Bibliosfer
★ 0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
♥ 0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 09-11-1929
Doğum yeri Budapeşte
Ölüm tarihi 31-03-2016

Imre Kertész, 9 Kasım 1929'da Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de doğdu. Babası tüccar László Kertész, annesi Aranka Jakab'dı. Yahudi kökenli bir ailede yetişen Kertész'in çocukluğu, Avrupa'da antisemitizmin ve siyasal gerilimlerin giderek arttığı yıllara rastladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları, sonraki edebî üretiminin temelini oluşturdu.

Budapeşte'de öğrenim gören Kertész, henüz on dört yaşındayken Nazi yönetiminin Macaristan'daki Yahudilere yönelik sürgün uygulamalarının hedefi oldu. 1944'te Auschwitz toplama kampına gönderildi. Daha sonra Buchenwald'a ve Zeitz çalışma kampına sevk edildi. Savaşın sona erdiği 1945 yılında kampların kurtarılmasıyla özgürlüğüne kavuştu.

Budapeşte'ye döndüğünde hem eğitimini tamamlamaya hem de savaşın ardından değişen toplumsal koşullara uyum sağlamaya çalıştı. Toplama kamplarında geçirdiği süre, yaşamının geri kalanında sürekli yeniden değerlendireceği bir deneyim hâline geldi. Ancak bu deneyimi doğrudan anı biçiminde anlatmak yerine, daha sonra kurmaca aracılığıyla yeniden oluşturmayı tercih etti.

1948'de Budapeşte'deki Világosság gazetesinde gazeteciliğe başladı. 1951'de gazetenin Komünist Parti çizgisindeki dönüşümü sırasında işinden çıkarıldı. Ardından iki yıl askerlik yaptı. Macaristan'ın sosyalist yönetim altında bulunduğu bu dönemde, bireyin siyasal otorite karşısındaki konumunu ve düşünsel bağımsızlığın sınırlarını yakından gözlemledi.

1950'lerin ortalarında yazarlığı temel uğraşı olarak seçti. Geçimini sağlamak için fabrika işçiliği, çeviri ve tiyatro çalışmaları gibi farklı işlerde bulundu. Özellikle müzikli komediler için metinler hazırladı ve 1963'e kadar bu alanda çalıştı. Bununla birlikte yaşamının asıl amacını roman yazmak olarak görüyordu.

Kertész, uzun yıllar boyunca edebiyat çevrelerinden ve resmî kültür kurumlarından uzak, bağımsız bir çalışma yaşamı sürdürdü. Kendisinin içsel sürgün olarak tanımladığı bu dönemde, siyasal sistemin beklentilerinden uzak durarak yazmaya ve düşünmeye çalıştı. Almancadan Macarcaya yaptığı çeviriler, hem geçimini sağlamasına hem de Avrupa düşünce ve edebiyatıyla ilişkisini derinleştirmesine katkıda bulundu. Friedrich Nietzsche, Sigmund Freud, Hugo von Hofmannsthal, Arthur Schnitzler, Joseph Roth, Ludwig Wittgenstein ve Elias Canetti, çevirdiği yazar ve düşünürler arasındaydı.

1960'ta Albina Vas ile evlendi. Aynı yıl, toplama kampı deneyimini edebî bir anlatıya dönüştürecek romanı üzerinde çalışmaya başladı. İlk taslaklarında farklı başlıklar kullandığı eser, zamanla Sorstalanság adını aldı. Türkçeye Kadersizlik adıyla çevrilen romanın tamamlanması on yılı aşkın bir süre gerektirdi.

Kadersizlik dosyası 1973'te Magvető Yayınevi tarafından reddedildi. Roman, ancak 1975'te Szépirodalmi Könyvkiadó tarafından yayımlandı. Dönemin bazı eleştirmenlerinden olumlu değerlendirmeler alsa da geniş bir okur kitlesine ulaşamadı. Kertész'in uluslararası edebiyat çevrelerinde tanınmasını sağlayacak olan eser, ilk yayımlandığı yıllarda büyük ölçüde sınırlı bir ilgiyle karşılandı.

Kadersizlik, Budapeşte'de yaşayan Yahudi bir genç olan György Köves'in toplama kamplarına gönderilmesini ve hayatta kalma deneyimini anlatır. Olaylar, yaşananların tarihsel sonuçlarını henüz bütünüyle kavrayamayan genç anlatıcının bakış açısından aktarılır. Köves'in gündelik olayları anlamlandırma çabası, toplama kampı düzeninin korkunçluğuyla sürekli bir karşıtlık oluşturur. Kertész, bu yöntemle Holokost'u yalnızca tarihsel bir felaket olarak değil, bireyin yaşamının elinden alınması ve başkaları tarafından belirlenmesi sorunu olarak inceler.

Roman, yazarın kendi yaşamından izler taşımakla birlikte doğrudan bir otobiyografi değildir. Kertész, kişisel deneyimlerini kurmaca bir karakter ve özel olarak oluşturulmuş bir anlatım dili aracılığıyla yeniden düzenledi. Anlatıcının sakin, gözlemci ve zaman zaman şaşırtıcı derecede sıradan ifadeler kullanması, yaşananlarla anlatım biçimi arasında güçlü bir gerilim yaratır. Bu yaklaşım, yazarın sonraki eserlerinde de sürdüreceği bireysel deneyim ve tarihsel gerçeklik sorgulamasının temelini oluşturdu.

1977'de A nyomkereső adlı kitabı yayımlandı. Kitap, A nyomkereső ve Detektívtörténet adlı iki kısa romanı bir araya getiriyordu. Kertész bu eserlerde de siyasal baskı, suç, sorumluluk, sorgulama ve bireyin otorite karşısındaki konumuyla ilgilendi. Özellikle Detektívtörténet, baskıcı bir yönetimin işleyişini ve devlet şiddetinin insan davranışları üzerindeki etkisini inceleyen bir anlatıdır.

1988'de ikinci büyük romanı A kudarc, Türkçedeki adıyla Fiyasko, yayımlandı. Eser, ilk romanının yayımlanma sürecinde yaşadığı güçlüklerden ve yazar olarak karşılaştığı sorunlardan hareket eder. Romanın başlangıcında yaşlı bir yazar, ilk kitabının reddedilmesini ve yeni bir eser yazma çabasını değerlendirir. Ardından yazmaya çalıştığı romanın dünyası açılır ve Köves adlı karakterin totaliter bir toplumdaki yaşamı anlatılır.

Fiyasko, bir romanın yazılma sürecini başka bir romanın konusu hâline getiren çok katmanlı bir anlatıdır. Kertész, kurmaca ile yaşam deneyimi arasındaki sınırları sorgularken yazarın kendi kimliğini nasıl oluşturduğunu da inceler. Toplama kampından sağ çıkan bir insanın baskıcı siyasal düzen içinde karşılaştığı yeni sorunlar, ilk romandaki deneyimin tarihsel devamı olarak belirir. Böylece eser, yalnızca edebî başarısızlık üzerine değil, insanın özgürlüğünü ve kişiliğini yeniden kurma çabası üzerine de yoğunlaşır.

1990'da Kaddis a meg nem született gyermekért, Türkçede Doğmayacak Çocuk İçin Dua adıyla yayımlandı. Roman, bir yazarın çocuk sahibi olmayı reddetmesinden hareketle geçmişini, evliliğini ve Auschwitz deneyimini sorguladığı uzun bir iç monolog biçimindedir. Yahudi geleneğindeki ölüler için okunan Kaddiş duasına gönderme yapan eser, hiç doğmayacak bir çocuğa yönelik düşünsel ve duygusal bir anlatı kurar. Kertész, insanın yaşadığı tarihsel felaketin geleceğe ilişkin kararlarını nasıl etkilediğini araştırır.

Kadersizlik, Fiyasko ve Doğmayacak Çocuk İçin Dua, ortak karakterler, deneyimler ve düşünsel sorunlar nedeniyle çoğunlukla bir üçleme olarak değerlendirilir. İlk eser toplama kampı deneyimine, ikincisi hayatta kalan kişinin totaliter toplumdaki yaşamına ve yazarlık sürecine, üçüncüsü ise geçmişin bireyin özel yaşamına ve gelecek düşüncesine etkilerine yönelir. Eserler birbirini tamamlayan bir düşünsel bütünlük oluşturmakla birlikte farklı anlatım teknikleriyle yazılmıştır.

1991'de Az angol lobogó (İngiliz Bayrağı) yayımlandı. Macaristan'ın yakın tarihiyle bağlantılı anlatılar içeren eser, bireyin siyasal olaylar karşısındaki konumunu sorgular. 1992'de yayımlanan Gályanapló (Kadırga Günlüğü), uzun yıllar boyunca tuttuğu yazarlık günlüklerinden oluşturuldu. Bu kitapta edebiyat, tarih, düşünsel özgürlük, yazma süreci ve kişisel deneyimler üzerine geliştirdiği görüşler yer aldı.

1993'te A holocaust mint kultúra (Kültür Olarak Holokost) adlı konferans metinleri ve Jegyzőkönyv (Tutanak) yayımlandı. Özellikle Holokost'un Avrupa kültürü ve ahlak anlayışı açısından taşıdığı anlam, Kertész'in denemelerinin temel sorunlarından biri oldu. Yazar, yaşanan felaketin yalnızca geçmişte kalmış bir tarihsel olay olarak ele alınamayacağını savundu. Totaliter yönetimlerin insanı nesneleştiren uygulamalarıyla çağdaş toplumların ahlaki sorumlulukları arasında bağlantılar kurdu.

1990'larda eserlerinin Almancaya çevrilmesi, Kertész'in uluslararası edebiyat çevrelerinde tanınmasını sağladı. Doğmayacak Çocuk İçin Dua 1992'de, Kadersizlik ise 1996'da Almanca yayımlandı ve özellikle Almanya'da geniş ilgi gördü. 1995'te Brandenburg Edebiyat Ödülü'nü, 1996'da Sándor Márai Ödülü'nü kazandı. 1997'de Macaristan'ın önemli devlet sanat ve edebiyat ödüllerinden Kossuth Ödülü'ne ve Leipzig Kitap Fuarı Büyük Ödülü'ne layık görüldü.

1995'te ilk eşi Albina Vas hayatını kaybetti. Kertész, 1996'da Magda Sass ile evlendi. Edebî çalışmalarını ve uluslararası etkinliklerini sürdürürken günlük tutmaya devam etti. 1997'de Valaki más: A változás krónikája (Başka Biri: Değişimin Güncesi) yayımlandı. Eser, kişisel kimliğin değişimi ve insanın kendi yaşamıyla kurduğu ilişkiyi günlük biçiminde değerlendirir.

1998'de Macaristan Dijital Edebiyat Akademisinin kurucu üyeleri arasına katıldı. Aynı yıl A gondolatnyi csend, amíg a kivégzőosztag újratölt adlı deneme kitabı yayımlandı. 2000'de Herder Ödülü'nü ve Die Welt Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 2001'de çıkan A száműzött nyelv (Sürgündeki Dil), Holokost, totaliter yönetimler, Avrupa kültürü ve edebiyatın tanıklık işlevi üzerine denemelerini bir araya getirdi.

10 Ekim 2002'de İsveç Akademisi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Ödül gerekçesinde, eserlerinin tarihin barbarca keyfîliği karşısında bireyin kırılgan deneyimini savunması vurgulandı. Kertész, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Macar yazar oldu. Bu ödül, uzun yıllar boyunca sınırlı bir okur çevresi tarafından tanınan eserlerinin dünya edebiyatındaki yerini güçlendirdi.

2003'te Felszámolás, Türkçedeki adıyla Tasfiye, yayımlandı. Roman, siyasal rejim değişikliğinin ardından bir yazarın ölümü ve geride bıraktığı metinler çevresinde gelişir. Holokost'un, komünist yönetimin ve toplumsal dönüşümlerin insan yaşamında bıraktığı izler, edebiyat ve hafıza ilişkisi üzerinden sorgulanır. Tasfiye, önceki üç romanla kurduğu tematik bağlantılar nedeniyle Kertész'in dört kitaplık anlatı bütününün son halkası olarak da değerlendirilir.

Aynı yıl eşiyle birlikte Berlin'e taşındı. Uluslararası konferanslara ve edebiyat etkinliklerine katılarak Holokost, totaliter ideolojiler ve bireysel özgürlük üzerine görüşlerini paylaşmayı sürdürdü. Bununla birlikte Nobel Ödülü sonrasında artan tanınırlığın, yazarlık kimliği üzerinde yeni beklentiler ve baskılar oluşturduğunu da günlüklerinde dile getirdi.

2005'te Kadersizlik, yönetmen Lajos Koltai tarafından sinemaya uyarlandı. Filmin senaryosunu Kertész kendisi yazdı; müziklerini Ennio Morricone besteledi. Romanın anlatımında önemli yer tutan gündelik ayrıntılar ve genç karakterin sınırlı bakış açısı, sinema diline aktarılmaya çalışıldı. Film, aynı yıl Berlin Uluslararası Film Festivali'nde yarışma bölümünde gösterildi.

2006'da K. dosszié, Türkçede Dosya K. adıyla yayımlanan eseri çıktı. Kitap, yazarın kendi yaşamını sorular ve cevaplar biçiminde yeniden değerlendirdiği bir anlatıdır. Kertész, anı, söyleşi ve kurmaca arasında kurduğu yapı aracılığıyla gerçek yaşamla yazılı anlatı arasındaki ilişkiyi sorgular. Böylece kişisel biyografisini doğrudan aktarmak yerine onu yeniden yorumlayan edebî bir metin oluşturur.

Sonraki yıllarda günlüklerini, notlarını ve düşünsel çalışmalarını yayımlamayı sürdürdü. Mentés másként (2011), A végső kocsma (2014) ve A néző (2016), geç dönem günlük ve notlarından oluşan eserleri arasındadır. Bu metinlerde yaşlılık, hastalık, edebî tanınırlık, değişen toplumsal koşullar ve geçmişle hesaplaşma önemli yer tutar. Yaşamının son döneminde sağlık sorunları nedeniyle kamusal etkinliklerini giderek azalttı.

Imre Kertész, 31 Mart 2016'da Budapeşte'de 86 yaşında hayatını kaybetti. Ardında romanlar, kısa anlatılar, denemeler, günlükler, çeviriler ve senaryo çalışmaları bıraktı. Eserleri çok sayıda dile çevrildi ve Holokost edebiyatı, totalitarizm, modern roman ve bireysel hafıza üzerine yapılan araştırmaların önemli kaynakları arasında yer aldı.

Imre Kertész'in edebî mirası, tarihsel felaketleri yalnızca yaşanan olayların kaydı olarak değil, insanın kendi yaşamını anlamlandırma sorunuyla ilişkili biçimde anlatmasında belirginleşir. Kadersizlik, Fiyasko, Doğmayacak Çocuk İçin Dua ve Tasfiye, bireyin farklı siyasal düzenler altında karşılaştığı kimlik, özgürlük ve sorumluluk sorunlarını birbirini tamamlayan anlatılarla ele alır. Kertész, tanıklık edebiyatını modernist anlatım teknikleri ve felsefi sorgulamayla birleştiren yazarlar arasında yer alır.

#ImreKertesz #Kadersizlik #Fiyasko #DoğmayacakÇocukİçinDua #Tasfiye #DosyaK #NobelEdebiyatÖdülü #MacarEdebiyatı #HolokostEdebiyatı #TanıklıkEdebiyatı #Totalitarizm #ModernistRoman