İnsan yaşadıklarını geride bırakabilir mi, yoksa geçmişi hayatının her döneminde yeniden karşısına mı çıkar? Nobel Edebiyat Ödüllü Imre Kertész, Fiyasko adlı romanında bireyin geçmişiyle hesaplaşmasını, özgürlük arayışını ve baskıcı sistemler karşısındaki varoluş mücadelesini anlatıyor. Yaşanmış gerçeklerle edebiyatın iç içe geçtiği eser, insanın kendi hikâyesini anlatma ihtiyacını ve hayatın anlamını sorgulayan çok katmanlı bir anlatı sunuyor.
Yaşamının önemli bir bölümünü yazmaya adamış yaşlı bir yazar, geçmişte kaleme aldığı romanının yayınevleri tarafından reddedilmesini ve yazarlık serüvenini düşünmektedir. Daracık çalışma odasında, anılarının ve düşüncelerinin arasında yeni bir roman üzerinde çalışmaya başlar. Yazdığı hikâyenin merkezinde ise savaşın ardından Budapeşte'ye dönen Köves bulunmaktadır. Kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışan Köves, kısa süre içinde bireyin düşüncelerinin, davranışlarının ve geleceğinin görünmez kurallarla belirlendiği bir dünyayla karşılaşır. Geçmişin ağır izlerini taşıyan bu genç adam için sıradan bir yaşam sürdürmek bile giderek karmaşık bir mücadeleye dönüşür.
Imre Kertész, kendi hayatından izler taşıyan anlatısında savaş sonrası Macaristan'ın siyasi ve toplumsal atmosferini, bireyin kimlik arayışını ve totaliter düzenin insan üzerindeki etkilerini ele alıyor. Roman içinde roman biçiminde ilerleyen eser, gerçeklikle kurmacanın sınırlarını belirsizleştirirken yazmanın, hatırlamanın ve yaşananları anlamlandırmanın güçlüğünü ortaya koyuyor. Kertész, karakterlerinin karşılaştığı bürokratik engelleri, belirsizlikleri ve gündelik hayatın çelişkilerini yer yer kara mizahla işleyerek insanın kendi yaşamı üzerindeki denetimini ne ölçüde koruyabileceğini sorguluyor.
Fiyasko, Kertész'in Kadersizlik romanıyla güçlü bağlar kuran, ancak kendi başına da derinlikli bir edebî deneyim sunan önemli eserlerinden biri. Başarısızlık, yabancılaşma, hafıza ve özgürlük kavramları etrafında şekillenen roman, insanın yaşadığı dünyaya uyum sağlamakla kendi kimliğini korumak arasında verdiği mücadeleyi etkileyici bir anlatımla ele alıyor. Kertész, okurunu yalnızca bir yazarın ve onun yarattığı karakterin hikâyesine değil, insanın kendi kaderini yazıp yazamayacağına dair temel bir soruyla yüzleşmeye davet ediyor.
- Çevirmen
- Ersel Kayaoğlu