Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 09-07-1933
Doğum yeri Londra
Ölüm tarihi 30-08-2015

Oliver Wolf Sacks, 9 Temmuz 1933’te Londra’da Yahudi bir hekim ailesinde doğdu. Babası Samuel Sacks pratisyen hekim, annesi Muriel Elsie Landau ise cerrahtı. Dört erkek kardeşten en küçüğü olan Sacks, çocukluk yıllarından itibaren tıp, doğa bilimleri ve özellikle kimyayla yakın ilişki içinde büyüdü.

İkinci Dünya Savaşı başladığında Londra’nın bombalanmasından korunması amacıyla ağabeyi Michael ile birlikte yatılı bir okula gönderildi. Burada geçirdiği yaklaşık dört yılı daha sonra yaşamının en ağır çocukluk deneyimlerinden biri olarak anlattı. Savaş yılları, aileden ayrılık ve ağabeyinin psikiyatrik sorunları genç Sacks’ın insan zihnine yönelik ilgisini derinleştirdi.

Çocukluğunda özellikle kimyaya tutkuyla bağlandı. Periyodik tabloyu yalnızca bilimsel bir sınıflandırma sistemi değil, doğadaki düzenin ve maddenin çeşitliliğinin bir ifadesi olarak görüyordu. Bu yılları daha sonra Uncle Tungsten: Memories of a Chemical Boyhood adlı anı kitabında anlattı.

On dört yaşlarına geldiğinde ilgisi kimyadan biyoloji ve tıbba yöneldi. Ailesindeki çok sayıdaki hekim ve bilim insanının etkisiyle doktor olmaya karar verdi.

Oxford Üniversitesine bağlı Queen’s College’da fizyoloji ve biyoloji eğitimi gördü. Ardından tıp öğrenimini tamamladı ve Middlesex Hospital’da klinik eğitim aldı. 1958’de tıp derecesini elde etti.

İngiltere’deki ilk hastane çalışmalarından sonra 1960’ların başında Kuzey Amerika’ya gitti. Kanada üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne geçti ve San Francisco’daki Mount Zion Hospital’da, ardından University of California, Los Angeles’ta nöroloji ve nöropatoloji alanlarında eğitim gördü.

California yılları yalnızca tıp kariyeri açısından değil kişisel yaşamı bakımından da sıra dışıydı. Motosiklet kullandı, uzun mesafeler yüzdü, halter ve vücut geliştirmeyle ilgilendi. Aynı dönemde yoğun amfetamin kullanımı nedeniyle bağımlılıkla mücadele etti.

Sacks eşcinseldi. Gençliğinde ailesinin ve dönemin toplumsal koşullarının yarattığı baskı nedeniyle cinsel kimliği konusunda ağır çatışmalar yaşadı. Bu yönünü yaşamının büyük bölümünde kamuoyundan uzak tuttu ve ancak son dönem anılarında açık biçimde ele aldı.

1965’te New York’a yerleşti. Albert Einstein College of Medicine bünyesinde nöropatoloji alanında çalışmaya başladı ve kısa süre sonra Bronx’taki Beth Abraham Hospital’da kronik nörolojik hastalarla ilgilenmeye yöneldi.

Beth Abraham’da, 1910’ların sonu ve 1920’lerin başındaki encephalitis lethargica salgınından sağ kurtulmuş fakat onlarca yıldır ağır Parkinson benzeri belirtilerle neredeyse hareketsiz yaşayan bir grup hasta ile karşılaştı. Bu hastalar Sacks’ın hem hekimlik anlayışını hem de yazarlığını belirleyen en önemli deneyimlerden biri oldu.

1969’da hastalarına yeni kullanılmaya başlanan L-DOPA ilacını verdi. Bazı hastalar yıllardır süren hareketsizlikten olağanüstü biçimde çıkarken, etkinin zamanla karmaşık ve öngörülemez yan etkileri ortaya çıktı. Sacks bu insanların deneyimlerini yalnızca ilaç yanıtı olarak değil, zaman, kimlik, beden ve değişen dünyaya yeniden katılma sorunu olarak değerlendirdi.

Bu çalışmalar 1973’te yayımlanan Awakenings adlı kitabının temelini oluşturdu. Eser daha sonra tiyatroya uyarlandı ve 1990’da Robert De Niro ile Robin Williams’ın başrollerini paylaştığı aynı adlı filme kaynaklık etti.

Sacks’ın ilk kitabı Migraine 1970’te yayımlandı. Migreni yalnızca baş ağrısı olarak değil, görsel aura, zaman ve beden algısındaki bozulmalar, duyusal değişimler ve çeşitli nörolojik belirtilerle birlikte ele aldı.

1984’te A Leg to Stand On yayımlandı. Kitap, dağ yürüyüşü sırasında geçirdiği ciddi bacak yaralanmasının ardından kendi bedenine yabancılaşma deneyimini anlatıyordu. Böylece Sacks hekim olarak başkalarını gözlemlediği kadar kendi nörolojik deneyimini de vaka anlatısına dönüştürdü.

1985’te The Man Who Mistook His Wife for a Hat yayımlandı. Türkçede Karısını Şapka Sanan Adam adıyla bilinen eser, farklı nörolojik ve nöropsikiyatrik durumlarla yaşayan insanların hikâyelerini bir araya getirdi ve Sacks’ın uluslararası ölçekte tanınmasını sağlayan başlıca kitap oldu.

Kitaba adını veren anlatının merkezinde Dr. P. olarak adlandırılan yetenekli bir müzik öğretmeni bulunur. Dr. P. nesneleri ve yüzleri görmekte fakat gördüklerini bütünlüklü biçimde tanımakta zorlanmaktadır. Bir muayenenin sonunda karısının başını şapkası sanarak tutmaya çalışması, görme ile tanıma arasındaki farkı çarpıcı biçimde ortaya koyar.

Sacks bu ve benzeri vakalarda hastalığın yalnızca neyi ortadan kaldırdığını sormaz. Kişinin kaybedilen işlevin yerine hangi alışkanlıkları, sanatsal becerileri, hafıza biçimlerini veya davranış stratejilerini geliştirdiğiyle de ilgilenir.

Bu yaklaşımda Rus nöropsikolog Aleksandr Luria’nın etkisi büyüktü. Sacks, Luria’nın ayrıntılı nörolojik gözlemi bireyin yaşam öyküsüyle birleştiren yaklaşımından etkilenerek kendi yazarlığını zaman zaman “romantik bilim” geleneği içinde düşündü.

Seeing Voices 1989’da yayımlandı. Sacks bu kitapta sağır insanların dünyasını, işaret dilinin nörolojik ve kültürel boyutlarını ve sağır topluluklarının bağımsız bir dilsel kültür oluşturmasını inceledi.

An Anthropologist on Mars 1995’te yayımlandı. Yedi uzun vaka anlatısından oluşan kitapta renk görme kaybı, Tourette sendromu, otizm, görmenin sonradan kazanılması ve başka nörolojik durumlar ele alındı. Sacks, kişinin nörolojik farklılığıyla yaşamayı öğrenme biçimini eserin merkezine yerleştirdi.

The Island of the Colorblind, Uncle Tungsten ve Oaxaca Journal gibi eserlerde nörolojinin dışına çıkarak genetik hastalıklar, doğa tarihi, kimya, seyahat ve bilim tarihi üzerine yazdı.

Musicophilia 2007’de yayımlandı. Kitap müziğin bellek, hareket, duygu, halüsinasyon, epilepsi ve nörolojik hastalıklarla ilişkisini ele aldı ve Sacks’ın müziği insan zihninin temel örgütleyici güçlerinden biri olarak görmesini kapsamlı biçimde ortaya koydu.

The Mind’s Eye ve Hallucinations adlı sonraki eserlerinde görsel algı, yüz tanıma, körlük, zihinsel imgeler ve halüsinasyonların nörolojik temellerini araştırdı. Kendi görme bozukluklarını ve yüzleri tanımakta yaşadığı güçlükleri de açık biçimde yazılarına taşıdı.

Akademik kariyeri boyunca Albert Einstein College of Medicine, New York University ve Columbia University’de görev yaptı. 2007’de Columbia’da nöroloji ve psikiyatri profesörü ve Columbia University Artist olarak çalışmaya başladı; 2012’de yeniden New York University’ye geçti.

Bilim ile edebiyatı bir araya getiren çalışmaları nedeniyle çok sayıda onursal derece ve ödül aldı. 2002’de bilim insanlarının edebî başarısını onurlandıran Lewis Thomas Prize’a değer görüldü; 2006’da Royal College of Physicians üyesi oldu ve 2008’de Britanya İmparatorluk Nişanı Komutanı, CBE, unvanını aldı.

On the Move: A Life 2015’te yayımlandı. Sacks bu anılarında hekimlik kariyerinin yanı sıra motosikletler, halter, uyuşturucu bağımlılığı, eşcinselliği, uzun yalnızlık dönemleri, arkadaşlıkları ve yaşamının son yıllarındaki ilişkisini açık biçimde anlattı.

2006’da sağ gözünde nadir bir oküler melanoma teşhis edildi. Tedavi sonucunda o gözünde önemli görme kaybı yaşadı. 2015 başında kanserin karaciğerine metastaz yaptığı ortaya çıktı.

Yaşamının son aylarında ölüm, yaşlılık ve yaşamın değeri üzerine kısa denemeler yazdı. Daha sonra Gratitude adıyla bir araya getirilen bu yazılarda yaşamının sonuna yaklaşırken korkudan çok şükran duygusunun ağır bastığını anlattı.

Oliver Sacks 30 Ağustos 2015’te New York’taki evinde seksen iki yaşında öldü. Ardında yayımlanmamış çok sayıda yazı, günlük ve mektup bıraktı. The River of Consciousness 2017’de, Everything in Its Place 2019’da ölümünden sonra yayımlandı.

Sacks’ın yazarlık mirası yalnızca nörolojik hastalıkları geniş okur kitlesine anlatmasından kaynaklanmaz. Klinik tanıyı kişinin bütün kimliğinin yerine koymayı reddederek belleğin, müziğin, dilin, alışkanlıkların ve toplumsal ilişkilerin nörolojik kayıplar karşısında insan benliğini nasıl koruyabildiğini göstermeye çalıştı.

Bununla birlikte ölümünden sonra arşivlerinin açılması, bazı vaka anlatılarında gerçek olayları edebî amaçlarla yeniden biçimlendirdiğini ortaya koydu. Bu nedenle Sacks’ın metinleri günümüzde hem anlatı tıbbının önemli örnekleri hem de hekim-yazarın gerçek hasta yaşamını ne ölçüde dönüştürme hakkına sahip olduğu sorusunu gündeme getiren etik açıdan tartışmalı metinler olarak okunmaktadır.

#OliverSacks #KarısınıŞapkaSananAdam #TheManWhoMistookHisWifeForAHat #Nöroloji #AnlatıTıbbı #Uyanışlar #Awakenings #Müzikofili #KlinikAnlatı #Beyin #Bellek #Algı