Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 21-11-1960
Doğum yeri Yozgat

İhsan Oktay Anar, 21 Kasım 1960’ta Yozgat’ta doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını İstanbul’da geçirdi. Ailesinin 1974’te İzmir’e taşınmasının ardından öğrenimini burada sürdürdü.

Karşıyaka Erkek Lisesine devam etti ancak devamsızlık nedeniyle okuldan ayrıldı. Daha sonra Akşam Sanat Lisesine kaydolarak ortaöğrenimini tamamladı. Gençlik yıllarında edebiyat, felsefe, resim ve müzikle ilgilendi; tabela ressamlığı yaptı ve yağlı boya çalışmalarına yöneldi.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden 1984’te mezun oldu. Aynı üniversitede Sokrates Öncesi Felsefede Varlık Sorunu başlıklı çalışmasıyla 1989’da yüksek lisansını tamamladı.

Antik Yunan Felsefesinde Zaman Kavramı başlıklı teziyle 1994’te doktorasını tamamladı. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde öğretim elemanı ve öğretim üyesi olarak görev yaptı. Antik Yunan felsefesi, varlık, zaman ve düşünce tarihi üzerine dersler verdi.

Uzun yıllar sürdürdüğü akademik görevinden 2011’de emekli oldu. Felsefe eğitimi, romanlarında ele aldığı gerçeklik, zaman, varlık, bilgi, özgür irade, insan doğası ve dünyanın bir düş olup olmadığı gibi meselelerin düşünsel zeminini oluşturdu.

Anar’ın yayımlanan ilk öyküsü Kâfirler İçin Apologya, 1985’te Morköpük dergisinde çıktı. Öykü ve yazıları Morköpük, Kitaplık, Öküz, Hayvan ve Ot gibi dergilerde yayımlandı. Bir dönem Yeni Binyıl gazetesinde köşe yazıları kaleme aldı.

İlk romanı Puslu Kıtalar Atlası 1995’te yayımlandı. On yedinci yüzyıl İstanbul’unda geçen eser, düşlerinden bir dünya haritası oluşturan Uzun İhsan Efendi ile oğlu Bünyamin’in çevresinde gelişir. Gerçeklik, düş, bilgi, macera, iktidar ve insanın dünyayı algılama biçimi romanın temel konularıdır.

Puslu Kıtalar Atlası’nda tarihsel İstanbul, kesin bir tarih anlatısı olarak değil; hayal, felsefe, macera, masal ve mizahla yeniden kurulan bir kurmaca dünyasıdır. Romanın çok katmanlı yapısı ve eski metinleri çağrıştıran dili, Anar’ın sonraki eserlerinde de sürdüreceği anlatımın temelini oluşturdu.

Kitab-ül Hiyel, farklı dönemlerde yaşayan Yâfes Çelebi, Calûd ve Üzeyir Bey adlı mucitlerin olağanüstü makineler geliştirme çabalarını anlatır. İcat, iktidar, ölümsüzlük arzusu, insanın doğaya hükmetme isteği ve bilginin kötüye kullanılması eserin başlıca konularıdır.

Romanın içine yerleştirilen makine çizimleri, şemalar ve teknik açıklamalar metnin görsel yapısını güçlendirir. Anar, kitabın bazı çizimlerini kendisi hazırlayarak ressamlık ve tasarım ilgisini edebî anlatısıyla birleştirdi.

Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri, Ölüm ile Cezzar Dede’nin birbirlerine anlattıkları hikâyeler çevresinde gelişir. Masal, efsane, korku anlatısı, mizah ve felsefi öykü özelliklerini bir araya getiren kitapta ölüm, korku, aşk, inanç, çocukluk ve insanın yaşam karşısındaki tutumu ele alınır.

İç içe geçen sekiz hikâyeden oluşan eserde meddah anlatısı, sözlü kültür, halk hikâyeleri ve Doğu masalları modern kurmaca teknikleriyle yeniden biçimlendirilir. Eser daha sonra tiyatroya da uyarlandı.

Amat, 1670 yılında İstanbul’dan denize açılan Amat adlı savaş gemisinin yolculuğunu konu edinir. Kaptan Diyavol Paşa yönetimindeki gemide yaşanan açıklanamaz olaylar aracılığıyla kader, günah, kötülük, ölüm, itaat ve insanın bilinmeyen karşısındaki korkusu işlenir.

Roman, denizcilik terimleri, gemi yaşamına ilişkin ayrıntılar, dinî ve mitolojik göndermelerle kurulmuştur. Gemi, yalnızca bir ulaşım aracı değil; birbirinden farklı kişilerin kapalı bir düzen içinde sınandığı simgesel bir dünya hâline gelir.

Suskunlar, 2007’de yayımlandı. On yedinci yüzyıl İstanbul’unda geçen roman; musikiyle ilgilenen kişiler, dervişler, hayaletler, kötü ruhlar, hırsızlar ve farklı toplumsal çevrelerden kahramanların birbirine bağlanan hikâyelerini anlatır.

Eser Yegâh, Dügâh ve Segâh başlıklı üç bölümden oluşur. Musiki, sessizlik, ses, aşk, iyilik ile kötülük arasındaki mücadele, yaratılış ve insan ruhu romanın temel konularıdır. Tasavvuf, klasik Türk musikisi, kutsal metinler ve halk anlatıları kurmacanın farklı katmanlarında bir araya gelir.

Suskunlar, anlatı içindeki çok sayıda kişinin ve olayın zamanla tek bir yapıda birleştiği çok katmanlı bir romandır. Eser, 2007’de Oğuz Atay Roman Ödülü’ne değer görüldü.

Yedinci Gün, 2012’de yayımlandı. Baba, Oğul ve Hayalet başlıklı üç bölümden oluşan roman, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir zaman aralığında gelişir.

Eserin merkezinde mucit, girişimci ve hayalperest İhsan Sait’in gelecekten geldiğine inandığı bir mektubun sahibine ulaşma çabası bulunur. Aşk, zaman yolculuğu, icat, savaş, siyaset, yaratılış ve insanın geleceği denetleme isteği mizahi ve fantastik bir anlatımla işlenir.

Yedinci Gün’de II. Meşrutiyet, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk dönemleri doğrudan tarihsel bir kronoloji oluşturmak yerine kurmaca kişilerin maceraları ve toplumsal hiciv aracılığıyla anlatılır. Anar, romanın kapak resmini de kendisi çizdi.

Galîz Kahraman, kendisini dünyanın merkezinde gören İdris Âmil Hazretleri’nin hayatını anlatır. Kişisel çıkar, şöhret, cinsellik, suç, edebiyat çevresi, toplumsal yükselme isteği ve ahlaki yozlaşma romanın başlıca konularıdır.

Eser, yazarın önceki romanlarındaki eski İstanbul atmosferinden daha yakın dönemlere yönelir. İdris Âmil’in karşılaştığı çevreler üzerinden toplumdaki gösteriş, çıkarcılık, kültürel yüzeysellik ve kahramanlık iddiaları kara mizahla eleştirilir.

Tiamat, 2022’de yayımlandı. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Osmanlı denizaltısında geçen roman, mürettebatın denizden çıkarılan gizemli nesnelerle karşılaşmasının ardından gelişen olağanüstü olayları anlatır.

Kapalı denizaltı ortamı, giderek büyüyen korku ve mürettebat arasındaki çatışmalar romanı deniz anlatısı, fantastik kurgu, bilimkurgu ve korku edebiyatının kesişimine taşır. Deniz, bilinmeyen canlılar, savaş teknolojisi, ölüm ve insanın hayatta kalma güdüsü eserin temel konularıdır.

İhsan Oktay Anar’ın romanları tarihsel dönemlerde geçmesine rağmen geleneksel tarihî roman anlayışıyla sınırlı değildir. Yazar, geçmişi belgelere bağlı biçimde yeniden kurmak yerine tarihsel malzemeyi düş, masal, felsefe, fantastik kurgu ve mizahla dönüştürür.

Romanlarında anlatı içinde anlatı, çerçeve hikâye, geriye dönüş, metinler arası gönderme, anlatıcı değişimi ve kurmaca belgeler sıkça kullanılır. Birbirinden bağımsız görünen kişiler ve olaylar, roman ilerledikçe daha geniş bir anlatı düzeninin parçalarına dönüşür.

Kutsal metinler, mitoloji, destanlar, halk hikâyeleri, masallar, klasik Türk edebiyatı, tasavvuf ve Batı felsefesi eserlerinin düşünsel kaynakları arasındadır. Bu kaynakları doğrudan aktarmak yerine yeni kişiler, olaylar ve mizahi karşılıklar içinde yeniden kurar.

Anlatımında Osmanlı Türkçesinden gelen kelimeler, denizcilik ve musiki terimleri, argo, halk söyleyişleri ve uydurma ifadeler yan yana bulunur. Eski metinleri çağrıştıran cümle yapısını modern mizah ve anlatı teknikleriyle birleştirir.

Meddah, masal anlatıcısı ve vakanüvis seslerini çağrıştıran anlatıcıları, okurla doğrudan konuşabilir, olayları yorumlayabilir ve anlatının gerçekliğini bilinçli biçimde bozabilir. Bu yaklaşım, romanlarının hem geleneksel anlatıyla hem de postmodern kurmacayla ilişki kurmasını sağlar.

Eserlerinde kahramanlar çoğunlukla filozoflar, mucitler, denizciler, müzisyenler, hırsızlar, dilenciler, askerler, dervişler, büyücüler ve toplumun kenarında yaşayan insanlardan oluşur. Abartılı özelliklere sahip bu kişiler, insanın güç, bilgi, aşk, para, ölümsüzlük ve itibar arzusunu görünür kılar.

İhsan Oktay Anar, Suskunlar ile Oğuz Atay Roman Ödülü’nü aldı. 2009’da romanlarında geliştirdiği özgün kurmaca dünyası ve üslubu nedeniyle Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü.

İhsan Oktay Anar, çağdaş Türk edebiyatında felsefeyi, tarihi, masalı, fantastik kurguyu, mizahı ve geleneksel anlatı biçimlerini birleştiren romancılardandır. Suskunlar musiki, sessizlik ve manevi çatışma çevresinde; Yedinci Gün ise zaman, icat, tarih ve insanın geleceğe ulaşma arzusu çevresinde gelişen başlıca eserleridir.

#İhsanOktayAnar #TürkRomanı #ÇağdaşTürkEdebiyatı #Suskunlar #YedinciGün #PusluKıtalarAtlası #TarihîKurgu #FantastikRoman #PostmodernRoman #FelsefiRoman #Mizah #Metinlerarasılık