Dünyanın öte ucu denecek kadar uzak bir ülke: Avustralya… Saatler süren bir yolculuğun ardından varılan bu geniş coğrafya, yalnızca farklı kentleri ve doğa manzaralarıyla değil; insanları, çalışma yaşamı, toplumsal düzeni ve göçmenlerin taşıdığı hikâyelerle de bambaşka bir dünyanın kapılarını açar.
Fakir Baykurt, **Dünyanın Öte Ucu**’nda Avustralya’yı yalnızca gezilip görülecek yerleriyle anlatmaz. Karşılaştığı insanlara yaklaşır, onların konuşmalarını dinler ve gündelik hayatın içinde saklanan ayrıntıları gözlemler. Bir yanda uçsuz bucaksız topraklar ve alışılmadık bir yaşam düzeni, diğer yanda doğdukları ülkeden binlerce kilometre uzakta yeni bir hayat kurmaya çalışan Türkler vardır.
Yazarın dikkatinden ne göçmenlerin sıla özlemi ne çalışma koşulları ne de farklı kültürlerin bir arada yaşarken karşılaştığı sorunlar kaçar. Baykurt, gördüklerini yalın bir gezi günlüğüyle sınırlamaz; uzaklık, aidiyet, emek ve insan ilişkileri üzerine düşündüren canlı bir anlatıya dönüştürür. En yabancı görünen yerlerde bile insanın ortak kaygılarını, sevinçlerini ve geleceğe tutunma çabasını bulur.
**Dünyanın Öte Ucu**, okuru Avustralya’nın kentleri ve insanları arasında dolaştırırken, “uzak” ve “yakın” kavramlarını yeniden düşünmeye çağıran güçlü bir gezi kitabıdır. Çünkü mesafeler haritalarda sayılarla ölçülse de özlemin, umudun ve insanın insana yakınlığının kesin bir ölçüsü yoktur.