Bir kızın çeyiz sandığı şey, bazen annesinden kalan bir kaderdir.
Sandıklara danteller, işlemeli örtüler ve yıllarca özenle saklanan eşyalar yerleştirilir. Fakat anneler kızlarına yalnızca bunları bırakmaz. Söylenemeyen sözler, içe atılan acılar, yarım kalan hayaller ve nesilden nesile taşınan korkular da görünmez bir çeyiz gibi hayatın içine karışır.
Bir kadın kendisini anlamaya çalışırken annesinin hikâyesiyle karşılaşır. Annesine yaklaştıkça anneannesinin izlerini görür; kendi davranışlarında ise geçmişte yaşanmış fakat hiçbir zaman konuşulmamış olayların yankılarını bulur. Böylece yalnızca kendisine ait sandığı bazı yaraların, çok daha eski bir hikâyeden kaldığını fark eder.
Hatice Kübra Tongar, **Çeyiz**’de annelerle kızları arasındaki güçlü fakat çoğu zaman karmaşık bağı farklı kadınların hikâyeleri üzerinden anlatıyor. Sevgiyle yapılan fedakârlıkların nasıl bir yüke dönüşebildiğini, korunmak için öğrenilen korkuların sonraki kuşaklara nasıl aktarılabildiğini ve bir annenin suskunluğunun kızının hayatında nasıl konuşmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ancak geçmişten kalan her şey değişmez bir kader değildir.
İnsan taşıdığı yükü fark ettiğinde onu yeniden anlamlandırabilir. Annesini yalnızca kendisine yaşattıklarıyla değil, onun da nereden geldiğini görerek değerlendirebilir. Affetmek her şeyi unutmak, iyileşmek ise yaşananları inkâr etmek değildir. Bazen iyileşme, hangi duygunun gerçekten bize ait olduğunu ayırt etmekle başlar.
**Çeyiz**, kadınların birbirlerine aktardıkları görünmez mirası, anne-kız ilişkisini ve geçmişin ağırlığından özgürleşme arzusunu anlatan içten bir öykü kitabı. Okuru kendi ailesinin sessiz hikâyelerine bakmaya ve yıllardır taşıdığı sandığın kapağını aralamaya çağırıyor.
Çünkü anneler kızlarının yalnızca tahtını değil, bazen farkında olmadan bahtını da hazırlar.
Fakat her kız, kendisine bırakılan çeyizi yeniden düzenleyebilir.