Sesin sustuğu yerde ne kalır? Bir ezgi insanı kurtarabilir mi, yoksa onu karanlığın içine daha da mı çekebilir?
İhsan Oktay Anar, Suskunlar’da okuru 17. yüzyıl İstanbul’unun tekkeleri, meyhaneleri, sokakları ve musikisiyle örülü karanlık ve büyülü bir dünyaya götürüyor. Neyzenler, hanendeler, dervişler, kabadayılar ve esrarengiz kişiler arasında ilerleyen romanın merkezinde müzik, kader ve insanın iyilikle kötülük arasındaki mücadelesi yer alıyor.
Doğu anlatı geleneğinden, tasavvuftan ve eski İstanbul kültüründen beslenen hikâye; gerçek ile hayali, mizahla karanlığı, yaşamla ölümü sürekli birbirine yaklaştırıyor. Musikinin yalnızca bir sanat değil, insanın iç dünyasına ve varoluşuna açılan bir kapı hâline geldiği romanda sessizlik de en az ses kadar güçlü bir anlam taşıyor.
Suskunlar, İhsan Oktay Anar’ın kendine özgü dili ve zengin hayal dünyasıyla, müzikten insan ruhuna uzanan çok katmanlı ve sıra dışı bir anlatı sunuyor.