Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
22 Gösterim

Büyü Dükkanı’nın kapısı, hayatta en çok istediği şeye ulaşmaya kararlı olanlar için yeniden açılıyor.

Bu dükkânda satın alınamayacak hiçbir şey yoktur. Geçmişe dönmek, korkulardan kurtulmak, unutulmaz bir aşk yaşamak, kaybedileni geri kazanmak ya da yıllardır taşınan bir yükten özgürleşmek mümkündür.

Ancak burada para geçmez.

Her isteğin bir bedeli vardır.

Yaşlı bilgenin karşısına oturan müşteriler, ne istediklerini bildiklerinden emindir. Fakat pazarlık başladığında söyledikleriyle gerçekten ihtiyaç duydukları şeyin aynı olmadığı ortaya çıkar. Bir arzunun ardında korku, bir vazgeçişin altında öfke, büyük bir hayalin içinde ise kabul edilmemiş bir eksiklik saklanabilir.

Üstelik bu kez yalnızca müşteriler sorgulanmayacaktır.

Yıllardır başkalarının iç dünyalarındaki labirentlerde dolaşan yaşlı bilge de kendi geçmişine, seçimlerine ve gizlediği gerçeklere biraz daha yaklaşacaktır. Başkalarının neye ihtiyaç duyduğunu görebilen biri, kendi kalbindeki eksikliği anlayabilir mi? İnsanlara ödemeleri gereken bedeli söyleyen kişi, kendi hayatının hesabıyla yüzleşebilir mi?

Yeşim Türköz, **Büyü Dükkanı Üçüncü Bahar**’da istekler, kayıplar, ayrılıklar, korkular ve insanın kendisini kandırma biçimleri üzerine düşündüren yeni karşılaşmalar sunuyor. Müşteriler ile yaşlı bilge arasında başlayan her pazarlık, insanın sahip olmak istedikleri kadar vazgeçemediklerini de görünür hâle getiriyor.

Çünkü her şeyi elde etmek mutluluk getirmez.

Bazen insanın aradığı şey, kaybettiğini sandığı yerde değildir. Bazen büyük bir isteğin gerçekleşmesi için ödenen bedel, o istekten çok daha değerlidir. Bazen de hayatın üçüncü baharı, yeni bir şeye sahip olmakla değil; artık taşınması gerekmeyen bir yükü bırakmakla başlar.

**Büyü Dükkanı Üçüncü Bahar**, okuru yine kendisine yönelten, arzuların ardındaki gerçek ihtiyaçları sorgulatan ve dükkândan ayrıldıktan sonra da etkisini sürdüren bir içsel yolculuk.

Peki, hayatta en çok istediğiniz şey gerçekten sizin için en iyi şey mi?

Yoksa onu neden istediğinizi henüz bilmiyor musunuz?