İyi dediğimiz şey her zaman iyi miydi?
Kötü dediğimiz şey ne zaman ve kim tarafından kötü olarak adlandırıldı?
Ve insan, bugün vicdanının sesi sandığı değerlerin nereden geldiğini gerçekten biliyor mu?
Friedrich Nietzsche, **Ahlakın Soykütüğü Üstüne**’de ahlakı değişmez ve evrensel kurallar bütünü olarak kabul etmek yerine onun geçmişine yöneliyor. İyi, kötü, suç, ceza, vicdan ve fedakârlık gibi kavramların hangi tarihsel ve psikolojik koşullarda ortaya çıktığını sorguluyor.
Nietzsche’nin asıl sorusu yalnızca ahlaki değerlerin ne olduğuyla ilgili değildir.
Onların **nasıl oluştuğuyla** ilgilidir.
İlk incelemede “iyi ve kötü” ile “iyi ve fena” arasındaki ayrımın izini sürerken güç, zayıflık ve **hınç** duygusunun değerlerin oluşumundaki rolünü ele alır. Ona göre bazı ahlaki yargılar doğrudan erdemden değil, güçsüzlüğün güçlü olana karşı geliştirdiği tepki ve intikam arzusundan doğmuş olabilir.
İkinci incelemede suçluluk ve **kötü vicdan** kavramlarına yönelir. Borç, ceza ve sorumluluk arasındaki tarihsel bağları araştırırken insanın saldırgan ve içgüdüsel yönlerini kendi içine çevirmesinin vicdanı nasıl biçimlendirdiğini sorgular.
Üçüncü incelemenin merkezinde ise **çileci idealler** vardır. İnsanın arzularını bastırması, acıya anlam vermesi ve dünyadaki yaşamı değersizleştirmesi neden bir erdem hâline gelmiştir? Nietzsche bu soruyu din adamlarından filozoflara, sanatçılardan bilim insanlarına kadar geniş bir alanda izler.
**Ahlakın Soykütüğü Üstüne**, okura yeni bir ahlak öğretmeye çalışan bir kitap değildir. Daha temel ve daha rahatsız edici bir şey yapar: Ahlakın kendisini sorgulanabilir hâle getirir.
İnsan neden suçluluk duyar?
Neden kendisini cezalandırır?
Neden bazı arzularından utanır?
Ve bugün kutsal kabul ettiği değerlerin ardında hangi korkular, mücadeleler ve güç ilişkileri vardır?
Nietzsche için mesele yalnızca değerlerimizin ne olduğu değildir.
Asıl mesele, onların **değerinin ne olduğudur.**
Çünkü insan kendisine miras kalan ahlakı sorgulamadan önce onunla yaşar.
Sorgulamaya başladığında ise yalnızca iyiyi ve kötüyü değil, kendisini de yeniden değerlendirmek zorunda kalır.
- Çevirmen
- Ahmet İnam
Süheyla Yaman profilini ac
Süheyla Yaman
@suheyla
Takip et Süheyla Yaman