Serkan Karaismailoğlu, fizyoloji ve sinirbilim alanlarında çalışan Türk akademisyen ve yazardır. Bilimsel araştırmalarını insan fizyolojisi, beyin işlevleri, davranışların biyolojik temelleri ve sinir sistemi üzerine yoğunlaştırırken popüler bilim kitapları ve romanları aracılığıyla sinirbilim bilgisini geniş okur kitlelerine aktardı.
2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde lisans öğrenimine başladı ve 2005 yılında mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından aynı üniversitenin Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalında yüksek lisans yaptı. 2009 yılında tamamladığı yüksek lisans çalışmasıyla fizyoloji alanındaki akademik uzmanlığını geliştirdi.
Doktora eğitimini 2009 ile 2014 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoloji programında sürdürdü. Perinatal Kafein Uygulamasının Yavru Sıçanların Beyin Dokusundaki Seks Steroit Hormonları Üzerine Etkisi başlıklı teziyle 2014 yılında doktora derecesini aldı.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Fizyoloji Anabilim Dalında akademik çalışmalarını sürdürdü ve doktor öğretim üyesi olarak görev aldı. Fizyoloji, deneysel tıp, sinirbilim ve insan davranışlarının biyolojik temelleri üzerine ders, araştırma ve yayın faaliyetlerinde bulundu.
Akademik araştırmalarında doğum öncesi ve doğum çevresindeki biyolojik etkilerin beyin gelişimine yansımaları, seks steroit hormonları, beynin cinsiyet farklılaşması, duygusal uyaranlara verilen fizyolojik tepkiler, dikkat süreçleri, ödüle yönelmiş motivasyon ve insan fizyolojisinin farklı bileşenleri üzerinde çalıştı.
Kas gücü ve parmak uzunluğu oranı arasındaki ilişkiler, mesane düz kasının fizyolojisi, duygusal düzenleme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda fizyolojik yanıtlar, kişiselleştirilmiş tıp araştırmaları ve sağlık alanında makine öğrenmesi uygulamaları üzerine yürütülen bilimsel çalışmalara katıldı.
Bilimsel araştırmalarının sonuçları ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlandı. Makalelerinde deneysel fizyoloji, klinik araştırma, nöropsikoloji, biyolojik belirteçler, epidemiyolojik veri ve bibliyometrik çözümleme gibi farklı araştırma yöntemlerinden yararlandı.
2009 yılında En İyi Genç Araştırmacı Ödülü’nü aldı. 2016-2017 yıllarında TÜBİTAK’ın girişimcilik destek programı kapsamında yürütülen NEOMETRE: Biyolojik ve Davranışsal Ölçme-Değerlendirme Sistemi projesinin yürütücülüğünü üstlendi.
Akademik araştırmalarının yanında sinirbilimin geniş okur kitlelerince anlaşılmasını amaçlayan Ortapia projesini kurdu. Kitaplar, söyleşiler, seminerler ve dijital yayınlar aracılığıyla beyin, davranış, hormonlar, bağırsak mikrobiyotası, ergenlik, motivasyon, aşk ve insan ilişkileri gibi konuları gündelik yaşam örnekleriyle ele aldı.
Popüler bilim yazarlığında akademik terimleri konuşma dili, mizah, benzetme, soru-cevap düzeni ve gündelik olaylarla birleştirdi. Sinirbilimsel süreçleri yalnızca anatomik yapıların veya kimyasal moleküllerin tanıtımıyla sınırlamadı; bu süreçlerin kararlar, alışkanlıklar, duygular, ilişkiler ve toplumsal yaşamla bağlantılarını açıklamaya yöneldi.
İlk popüler bilim kitabı Kadın Beyni Erkek Beyni 2015 yılında yayımlandı. Kitap, kadınlar ve erkekler arasında görülebilen biyolojik, fizyolojik ve davranışsal farklılıkları sinirbilim araştırmaları üzerinden ele alır. Beyin gelişimi, hormonlar, algı, bellek, iletişim, duygular ve davranış örüntüleri gündelik hayattan alınan örneklerle açıklanır.
Kadın Beyni Erkek Beyni’nde bilimsel araştırmalar, kadın ve erkek davranışlarına ilişkin yaygın kabullerle karşılaştırılır. Parmak uzunluğu oranları, doğum öncesi hormon etkileri, işitme, renk algısı, hafıza ve iletişim gibi konular mizahi sorular ve gözlemler aracılığıyla tartışılır.
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum 2017 yılında yayımlandı. Eser, bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların insan fizyolojisi, bağışıklık sistemi, beslenme, metabolizma, duygu durumu ve davranışlarla ilişkisini popüler bilim diliyle inceler.
Kitapta bağırsak mikrobiyotası, insan bedeninden bağımsız bir yardımcı sistem olarak değil, organizmayla karşılıklı etkileşim içinde bulunan canlı bir ekosistem olarak ele alınır. Bağırsak ile beyin arasındaki iletişim, sinirsel yollar, kimyasal iletiler, hormonlar ve bağışıklık sistemi üzerinden açıklanır.
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum’un anlatımında sindirim sisteminin aşamaları, çiğneme, yutma, mide ve bağırsakların işleyişi ile mikrobiyotanın oluşumu bir yolculuk kurgusu içinde aktarılır. Bilimsel kavramlar esprili bölüm başlıkları, benzetmeler ve gündelik beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendirilir.
Karaismailoğlu, bilimsel bilgiyi kurmacanın olay örgüsü içine yerleştirdiği üç kitaplık Mater serisini 2019 ile 2021 yılları arasında yayımladı. Pia Mater, Arachnoid Mater ve Dura Mater’den oluşan seri, yazar tarafından “nöro-roman” olarak tanımlanan bilimsel kurgu anlayışının temel örneğini oluşturdu.
Pia Mater 2019 yılında yayımlandı. Roman, bilimsel araştırma, insan beyni, hafıza, bilinç, algı ve biyolojik kimlik çevresinde gelişen bir macera anlatısıdır. Kurmaca karakterlerin karşılaştıkları gizemli olaylar ilerlerken beyin anatomisi ve sinir sistemi hakkındaki bilgiler olay örgüsünün içine yerleştirilir.
Pia mater, beyni ve omuriliği çevreleyen zarların en içte bulunan tabakasının adıdır. Kitabın başlığı, hem anlatının sinirbilimsel merkezini hem de insanın zihinsel ve biyolojik varlığına doğru yapılan içsel yolculuğu simgeler. Bilimsel açıklamalar karakterlerin araştırmaları, konuşmaları ve yaşadıkları olaylar aracılığıyla aktarılır.
Arachnoid Mater 2020 yılında yayımlandı ve serinin ikinci kitabını oluşturdu. Pia Mater’de başlayan hikâyeyi sürdüren roman, hafıza, kişisel geçmiş, kimlik ve nöronlarda saklanan bilgi çevresindeki gizemi genişletir.
Arachnoid Mater’de anlatının merkezindeki kişiler yaşadıkları olayları anlamlandırmaya ve geçmişin kaybolmasını önlemeye çalışır. Hatıraların yazıya aktarılması, beynin bilgiyi saklama biçimleri ve insanın kendi yaşam öyküsüyle kurduğu ilişki kurmacanın düşünsel katmanlarını oluşturur.
Dura Mater 2021 yılında yayımlandı ve üçlemenin son kitabı oldu. Önceki iki romanda gelişen olayları sonuca bağlayan eser; bilim, bilim tarihi, beyin araştırmaları, macera ve gizem unsurlarını aynı anlatı içinde birleştirir.
Mater serisinde beyni çevreleyen pia mater, arachnoid mater ve dura mater zarlarının adları, üç romanın yapısal çerçevesine dönüştürülür. Her kitapta insan bedeninin ve sinir sisteminin farklı bir katmanına ilişkin bilgiler kurmaca olaylarla birlikte işlenir.
Seri, bilimsel verileri olay örgüsünü kesintiye uğratan bağımsız açıklamalar biçiminde vermek yerine karakterlerin deneyimleri ve çözmeye çalıştıkları sorunlarla ilişkilendirir. Polisiye merak, bilimkurgu, macera ve popüler bilim, nöro-roman olarak adlandırılan ortak tür yapısında buluşur.
Dünyanın En Yalnız Beyni 2023 yılında yayımlandı. Kitap, ergenlik dönemindeki beyin gelişimini gençler, ebeveynler ve eğitimciler için anlaşılır bir dille ele alır. Eserde cümleler Mavi adlı ergen bir karaktere yöneltilirken farklı kuşakların ortak bir iletişim dili kurması amaçlanır.
Kitapta ergen beyninin henüz tamamlanmamış gelişimi, sinir devrelerinin yeniden düzenlenmesi, ödül arayışı, risk alma, duygusal yoğunluk, akran ilişkileri, yalnızlık ve yetişkinlerle yaşanan iletişim sorunları incelenir.
Ergenlik, yalnızca davranışsal sorunlarla tanımlanan bir dönem olarak değil, beynin yoğun bir değişim ve yeniden yapılanma sürecinden geçtiği gelişim evresi olarak ele alınır. Gençlerin davranışları biyolojik değişimlerin yanında aile, okul, arkadaşlık ilişkileri ve popüler kültürün etkileriyle birlikte değerlendirilir.
Kalk Bi Dopamin Demle, M. Ali Karaismailoğlu ile birlikte hazırlandı ve 2024 yılında yayımlandı. Vakti Olmayanlar İçin Sinirbilim dizisinin ilk kitabı olan eser, dopaminin beynin ödül, motivasyon, öğrenme ve davranış sistemlerindeki işlevlerine odaklanır.
Kitapta dopamin yalnızca haz veya mutluluk üreten bir molekül olarak tanımlanmaz. Bir ödülün elde edilmesinden önce ortaya çıkan beklenti, harekete geçme isteği, hedefe yönelme, öğrenme, alışkanlık oluşturma ve ödül tahmininde bulunma süreçleriyle ilişkisi açıklanır.
Kalk Bi Dopamin Demle, beynin ödül ve ceza devrelerini gündelik kararlarla ilişkilendirir. Sosyal medya, dijital bildirimler, alışveriş, yiyecekler, oyunlar, başarı hedefleri ve sürekli yenilik arayışı gibi modern uyaranların dopamin sistemi üzerindeki etkileri ele alınır.
Eserde kısa süreli haz arayışı ile uzun vadeli tatmin arasında ayrım kurulur. Ödüllerin sıklığı, büyüklüğü ve beklenmedikliği arttıkça davranışların nasıl yönlendirilebildiği; sürekli uyarılmanın dikkat, istek ve doyum duygusuyla ilişkisi popüler sinirbilim çerçevesinde açıklanır.
Kitabın “dopamin demlemek” ifadesi, dışarıdan gelen hızlı ödüllerle uyarılmak yerine emek, sabır, üretim, öğrenme ve sosyal ilişkiler aracılığıyla daha uzun süreli motivasyon kaynakları oluşturmayı anlatan bir metafor olarak kullanılır.
Biomortem 2025 yılında yayımlandı. Glia adlı yeni roman dizisinin ilk kitabı olan eser, ölümden sonra insan bedenindeki hücre, doku ve gen faaliyetlerinin belirli sürelerle devam etmesi düşüncesinden hareket eden bilimsel bir romandır.
Roman, biyolojik ölümün hangi aşamada gerçekleştiği, bedenin farklı hücrelerinin ölüm sonrasında ne kadar süre canlı kalabildiği ve kişisel varlığın yalnızca canlı hücrelerin toplamıyla açıklanıp açıklanamayacağı soruları çevresinde gelişir.
Biomortem’de hücre biyolojisi, ölüm fizyolojisi, gen etkinliği, beden ve bilinç hakkındaki bilimsel bilgiler sürükleyici bir kurmaca anlatıyla birleştirilir. Eser, Mater serisindeki nöro-roman yaklaşımını ölüm, yaşam ve biyolojik süreklilik meselelerine doğru genişletir.
Aşktan Önce ve Aşktan Sonra, M. Ali Karaismailoğlu ile birlikte hazırlanarak 2026 yılında yayımlandı. Vakti Olmayanlar İçin Sinirbilim dizisinin ikinci ve üçüncü kitaplarını oluşturan iki eser, aşk ve uzun süreli ilişkilerin nörobiyolojik süreçlerine odaklanır.
Aşktan Önce, romantik çekimin başlangıcını, bir kişinin başkaları arasından özel olarak algılanmasını, bedensel uyarılmayı, ödül beklentisini, bağlanma isteğini ve aşkın ilk döneminde oluşan yoğun dikkat hâlini inceler.
Aşktan Sonra ise başlangıçtaki yoğun heyecanın zaman içinde değişmesini, alışma süreçlerini, uzun süreli beraberliği, evlilik içindeki yakınlığı, dokunma ve duygusal bağın dönüşümünü ele alır. Romantik ilişkinin kendiliğinden değişmez kalmadığı; biyolojik süreçlerle davranışların ve ortak yaşam pratiklerinin birbirini etkilediği anlatılır.
Serkan Karaismailoğlu’nun popüler bilim kitaplarında fizyoloji, nörobiyoloji, psikoloji ve gündelik hayat birlikte kullanılır. Bilimsel kavramlar laboratuvar ve akademik yayın bağlamından çıkarılarak insanların kendi davranışlarında gözlemleyebilecekleri süreçlerle ilişkilendirilir.
Anlatımında mizah, doğrudan hitap, retorik sorular, kelime oyunları, gündelik benzetmeler ve kısa hikâyeler belirgin yer tutar. Teknik terimler açıklanırken bilimsel anlam korunur; kavramların okurun deneyimleriyle bağlantı kurması sağlanır.
Romanlarında bilimsel bilgi, olay örgüsünün temel bileşenidir. Beyin zarları, nöronlar, hafıza, mikrobiyota, hücresel yaşam ve ölüm gibi bilimsel alanlar yalnızca anlatının arka planını oluşturmaz; karakterlerin karşılaştıkları gizemlerin ve çatışmaların kurulmasında etkin rol üstlenir.
Serkan Karaismailoğlu, akademik fizyoloji ile popüler bilim yazarlığını, bilimkurgu ve macera romanıyla bir araya getiren üretimiyle tanındı. Eserleri, insan davranışlarını biyolojik süreçlerle açıklarken bu süreçlerin çevre, kültür, ilişkiler ve kişisel deneyimlerle kurduğu karşılıklı etkileşimi görünür hâle getirir.
#TürkYazar #Fizyolog #Sinirbilim #PopülerBilim #NöroRoman #Beyin #Davranış #Mikrobiyota #Ergenlik #Dopamin #Bilimkurgu #Bilimİletişimi
Serkan Karaismailoğlu, Bibliosfer’de popüler bilim, sinirbilim, fizyoloji, nörobiyoloji, bilimkurgu, nöro-roman, gençlik ve ergenlik araştırmaları ile bilim iletişimi alanlarında yer alır. Akademik ve edebî üretiminin merkezinde beynin, bedenin ve çevrenin insan davranışlarını birlikte biçimlendirmesi bulunur.
Akademik çalışmalarında deneysel fizyoloji, sinir sistemi, hormonlar, duygusal uyaranlar ve biyolojik belirteçler öne çıkar. Doğum öncesi hormonal etkiler ile beynin gelişimi arasındaki ilişkiler, doktora çalışmasının ve bilimsel yayınlarının başlıca araştırma alanlarından biridir.
Fizyoloji araştırmaları yalnızca beyinle sınırlı değildir. Kas sistemi, düz kas fizyolojisi, metabolik koşullar, yaşlılık, duygusal düzenleme, klinik risk tahmini ve sağlık verilerinin çözümlenmesi gibi farklı konular akademik üretiminde yer alır.
Kadın Beyni Erkek Beyni; popüler sinirbilim, beyin gelişimi, seks hormonları, algı, bellek, iletişim ve davranış alanlarını kapsar. Bilimsel araştırmalar, kadın ve erkek davranışları hakkındaki gündelik kabullerle karşılaştırılarak aktarılır.
Eserde mizahi sorular ve gündelik örnekler, sinirbilimsel kavramların açıklanmasında temel araçtır. Akademik makalelerde kullanılan beyin gelişimi, hormon ve davranış ilişkisi, geniş okur kitlesinin aşina olduğu iletişim ve ilişki meseleleri üzerinden ele alınır.
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum; mikrobiyota, sindirim sistemi, beyin-bağırsak ekseni, bağışıklık, beslenme, metabolizma ve davranış alanlarında yer alır. İnsan bedeni, yalnızca insan hücrelerinden oluşan kapalı bir sistem değil, mikroorganizmalarla birlikte işleyen karmaşık bir ekosistem olarak değerlendirilir.
Bağırsak ve beyin arasındaki ilişki, tek yönlü bir etki biçiminde kurulmaz. Sinirsel iletişim, kimyasal iletiler, hormonlar, bağışıklık sistemi ve beslenme alışkanlıkları karşılıklı etkileşim içinde ele alınır.
Mater serisi; nöro-roman, bilimkurgu, macera, polisiye merak, hafıza, bilinç, beyin anatomisi ve biyolojik kimlik alanlarını bir araya getirir. Pia Mater, Arachnoid Mater ve Dura Mater adları, beynin ve omuriliğin çevresindeki üç koruyucu zardan alınır.
Pia Mater, serinin bilimsel ve kurmaca dünyasını kurar. Sinir sistemi hakkındaki bilgiler, karakterlerin çözmeye çalıştıkları olaylarla birlikte ilerler. Beyin anatomisi, hafıza ve bilinç anlatının hem konusu hem olay örgüsünü yönlendiren unsurlarıdır.
Arachnoid Mater, kişisel geçmiş, hatırlama, kimlik ve bilginin nöral sistemlerde korunması üzerine yoğunlaşır. Hatıraların kaybı ile insanın kendi kimliğini kaybetmesi arasında ilişki kurulur.
Dura Mater, serinin önceki kitaplarında açılan bilimsel ve kurmaca sorunları sonuçlandırır. Bilim tarihi, deneysel araştırma, macera ve gizem unsurları üçlemenin son anlatı yapısında birleşir.
Nöro-roman kavramı, bilimsel bilginin kurmacaya sonradan eklenen açıklama parçaları hâlinde kullanılmasından ayrılır. Beyin ve sinir sistemi hakkındaki veriler, karakterlerin eylemlerini, çatışmaları ve çözülmesi gereken gizemleri doğrudan biçimlendirir.
Dünyanın En Yalnız Beyni; gelişimsel nörobiyoloji, ergen psikolojisi, ebeveyn-genç iletişimi, eğitim, risk alma, akran ilişkileri ve yalnızlık alanlarını kapsar. Ergenlik, beynin yoğun biçimde yeniden örgütlendiği biyolojik ve toplumsal bir geçiş dönemi olarak ele alınır.
Kitaptaki doğrudan hitap biçimi, ergen okurla yetişkin okuru aynı anlatıda buluşturur. Mavi adlı karaktere yöneltilen cümleler aracılığıyla gençlerin davranışları hakkında konuşmak yerine doğrudan gençle konuşan bir anlatım kurulur.
Kalk Bi Dopamin Demle; dopamin, ödül sistemi, motivasyon, öğrenme, alışkanlık, bağımlılık, dijital kültür ve tatmin alanlarında yer alır. Dopaminin yalnızca haz anıyla değil, ödül beklentisi ve hedefe yönelme süreciyle ilişkisi kitabın temel düşünsel çerçevesidir.
Dopamin, gündelik kullanımda “mutluluk hormonu” olarak adlandırılmasından ayrılarak bir nörotransmitter ve davranış düzenleyicisi olarak ele alınır. Motivasyon, dikkat ve öğrenmenin ödül beklentileriyle nasıl ilişkilendiği açıklanır.
Sosyal medya bildirimleri, alışveriş, oyun, yiyecek ve sürekli yenilik arayışı, modern yaşamın ödül sistemini sık aralıklarla uyaran unsurlarıdır. Kitap, bu uyaranların alışkanlık, beklenti ve doyum duygusuyla bağlantılarını inceler.
“Dopamin demlemek” metaforu, hızlı ve dışsal ödüller yerine zamana yayılan üretim ve çaba süreçlerini ifade eder. Öğrenme, çalışma, sosyal bağ, sabır ve amaçlı etkinlikler daha kalıcı motivasyon kaynaklarıyla ilişkilendirilir.
Biomortem; bilimsel roman, hücre biyolojisi, ölüm fizyolojisi, gen etkinliği, beden, bilinç ve yaşamın sınırları alanlarını kapsar. İnsan ölümünün tek bir anda gerçekleşen mutlak biyolojik kesinti olmadığı düşüncesi anlatının başlangıç noktasını oluşturur.
Eserde bireysel varlık ile hücrelerin canlılığı arasındaki ayrım sorgulanır. Bedenin bazı parçaları etkinliğini sürdürürken kişiyi oluşturan bütünlüğün nasıl sona erdiği, kurmaca ve bilimsel düşünceyi bir araya getiren temel sorudur.
Aşktan Önce ve Aşktan Sonra; aşkın nörobiyolojisi, romantik çekim, ödül sistemi, bağlanma, alışma, evlilik ve uzun süreli ilişki alanlarında yer alır. İki kitap, ilişkinin başlangıcı ile zaman içinde geçirdiği dönüşümü birbirini tamamlayan aşamalar olarak inceler.
Aşktan Önce’de bir kişinin özel ve çekici algılanmasını sağlayan dikkat, uyarılma, beklenti ve bağlanma süreçleri öne çıkar. Aşktan Sonra’da ise yenilik duygusunun azalması, alışma, ortak yaşam ve duygusal yakınlığın korunması üzerinde durulur.
Serkan Karaismailoğlu’nun bilim iletişiminde mizah, bilimsel içeriğin karşıtı değildir. Mizah, teknik kavramların anlaşılmasını kolaylaştıran, okurun gündelik deneyimiyle akademik bilgi arasında bağlantı kuran anlatım yöntemidir.
Retorik sorular, doğrudan hitap, benzetme ve kısa hikâyeler okurun metne katılımını sağlar. Kitaplarda anlatıcı yalnızca bilgi aktaran bir uzman konumunda kalmaz; okurun davranışlarını ve varsayımlarını sorgulamasına eşlik eden konuşmacı niteliği kazanır.
Bilimsel kavramlar bağımsız ve soyut tanımlar olarak bırakılmaz. Dopamin, mikrobiyota, hormonlar, nöronlar ve beyin gelişimi; yeme, sevme, iletişim kurma, karar verme, öğrenme ve alışkanlık oluşturma gibi gündelik eylemlerle ilişkilendirilir.
Roman ile popüler bilim arasındaki geçiş, yazarlığının belirgin özelliğidir. Popüler bilim kitaplarında kısa hikâyeler ve karakterler kullanılırken romanlarda bilimsel açıklamalar kurmaca çatışmaların parçası hâline gelir.
Serkan Karaismailoğlu’nun Bibliosfer profili; fizyoloji, sinirbilim, popüler bilim, beyin, davranış, mikrobiyota, dopamin, ergenlik, romantik ilişkiler, bilimkurgu, nöro-roman, hücre biyolojisi ve bilim iletişimi başlıklarından oluşur. Edebî ve akademik konumu, bilimsel bilgiyi mizah ve kurmaca aracılığıyla gündelik yaşam deneyimleriyle buluşturmasıyla belirginleşir.
Aşktan Önce Nöromantik İlişkiler
Aşktan Sonra Nöromantik İlişkiler
Kalk Bi Dopamin Demle
Dünyanın En Yalnız Beyni
Biomortem / Glia
Dura Mater
Kadın Beyni Erkek Beyni
Pia Mater