oluşur. Açılış bölümünde anlatıcı, yıllar boyunca taktığı maskelerin çalınmasının ardından maskesiz kaldığı için toplum tarafından deli ilan edilmesini anlatır.

Deli’de delilik, yalnızca zihinsel bozukluğu ifade eden gerçekçi bir durum değildir. Toplumun alışkanlıklarından, ikiyüzlülüğünden ve ortak kabullerinden uzaklaşan kişinin dışarıdan nasıl görüldüğünü anlatan simgesel bir konuma dönüşür.

The Forerunner 1920’de yayımlandı ve Deli’de geliştirdiği kısa mesel biçimini sürdürdü. Cibran bu dönemde edebî çalışmalarının yanı sıra çizim ve resim üretmeye devam etti; Twenty Drawings adlı kitabı görsel sanat çalışmalarından bir seçki sundu.

En tanınmış eseri The Prophet 1923’te yayımlandı. Türkçede Ermiş adıyla bilinen kitapta Almustafa adlı bilge kişi, on iki yıldır yaşadığı Orphalese kentinden ayrılmak üzereyken kent halkının soruları üzerine insan yaşamının temel meseleleri hakkında konuşur.

Ermiş yirmi altı kısa konuşma çevresinde şekillenir. Aşk, evlilik, çocuklar, vermek, yemek ve içmek, çalışma, sevinç ve keder, evler, giysiler, alım satım, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, akıl ve tutku, acı, kendini bilmek, öğretmek, dostluk, konuşmak, zaman, iyi ve kötü, dua, haz, güzellik, din ve ölüm eserin düşünsel alanını oluşturur.

Kitap ilk yayımlandığında eleştirmenlerden sınırlı ilgi görmesine karşın okurlar arasında giderek büyüyen bir karşılık buldu. On yıllar boyunca sürekli basıldı, çok sayıda dile çevrildi ve Cibran’ın uluslararası ölçekte en tanınan eseri hâline geldi.

Kum ve Köpük 1926’da yayımlandı. Kısa özdeyişler, alegoriler ve düşünce parçalarından oluşan eser, Ermiş’teki yoğun ve şiirsel söyleyiş biçimini daha küçük metin birimlerine taşıdı.

Jesus, the Son of Man 1928’de yayımlandı. Cibran, İsa’yı tek bir anlatıcının gözünden vermek yerine onu tanıdığı varsayılan farklı kişilerin seslerinden oluşturulan çoklu bir portre biçiminde ele aldı. Böylece dinî kişiliği dogmatik bir açıklamadan çok farklı insanların deneyimleri içinden değerlendirdi.

Son dönem eserlerinden The Earth Gods 1931’de yayımlandı. Cibran’ın sağlığının giderek bozulduğu bu yıllarda The Wanderer ve Ermiş’in devamı olarak düşündüğü The Garden of the Prophet üzerinde de çalıştı.

Halil Cibran 10 Nisan 1931’de New York’ta kırk sekiz yaşında öldü. Ölüm nedeni karaciğer sirozu olarak kaydedildi. Vasiyeti doğrultusunda naaşı Lübnan’a götürüldü ve Bsharri’deki Mar Sarkis manastırına yerleştirildi; bu yapı daha sonra Cibran’ın el yazmalarını, kişisel eşyalarını ve yüzlerce sanat eserini barındıran Gibran Müzesi’ne dönüştürüldü.

The Wanderer 1932’de, The Garden of the Prophet ise 1933’te ölümünden sonra yayımlandı. Arapça ve İngilizce arasında üretim yapan Cibran’ın edebî mirası; göçmenlik, bireysel özgürlük, aşk, ölüm, ruhsallık, doğa, toplumsal baskı ve insanın kendisini tanıma arayışı çevresinde gelişti.

#HalilCibran #KahlilGibran #Ermiş #TheProphet #Deli #TheMadman #KırıkKanatlar #MehcerEdebiyatı #ArapAmerikanEdebiyatı #DüzyazıŞiir #Mesel #LübnanEdebiyatı