Bazı aşklar, başlamadan önce bile kaybetmeye mahkûmdur.
Genç bir adam, babasının eski dostu Faris Karami’yi ziyaret ettiğinde onun kızı Selma’yla tanışır. İlk karşılaşmalarından itibaren aralarında sözcüklerin ötesine geçen güçlü bir yakınlık doğar. Birlikte geçirilen saatler, hayatın ve aşkın anlamına dair konuşmalarla derinleşirken iki genç, birbirlerinde uzun zamandır aradıkları ruhu bulduklarına inanır.
Fakat Selma’nın geleceği kendi ellerinde değildir.
Ailesinin serveti ve toplumdaki konumu, onu çıkar hesaplarının merkezine yerleştirir. Güçlü bir din adamının yeğeniyle evlendirilmesine karar verildiğinde aşk ile gelenek, insanın kendi hayatını seçme hakkı ile toplumun dayattığı düzen karşı karşıya gelir.
Selma sevmediği bir hayata doğru sürüklenirken genç adam, sevdiği kadını kaybetmenin çaresizliğiyle baş başa kalır. Birbirlerinden uzak durmaya çalışsalar da aralarındaki bağ, ayrılıkla yok olmaz. Tam tersine, ulaşılamayan her şey gibi daha da derinleşir.
Halil Cibran, **Kırık Kanatlar**’da aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bir yakınlık olarak anlatmaz. Kadının iradesini yok sayan geleneklere, servetin ve makamın insan ilişkileri üzerindeki gücüne ve inanç adına kurulan baskılara da sert sorular yöneltir.
Şiirsel anlatımıyla ilerleyen roman, sevginin özgürlük olmadan tamamlanıp tamamlanamayacağını sorgularken insanın kendi mutluluğunu seçme hakkının ne kadar kolay elinden alınabildiğini gösterir.
**Kırık Kanatlar**, kavuşamamış bir aşkın hüznünü, özgürlük arzusunu ve toplumun görünmez zincirleriyle mücadele eden iki insanın kırılganlığını anlatan zamansız bir eser.
Çünkü bazen insanın kanatlarını kıran şey sevgisizlik değildir.
Sevdiği hâlde kendi hayatını seçmesine izin verilmemesidir.
- Çevirmen
- Cemre Naz Öztürk
- Çevirmen
- Cemre Naz Öztürk
- Çevirmen
- Ersan Devrim