Bir insan kendisini anlatırken yalnızca kendi hayatını mı anlatır? Çocukluk anıları, yaşadığı şehir, sevdiği insanlar ve yıllar içinde biriktirdiği düşünceler bir araya geldiğinde kişisel bir hafıza nasıl edebiyata dönüşür?
Hilmi Yavuz, Kendime, İstanbul’a, Kadınlara Dair’de kendi yaşamından, İstanbul’dan ve kadın-erkek ilişkilerine dair düşüncelerinden yola çıkan denemelerini bir araya getiriyor. Çocukluk yılları, aile hatıraları, Kabataş Erkek Lisesi günleri, eski İstanbul sokakları ve zamanla değişen şehir; yazarın belleğinde yeniden canlanarak kişisel bir anlatının parçalarına dönüşüyor. Eser ilk kez 1997’de yayımlanmış, 2026’da Everest Yayınları tarafından yeniden okurla buluşturulmuştur.
Yavuz’un anlatısında İstanbul yalnızca bir mekân değil; hatıraların, aşkın, edebiyatın ve düşüncenin iç içe geçtiği yaşayan bir dünya olarak karşımıza çıkıyor. Kadınlar, aidiyet, feminizm, kültür, mimari ve geçmişte kalan eşyalar gibi farklı konular da kişisel deneyimlerle felsefi ve edebî düşünceler arasında kurulan bağlantılarla ele alınıyor.
Kendime, İstanbul’a, Kadınlara Dair, Hilmi Yavuz’un yaşamından ve düşünce dünyasından izler taşıyan; kişisel hafızayla İstanbul’un kültürel belleğini buluşturan, deneme ile anı arasında ilerleyen zengin ve düşünsel bir eser.