Hayatta en çok istediğiniz şeye sahip olabilseydiniz, karşılığında nelerden vazgeçerdiniz?
Büyü Dükkanı’nda para geçmez. Raflarında kaybedilmiş yıllar, büyük aşklar, cesaret, güzellik, başarı, unutmak ve yeniden başlamak vardır. Buraya gelen herkes ne istediğini bildiğinden emindir. Kimi geçmişine dönmek, kimi korkularından kurtulmak, kimi de hayatında eksik kalan mutluluğa kavuşmak ister.
Dükkânın yaşlı satıcısının ise değişmeyen bir kuralı vardır: Müşterisini istediği şeyle değil, gerçekten ihtiyacı olanla göndermek.
Bu nedenle Büyü Dükkanı’nda hiçbir alışveriş kolay değildir. Her isteğin bir bedeli, her pazarlığın insanı kendisiyle yüzleştiren bir karşılığı vardır. Müşteriler, hayallerine ulaşmak için vazgeçmeye hazır oldukları şeyleri söylerken arzularının ardında saklanan korkularla, pişmanlıklarla ve eksikliklerle karşılaşırlar.
Yeşim Türköz, **Büyü Dükkanı**’nda insanın mutluluk, sevgi, başarı ve özgürlük arayışını düşündürücü karşılaşmalar üzerinden anlatıyor. Yaşlı satıcıyla müşterileri arasında geçen pazarlıklar, okuru kendi isteklerinin gerçek kaynağını ve onları elde etmek uğruna ödemeye hazır olduğu bedelleri sorgulamaya çağırıyor.
Çünkü insanın en çok istediği şey, her zaman onun için en iyi şey değildir.
Bazen gerçek değişim, arzuladığımız şeyi satın aldığımızda değil; ona neden ihtiyaç duyduğumuzu anladığımızda başlar.