Yeşim Taş Türköz, 6 Eylül 1963’te İstanbul’un Beykoz ilçesinde doğdu. Nezahat ve Fikri Taş çiftinin kızıdır. Ailesi, babasının Giresunspor’un kuruluş çalışmalarına katılması nedeniyle 1967’de Giresun’a taşındı.
Çocukluk ve gençlik yıllarını Giresun’da geçirdi. Üniversiteye kadarki eğitimini bu şehirde tamamladı. Babasının bilime, spora ve öğrenmeye; annesinin ise şiire, resme ve el sanatlarına duyduğu ilgi, farklı disiplinleri bir araya getiren düşünsel çevresini etkiledi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden 1985’te mezun oldu. Mezuniyetinin ardından aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve klinik psikoloji alanında lisansüstü eğitimini sürdürdü.
1988’de Orta Doğu Teknik Üniversitesinden klinik psikoloji alanında bilim uzmanlığı derecesini aldı. Yüksek lisans tezinde kedi fobisinin tedavisinde kullanılan iki sistematik duyarsızlaştırma yönteminin etkililiğini karşılaştırdı.
Meslek yaşamının ilk yıllarında Bilkent Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Araştırma Merkezinde klinik psikolog ve koordinatör yardımcısı olarak görev yaptı. Üniversite öğrencilerinin psikolojik gelişimi, uyumu, kaygıları ve kişilerarası ilişkileri üzerine çalışmalar yürüttü.
1996 ile 2001 yılları arasında Bayındır Hastanesinde yatan hasta sorumlusu ve kalite sistemleri sorumlusu olarak çalıştı. Sağlık hizmetlerinin kurumsal yapısı, hasta deneyimi ve psikolojik destek süreçleriyle ilgili uygulamalarda bulundu.
Daha sonra Bilkent Üniversitesi Öğrenci Gelişim ve Danışma Merkezinde klinik psikolog ve psikoterapist olarak görev aldı. Başkent Üniversitesi Psikiyatri Polikliniğinde de klinik psikolog ve psikoterapist olarak çalıştı.
Ankara Üniversitesi Klinik Psikoloji Anabilim Dalındaki doktora eğitimini 2007’de tamamladı. Doktora tezinde okul öncesi çocuklardaki bağlanma örüntülerinin kişilerarası problem çözme ve açık bellek süreçleri üzerindeki etkisini araştırdı.
Sosyometri ve psikodrama alanlarında temel ve ileri düzey uygulamalı eğitim aldı. Bunun yanında bilişsel psikoterapi, gestalt psikoterapisi, aile terapisi ve grup terapisi alanlarında farklı eğitim programlarına katıldı.
İstanbul Psikodrama Enstitüsündeki üst aşama programını tamamlayarak psikodrama terapisti diploması aldı. Daha sonra psikodramatist yetiştirme yetkisi sağlayan eğiticinin eğitimi programını bitirerek psikodrama eğitimcisi unvanını kazandı.
2003’te kurduğu Günışığı Psikolojik Gelişim Merkezi bünyesinde bireysel gelişim, aile ve çift ilişkileri, etkileşim grupları, psikodrama, eğitim ve süpervizyon çalışmaları yürüttü. Klinik uygulamayla yaratıcı grup çalışmalarını bir araya getirdi.
Yazarlığında psikoloji bilgisini doğrudan ders veya terapi kılavuzu biçiminde aktarmak yerine kurmaca kişiler, alegoriler ve oyun düzenleri üzerinden işlemeyi seçti. İnsanların arzuları, korkuları, iç çatışmaları ve ilişkilerinde tekrarladıkları örüntüler eserlerinin temel konuları oldu.
Büyü Dükkanı, Epsilon Yayınları tarafından 2008’de yayımlandı. Eser, insanların hayatta en çok istedikleri şeyi satın alabildikleri, ancak bunun karşılığında kendileri için önemli bir bedel vermek zorunda oldukları gizemli bir dükkânda geçer.
Dükkânın yaşlı sahibi, müşterilerin dileklerini doğrudan yerine getirmez. Onlarla yaptığı pazarlıklar aracılığıyla istedikleri şeyin anlamını, bunun karşılığında nelerden vazgeçebileceklerini ve gerçek ihtiyaçlarının dile getirdikleri arzuyla aynı olup olmadığını sorgulatır.
Kitabın temel çıkış noktası, psikodramada kullanılan “Büyü Dükkânı” tekniğidir. Türköz bu tekniği klinik bir uygulamanın açıklaması olarak bırakmak yerine birbirine bağlanan karakter hikâyeleri ve simgesel alışverişler içeren alegorik bir kurmacaya dönüştürdü.
İç Dünya Oyunları 2009’da yayımlandı. Eserde Akıl, Dürtü, Sağduyu, Haset, Coşku, Vicdan, Hüzün ve Bellek gibi insanın iç dünyasını oluşturan parçalar bağımsız karakterlere dönüştürülür.
Büyü Dükkânı’nda İki Çınar 2011’de yayımlandı. Kitap ilk eserdeki dükkâna, yaşlı satıcıya ve pazarlık düzenine geri dönerken dükkân sahibinin yaşamını ve iç dünyasını daha görünür hâle getirdi.
İçeride Oyun Var 2016’da yayımlandı. İki perdelik tiyatro metni, İç Dünya Oyunları’ndaki kişileştirilmiş ruhsal parçaları sahneye taşıdı ve onların bir haftalık tatil sırasında psikodrama oyunları aracılığıyla uyumlu bir bütün kurma çabasını anlattı.
Büyü Dükkânı Üçüncü Bahar 2021’de yayımlandı. Serinin üçüncü kitabında psikoterapistten kanser hastasına, bağlanma sorunu yaşayan kişiden kendi kadınsı özelliklerinden kurtulmak isteyen genç kıza kadar farklı karakterler dükkâna gelir.
Türköz, son yıllarda psikodrama temelli oyun ve etkileşim araçları geliştirmeye de yöneldi. Homo Ludens Psikolojik Oyunlar başlığı altında çiftler, aileler ve gruplar için hazırladığı kart ve oyun setlerini kullanıma sundu.
Yeşim Taş Türköz’ün eserleri psikolojik kurmaca, alegori, kişisel gelişim anlatısı ve psikodrama arasında yer alır. Yazarlığını klinik psikoloji, grup çalışmaları, oyun, içgörü ve insanın kendi arzularıyla yüzleşmesi eksenlerinde sürdürmektedir.
#YeşimTürköz #YeşimTaşTürköz #BüyüDükkanı #PsikolojikKurgu #Psikodrama #KlinikPsikoloji #İçDünyaOyunları #İçerideOyunVar #ÜçüncüBahar #Alegori #İçgörü #TürkEdebiyatı
Yeşim Taş Türköz’ün Bibliosfer profili psikolojik kurmaca, alegori, kişisel gelişim anlatısı, psikodrama, tiyatro, içgörü, arzu, korku, bağlanma, kişilerarası ilişkiler ve oyun eksenlerinde şekillenir.
Türköz’ün edebî üretimini yalnızca kişisel gelişim veya yalnızca roman başlığı altında değerlendirmek yetersizdir. Eserleri psikoloji bilgisini, kurmaca karakterleri, simgesel mekânları ve okuyucunun kendisini sorgulamasını amaçlayan oyun düzenlerini birleştirir.
Büyü Dükkanı’nın temel anlatı düzeni son derece açıktır. Dükkâna gelen kişi hayatta en fazla istediğini düşündüğü şeyi ister ve bunun karşılığında vazgeçebileceği bir özellik, alışkanlık, ilişki veya yaşam parçası sunmak zorunda kalır.
Pazarlık, dileğin gerçekleştirilmesinden daha önemlidir. Dükkân sahibi, müşterinin isteğini hemen karşılamak yerine bu isteğin hangi eksiklikten, korkudan veya yanılsamadan doğduğunu açığa çıkarmaya çalışır.
Bu yapı arzuyu kendiliğinden iyi ve doğru kabul etmez. Bir insanın çok güçlü biçimde istediği şey, onun gerçek ihtiyacı olmayabilir; hatta gerçekleştiğinde başka değerlerini kaybetmesine yol açabilir.
Bedel kavramı kitabın psikolojik ve ahlaki merkezidir. Her seçim başka ihtimallerden vazgeçmeyi gerektirir. Dükkân, kişinin seçimlerinin görünmeyen maliyetlerini somut bir alışveriş düzenine dönüştürür.
Yaşlı dükkân sahibi geleneksel anlamda sihirli çözümler dağıtan bir bilge değildir. Soruları, karşı teklifleri ve zaman zaman rahatsız edici pazarlıklarıyla müşterinin kendi çelişkilerini görmesini sağlar.
Bu nedenle dükkân, dışarıdan mucize sağlayan bir yerden çok kişinin iç dünyasını sahneleyen simgesel bir mekândır. Alınan ve satılan şeyler maddi nesneler değil, insanın kişiliğine ve yaşamına ait özelliklerdir.
Kitabın psikodramayla ilişkisi burada belirginleşir. Psikodrama, kişinin yalnızca konuşarak anlatması yerine bir çatışmayı canlandırmasını, farklı rolleri denemesini ve alternatif davranışları sahnede görmesini sağlayan bir grup çalışması yöntemidir.
Büyü Dükkânı tekniği de soyut arzuları alışveriş nesnelerine çevirir. Kişi “korkusuzluk”, “büyük aşk”, “gençlik” veya “başarı” isterken bunların karşılığında ne vereceğini düşünmek zorunda kalır.
Türköz bu tekniği doğrudan mesleki eğitim metni olarak kullanmaz. Kurmaca karakterler, dükkânın masalsı atmosferi ve birbirinden bağımsız görünen fakat ortak psikolojik sorunlar taşıyan hikâyeler aracılığıyla edebî bir anlatıya dönüştürür.
Eserin erişilebilirliği, psikolojik kavramların teknik terimlere dayanmadan anlatılmasından kaynaklanır. Okur, tanı veya kuram açıklaması yerine karakterin verdiği kararlarla ve dükkân sahibinin sorularıyla karşılaşır.
Bu yöntemin güçlü yönü, okuru edilgin bilgi alıcısı olmaktan çıkarmasıdır. Her pazarlık, okurun aynı dilek için kendisinin ne verebileceğini ve gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu düşünmesine imkân tanır.
Yöntemin sınırlılığı ise kurmaca karakterlerin bazen belirli bir psikolojik sorunun örneği hâline gelmesidir. Karakter gelişimi, olay örgüsü ve toplumsal çevre, verilmek istenen içgörü karşısında ikinci planda kalabilir.
Büyü Dükkânı’nda İki Çınar, ilk kitaptaki düzeni sürdürürken dükkân sahibini yalnızca başkalarını çözen bir bilge olmaktan çıkarır. Onun da geçmişi, kayıpları ve açıklanmamış iç çatışmaları bulunduğunu gösterir.
Bu değişim, yardım eden kişiyle yardım alan kişi arasındaki kesin ayrımı zayıflatır. Psikolojik içgörüye aracılık eden kişinin kendi iç dünyasının bütünüyle çözülmüş olması gerekmez.
Büyü Dükkânı Üçüncü Bahar, serinin temel pazarlık düzenini yeni yaşam sorunlarına uygular. Bağlanma, hastalık, ölüm bilgisi, mesleki kimlik ve toplumsal cinsiyetle ilgili çatışmalar dükkânın simgesel alışveriş sistemine taşınır.
İç Dünya Oyunları’nda anlatı mekânı dükkândan insan zihnine geçer. Akıl, Dürtü, Vicdan, Haset, Coşku ve Bellek gibi işlevler bağımsız kişilikler kazanarak aynı iç dünyanın farklı ihtiyaçlarını temsil eder.
Bu kişileştirme, insan davranışını tek bir tutarlı iradenin ürünü olarak görmez. Bir kararın arkasında birbiriyle çatışan çok sayıda eğilim, korku, değer ve dürtü bulunabileceğini gösterir.
İçeride Oyun Var, aynı karakterleri tiyatro ve psikodrama yapısına taşır. Ruhsal parçaların konuşması ve birlikte oyun oynaması, iç çatışmaların görünür ve sahnelenebilir hâle gelmesini sağlar.
Türköz’ün eserlerinde oyun, ciddiyetin karşıtı değildir. Oyun; kişinin alışılmış rolünden çıkmasını, farklı bir bakış açısını denemesini ve doğrudan yüzleşmekte zorlandığı duygulara simgesel yoldan yaklaşmasını sağlar.
Yazarlığının güçlü yönlerinden biri, soyut psikolojik süreçleri mekân, karakter ve eyleme çevirebilmesidir. Arzu dükkândaki bir ürüne, ruhsal işlevler tatil yapan kişilere, iç çatışma ise pazarlığa veya sahne oyununa dönüşür.
Eserlerinin terapi yerine kullanılması ise doğru bir sınıflandırma değildir. Kitaplar psikolojik kavramlardan ve psikodrama tekniklerinden yararlanan kurmacalardır; kişisel değerlendirme, teşhis veya profesyonel tedavinin yerini tutmazlar.
Yeşim Taş Türköz’ün Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları psikolojik kurmaca, alegori, psikodrama, kişisel gelişim anlatısı, tiyatro, içgörü, arzu, korku, bağlanma, kişilerarası ilişkiler ve oyundur. Eserlerini ayırt eden temel özellik, insanın iç çatışmalarını satın alma, pazarlık, rol değiştirme ve sahneleme gibi somut oyun düzenleri aracılığıyla görünür hâle getirmesidir.
Büyü Dükkanı
Büyü Dükkanı Üçüncü Bahar
Büyü Dükkanı'nda İki Çınar