Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
22 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 25-02-1907
Doğum yeri Eğridere
Ölüm tarihi 02-04-1948

Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Osmanlı Devleti’nin Gümülcine sancağına bağlı Eğridere’de doğdu. Günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan kasabanın adı Ardino’dur. Babası piyade yüzbaşısı Ali Selahattin Bey, annesi Hüsniye Hanım’dı; üç çocuklu ailenin ilk çocuğuydu.

Babasının görevleri nedeniyle çocukluğu Üsküdar, Çanakkale, İzmir ve Edremit gibi farklı yerlerde geçti. İlköğrenimine 1914’te Üsküdar’daki Füyuzat-ı Osmaniye Mektebinde başladı; Çanakkale ve Edremit’te devam etti. Savaş, göç ve ekonomik sıkıntılarla biçimlenen çocukluk gözlemleri daha sonra Anadolu insanını anlattığı eserlerine yansıdı.

1922’de Balıkesir Muallim Mektebine girdi. Burada arkadaşlarıyla okul gazetesi çıkardı, şiir ve hikâye denemeleri yazdı. 1926’da İstanbul Muallim Mektebine geçti ve Ali Canip Yöntem’in teşvikiyle edebiyat dergilerine yazılar gönderdi. İlk şiir ve hikâyeleri Çağlayan, Akbaba, Irmak ve Güneş gibi yayınlarda yer aldı.

21 Ağustos 1927’de öğretmenlik diplomasını aldı ve Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokuluna atandı. Yozgat’ta geçirdiği bir yıl, Anadolu’nun kasaba hayatını ve taşradaki yalnızlığı yakından gözlemlemesini sağladı. Bu dönemin izleri şiirlerinde ve daha sonra yazdığı bazı öykülerde görüldü.

Millî Eğitim Bakanlığının açtığı sınavı kazanarak 1928’de yabancı dil eğitimi için Almanya’ya gönderildi. Potsdam ve Berlin’de Almanca öğrendi; Turgenyev, Maksim Gorki, Edgar Allan Poe, Guy de Maupassant, Heinrich von Kleist, Knut Hamsun ve Thomas Mann gibi yazarları okudu. Almanya deneyimi hem Avrupa edebiyatıyla ilişkisini geliştirdi hem de ileride yazacağı Kürk Mantolu Madonna için kültürel ve mekânsal bir zemin oluşturdu.

1930’da Türkiye’ye döndükten sonra Bursa’nın Orhaneli ilçesinde öğretmenlik yaptı; ardından Aydın Ortaokuluna Almanca öğretmeni olarak atandı. Burada komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla 1931’de tutuklandı. Birkaç ay Aydın Hapishanesi’nde kaldıktan sonra yargılama sonucunda beraat etti.

Konya Ortaokulundaki öğretmenliği sırasında okuduğu bir hiciv nedeniyle 1932’de yeniden tutuklandı ve on dört ay hapis cezasına mahkûm edildi. Konya ve Sinop cezaevlerinde kaldı; 1933’te Cumhuriyet’in onuncu yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak serbest bırakıldı. Cezaevi gözlemlerini daha sonra “Bir Şaka”, “Kanal”, “Kazlar”, “Bir Firar”, “Çaydanlık”, “Katil Osman” ve “Duvar” gibi öykülerinde kullandı.

1934’te Millî Eğitim Bakanlığında yeniden göreve başladı. 16 Mayıs 1935’te Aliye Hanım’la evlendi; çiftin Filiz adında bir kızı oldu. Bakanlığın Neşriyat Dairesinde çalıştı, Ankara Musiki Muallim Mektebinde Türkçe öğretmenliği yaptı ve Devlet Konservatuvarında Carl Ebert’in asistanı ve dramaturg olarak görev aldı. Tercüme Bürosu ile Türk Dil Kurumunun çalışmalarına da katıldı.

Şiirlerini topladığı ilk kitabı Dağlar ve Rüzgâr 1934’te yayımlandı. Halk şiirinin ses ve söyleyiş özelliklerinden yararlandığı şiirlerinde aşk, yalnızlık, gurbet, tabiat, tutsaklık ve özgürlük temaları belirginleşti. “Aldırma Gönül”, “Leylim Ley”, “Melankoli” ve “Çocuklar Gibi” gibi şiirleri sonraki yıllarda bestelenerek geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.

İlk öykü kitabı Değirmen 1935’te, Kağnı 1936’da ve Ses 1937’de yayımlandı. Bu eserlerde köylüler, işçiler, mahpuslar, memurlar, düşkünler ve toplumun kenarında yaşayan insanlar anlatının merkezine yerleşti. Romantik ve lirik nitelikler taşıyan ilk öykülerinden gözleme ve toplumsal gerçekliğe dayanan anlatılara yöneldi.

İlk romanı Kuyucaklı Yusuf 1936-1937 yıllarında Tan gazetesinde tefrika edildi ve 1937’de kitap olarak yayımlandı. Roman, eşkıya baskınında ailesini kaybeden Yusuf’un kaymakam Salahattin Bey tarafından evlat edinilmesiyle başlayan hayatını anlatır. Kasaba eşrafı, bürokrasi, ekonomik güç, adaletsizlik ve bireysel başkaldırı romanın temel çatışmalarını oluşturur.

İkinci romanı İçimizdeki Şeytan 1939’da Ulus gazetesinde tefrika edildikten sonra 1940’ta kitaplaştırıldı. Ömer ile Macide arasındaki ilişki çevresinde gelişen eser; irade, sorumluluk, kendini aldatma ve aydın çevrelerdeki düşünsel tutarsızlıkları inceler. Başlıktaki “şeytan”, insanın kendi kararlarının sorumluluğunu dışarıdaki bir güce yükleme eğilimini simgeler.

Sabahattin Ali, 1939’un sonlarında yeniden askere alındığı dönemde Kürk Mantolu Madonna üzerinde çalıştı. Roman, 18 Aralık 1940 ile 8 Şubat 1941 arasında Hakikat gazetesinde “Büyük Hikâye” başlığıyla tefrika edildi ve 1943’te kitap olarak yayımlandı. Eser, Ankara’daki sessiz ve silik memur Raif Efendi’nin defterinden açılan geçmiş yoluyla onun Berlin’de ressam Maria Puder’le yaşadığı ilişkiyi anlatır.

Kürk Mantolu Madonna, çerçeve anlatı ile günlük ve hatırat biçimini bir araya getirir. Dışarıdan edilgin ve sıradan görünen Raif Efendi’nin saklı iç dünyası; aşk, yalnızlık, anlaşılma ihtiyacı, toplumsal roller ve iletişimsizlik çevresinde açılır. Maria Puder ise sanatçı kimliği, bağımsızlığı ve geleneksel kadın-erkek ilişkilerine yönelttiği sorularla romanın düşünsel merkezinde yer alır.

Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya adlı öykü kitabı 1943’te, son öykü kitabı Sırça Köşk ise 1947’de yayımlandı. “Hasanboğuldu”, “Asfalt Yol”, “Ayran”, “Sulfata”, “Yeni Dünya” ve “Sırça Köşk” gibi anlatılarında yoksulluk, sağlık hizmetlerine erişim, bürokrasi, emek, toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkilerini farklı anlatım biçimleriyle görünür kıldı. Sırça Köşk içindeki masal ve taşlama unsurları, eleştirel gerçekçiliğini simgesel anlatımla genişletti.

Şiir, roman ve öykünün yanı sıra tiyatro, çeviri ve gazetecilik alanlarında da çalıştı. Tarihî bir oyun olan Esirler 1936’da Varlık dergisinde tefrika edildi. Kleist, Lessing, Hoffmann, Chamisso, Hebbel, Sofokles ve Ignazio Silone gibi yazarlardan çeviriler yaptı.

1946’da Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz’la birlikte siyasi mizah gazetesi Markopaşa’nın yayımlanmasına öncülük etti. Gazetenin sorumlu müdürlüğünü üstlendi; siyaset, basın, ekonomik eşitsizlik ve yönetim uygulamalarını eleştiren yazılar kaleme aldı. Gazete farklı adlarla yeniden yayımlanırken hakkında davalar açıldı ve 1947’de iki ayrı dönemde cezaevinde kaldı.

Yayıncılık faaliyetlerini sürdüremeyince nakliyecilik yapmaya başladı. Üzerindeki siyasi ve hukuki baskılardan uzaklaşmak amacıyla Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya geçmek istedi. Bu yolculuk sırasında kendisine rehberlik eden Ali Ertekin tarafından Kırklareli yakınlarında öldürüldü; cesedi birkaç ay sonra Sazara, bugünkü adıyla Çukurpınar köyü çevresinde bulundu.

Sabahattin Ali’nin romanları ve öyküleri, bireyin iç dünyasıyla toplumun ekonomik ve siyasal yapısı arasındaki ilişkiyi birlikte ele aldı. Anadolu gözlemleri, psikolojik çözümlemeleri, yalın dili ve toplumsal gerçekçi yaklaşımıyla Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında kalıcı bir yer edindi. Eserleri farklı dillere çevrildi; özellikle Kürk Mantolu Madonna yirmi birinci yüzyılda uluslararası ölçekte yeniden ilgi gördü.

#SabahattinAli #KürkMantoluMadonna #KuyucaklıYusuf #İçimizdekiŞeytan #TürkEdebiyatı #ToplumcuGerçekçilik #PsikolojikRoman #Öykü #Anadolu #Yalnızlık #Aşk #Markopaşa