İnsan, zamanı aşabilir mi? Bilginin, inancın ve hayalin sınırları nerede başlar, nerede birbirine karışır?
İhsan Oktay Anar, Yedinci Gün’de okuru tarih, bilim, felsefe ve düş arasında gidip gelen sıra dışı bir dünyanın içine çekiyor. Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan anlatı; icatlar, gizemli çalışmalar, sıra dışı kişiler ve insan aklının sınırlarını zorlayan düşünceler etrafında şekilleniyor.
Romanın merkezinde yalnızca geçmişi anlamaya değil, zamanın ve varoluşun kendisine ulaşmaya çalışan insanların tutkuları yer alıyor. Bilimsel merak ile metafizik arayışın iç içe geçtiği hikâyede, insanın bilme isteği kadar ölümsüzlük, kader ve gerçeklik üzerine duyduğu büyük merak da sorgulanıyor.
Anar’ın kendine özgü dili, mizahı ve tarihsel atmosferiyle kurduğu Yedinci Gün, okuru yalnızca bir hikâyenin peşinden sürüklemiyor; zaman, insan ve hakikat üzerine düşünmeye de davet ediyor.