Bir insan ne zaman deli sayılır?
Başkaları gibi düşünmediğinde mi?
Kendisine öğretilen doğruları sorguladığında mı?
Yoksa herkesin taktığı maskeleri çıkarmaya cesaret ettiğinde mi?
Halil Cibran, **Deli**’de insanın toplumla, kendi benliğiyle ve başkalarının beklentileriyle kurduğu ilişkiye kısa fakat çarpıcı anlatılarla bakıyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen öyküler, meseller ve şiirsel parçalar; özgürlük, yalnızlık, sevgi, ikiyüzlülük ve insanın kendisini tanıma çabası etrafında birleşiyor.
Cibran’ın “deli”si, aklını kaybetmiş biri olmaktan çok, başkalarının kendisi için hazırladığı yüzleri reddeden bir insandır. Toplumun doğru kabul ettiklerine dışarıdan bakar; insanların sözleriyle davranışları arasındaki çelişkileri görür ve çoğunluğun onayının her zaman hakikat anlamına gelmediğini hatırlatır.
Bu metinlerde kimi zaman bir köpek, kimi zaman bir kral, kimi zaman iki bilge ya da sıradan bir yolcu konuşur. Basit görünen karşılaşmalar kısa sürede insan doğasına ilişkin keskin sorulara dönüşür. Cibran, az sözle büyük çelişkileri görünür kılar; okuru hem gülümsetir hem de rahatsız edecek kadar doğrudan bir aynanın karşısına bırakır.
**Deli**, insanın kim olduğunu başkalarının gözünden değil, kendi içinden anlamaya çalışmasının kitabıdır. Halil Cibran, özgürlüğün yalnızca zincirlerden kurtulmak değil, insanın kendisine biçilen kimliklerden de sıyrılabilmek olduğunu düşündürür.
Çünkü bazen aklı başında görünmek için insan kendisinden vazgeçer.
Bazen de herkesin deli dediği kişi, yalnızca maskesini ilk çıkarandır.
- Çevirmen
- Cemre Naz Öztürk
- Çevirmen
- Cemre Naz Öztürk
- Çevirmen
- Selda Terek Bilecen