Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
4 Gösterim

J. M. Coetzee’nin İsa’nın Çocukluğu adlı romanı, kimlik, aidiyet, eğitim, sevgi ve anlam arayışı üzerine kurulu alegorik ve felsefi bir anlatı. Coetzee, geçmişlerinden kopmuş insanların yeni bir hayata başladığı belirsiz bir dünyada, yetişkinlerle bir çocuğun hayata bakışı arasındaki farkları merkeze alıyor. Roman, sade dili ve sembolik yapısıyla okuru hem karakterlerin yaşadıklarını hem de bu dünyanın hangi anlamlara işaret ettiğini sorgulamaya yöneltiyor.

Eserin merkezinde Simón ve David bulunuyor. Yeni geldikleri ülkede kendilerine bir yaşam kurmaya çalışan ikili, bir yandan gündelik ihtiyaçlarla uğraşırken diğer yandan David’in ailesine ve kendi kimliğine dair arayışını sürdürüyor. İsa’nın Çocukluğu, çocuğun dünyayı algılayış biçimi ile yetişkinlerin düzen, eğitim ve toplumsal kurallar anlayışı arasındaki gerilim üzerinden ilerliyor.

J. M. Coetzee – İsa’nın Çocukluğu, başlığının çağrıştırdığı dinsel göndermeleri doğrudan bir yeniden anlatı biçiminde kullanmak yerine, kimlik ve anlam meselelerini semboller üzerinden tartışıyor. Eğitim, aile, özgürlük ve otorite gibi kavramlar roman boyunca farklı açılardan ele alınırken Coetzee kesin cevaplar vermek yerine okura yorum alanı bırakıyor. Bu belirsizlik, eserin felsefi yönünü güçlendiren temel unsurlardan biri hâline geliyor.

Alegorik romanlardan, felsefi anlatılardan ve insanın toplum içindeki yerini sorgulayan eserlerden hoşlanan okurlar için İsa’nın Çocukluğu, J. M. Coetzee’nin özgün romanlarından biri. Serinin ilk kitabı olan eser, David, Simón ve Inés’in dünyasını tanıtırken sonraki kitaplarda derinleşecek olan özgürlük, eğitim, sevgi ve varoluş meselelerinin de temelini oluşturuyor.