Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
11 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 16-03-1868
Doğum yeri Nijni Novgorod
Ölüm tarihi 18-06-1936

Maksim Gorki, gerçek adıyla Aleksey Maksimoviç Peşkov, 28 Mart 1868'de Rus İmparatorluğu'nun Nijni Novgorod kentinde doğdu. Romancı, öykücü, oyun yazarı, gazeteci, yayıncı ve kamusal düşünce insanı olarak Rus edebiyatının 19. yüzyıl sonundan Sovyet dönemine uzanan büyük dönüşümünün merkezindeki yazarlardan biri oldu.

Babası Maksim Savvatyeviç Peşkov marangozluk ve gemicilik işletmeleriyle bağlantılı işlerde çalışıyordu. Babasının 1871'de ölmesinin ardından Aleksey, anne tarafından büyükbabası ve büyükannesinin yanında büyüdü.

Annesini de küçük yaşta kaybetmesi ve ailenin ekonomik koşulları nedeniyle düzenli eğitimi erken sona erdi. Üniversite öğrenimi görmedi; geniş edebiyat, tarih ve düşünce bilgisini büyük ölçüde kendi okumalarıyla edindi.

Çocukluk ve gençlik yıllarında farklı işlerde çalıştı. Fırın, gemi, dükkân ve atölye gibi çeşitli çalışma ortamlarında edindiği deneyimler, daha sonra işçiler, yoksullar, evsizler, gezginler ve toplumun kıyısında yaşayan insanlara yönelen edebiyatının temel malzemelerinden biri oldu.

1880'lerin sonu ve 1890'ların başında Rusya'nın farklı bölgelerini dolaştı. Bu yolculuklarda karşılaştığı insanlar ve toplumsal yaşam, sonraki öykülerindeki gezgin, işçi, serseri ve yoksul karakterlerin oluşumunda belirleyici rol oynadı.

1892'de Makar Çudra adlı öyküsünü yayımlarken Maksim Gorki mahlasını kullandı. Bu tarihten itibaren gazetelerde ve dergilerde öyküleri, yazıları ve röportajları giderek daha fazla görünmeye başladı.

1890'ların ilk dönemindeki öykülerinde gerçekçi toplumsal gözlemle romantik ve folklorik unsurlar yan yana bulunur. Makar Çudra, İhtiyar İzergil ve Çelkaş gibi metinlerde toplumun yerleşik düzeninin dışında yaşayan karakterler özgürlük, yoksulluk, gurur ve insan onuru meseleleriyle birlikte ele alınır.

1898'de öykü ve denemelerini bir araya getiren ilk büyük kitap derlemelerinin yayımlanması Gorki'nin Rusya çapındaki ününü hızla artırdı. Kısa sürede Lev Tolstoy, Anton Çehov, İvan Bunin ve Leonid Andreyev gibi dönemin önemli edebiyatçılarıyla ilişki kurdu.

Foma Gordeyev 1899'da yayımlandı. Ticaret ve servet çevresinde yetişen bir gencin içinde bulunduğu sınıfın değerleriyle uyuşamamasını anlatan roman, Gorki'nin sermaye, birey ve toplumsal çevre arasındaki çatışmaya yönelen erken dönem uzun anlatılarından biri oldu.

Üçler adlı romanı 1900-1901 döneminde yayımlandı. Yoksulluk içindeki insanların daha iyi bir hayat kurma isteği ile içinde bulundukları ekonomik ve toplumsal koşullar arasındaki gerilim, Gorki'nin sonraki eserlerinde de tekrar edecek temel meselelerden biri hâline geldi.

1901'de Küçük Burjuvalar, 1902'de ise Na dne, Türkçede Ayaktakımı Arasında veya Dipte gibi başlıklarla bilinen oyunu ortaya çıktı. Ayaktakımı Arasında, bir sığınma evinde yaşayan yoksul ve dışlanmış insanların dünyasını tiyatronun merkezine taşıdı ve Gorki'nin uluslararası ölçekte tanınan eserlerinden biri oldu.

Gorki aynı dönemde Çarlık yönetimine muhalif siyasal çevrelerle yakınlaştı. 1905 Devrimi sırasında siyasal hareketlere destek verdi ve sosyal demokrat hareketle ilişkisi yoğunlaştı.

1906'da Rusya'dan ayrılarak Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Bu yolculuğun amaçlarından biri Rus devrimci hareketi için maddi ve siyasal destek sağlamaktı; daha sonra İtalya'ya geçerek Capri Adası'na yerleşti.

Ana'nın ilk taslakları daha Gorki'nin Nijni Novgorod döneminde oluşmaya başlamıştı. Eserin temel yazım çalışması ise 1906'daki Amerika yolculuğu ve ardından Avrupa'da bulunduğu dönemle bağlantılıdır.

Ana'nın merkezinde işçi Pavel Vlasov ile annesi Pelageya Nilovna Vlasova bulunur. Pavel'in devrimci düşüncelerle tanışması ve örgütlü işçi hareketine katılması, başlangıçta korku içinde yaşayan annesinin de giderek oğlunun düşüncelerini anlamasına ve mücadelede etkin rol almaya başlamasına yol açar.

Romanın tarihsel arka planında 1902'de Nijni Novgorod yakınındaki Sormovo'da meydana gelen işçi gösterileri bulunur. İşçi Pyotr Zalomov ve annesinin yaşadıkları, Pavel ile Nilovna karakterlerinin oluşturulmasında önemli esin kaynakları arasında yer aldı.

Ana yalnızca bir anne-oğul hikâyesi değildir. Fabrika yaşamı, işçi hareketi, yasak yayınların dağıtılması, siyasal bilinçlenme, örgütlenme, tutuklama, mahkeme ve toplumsal değişim düşüncesi romanın temel yapısını oluşturur.

Pelageya Nilovna'nın dönüşümü eserin merkezidir. Başlangıçta aile içindeki şiddet ve korku ortamına boyun eğen kadın, oğlunun arkadaşlarıyla karşılaştıkça başka insanların yaşadığı adaletsizlikleri fark eder ve sonunda kendi iradesiyle siyasal mücadeleye katılır.

Ana 1906-1907 yıllarında sıra dışı bir yayın süreci yaşadı. İngilizce çeviri özgün Rusça tam baskıdan önce Amerika'da tefrika edildi; Rusya'daki yayın ise Çarlık sansürünün müdahaleleriyle karşılaştı.

Gorki'nin Ana hakkındaki kendi değerlendirmeleri her zaman olumlu değildi. Romanın devrimci heyecan içinde ve belirgin bir siyasal amaçla yazıldığını düşünmüş, daha sonraki yıllarda edebî bakımdan eksik bulduğu yönlerini açıkça dile getirmiştir.

Buna rağmen Ana, 20. yüzyılda Gorki'nin en geniş dolaşıma giren eserlerinden biri oldu. Sovyet döneminde işçi sınıfının siyasal bilinçlenmesini anlatan temel metinlerden biri olarak kanonlaştırıldı ve sosyalist gerçekçiliğin öncül eserlerinden biri sayıldı.

Gorki Capri'de 1913'e kadar yaşadı ve bu dönemde oyun, roman, öykü ve denemelerini sürdürdü. 1913'te çıkarılan genel aftan sonra Rusya'ya döndü.

Aynı dönemde otobiyografik eserlerine yöneldi. Çocukluğum 1913-1914, Ekmeğimi Kazanırken veya İnsanlar Arasında adlarıyla çevrilen V lyudyakh 1916, Benim Üniversitelerim ise 1923'te yayımlandı.

Bu üçlü doğrudan belgesele indirgenemeyecek edebî bir otobiyografidir. Gorki çocukluk, çalışma hayatı, yoksulluk, aile içi şiddet, okuma tutkusu ve kendi kendini yetiştirme sürecini kişisel hafıza ile toplumsal gözlemi birleştirerek anlatır.

1917 devrimleri Gorki'nin siyasal konumunu karmaşıklaştırdı. Çarlık rejiminin karşıtı ve sosyalist düşünceye yakın olmasına rağmen Bolşeviklerin iktidarı ele geçirme yöntemlerini, basın üzerindeki baskıları ve aydınlara yönelik uygulamaları eleştirdi.

Bu eleştirilerini Novaya Zhizn gazetesinde yayımlanan ve daha sonra Zamansız Düşünceler olarak bilinen yazılarında sürdürdü. Böylece Gorki'nin Lenin ve Bolşevik hareketle ilişkisi destek ile eleştiri arasında değişen, tek çizgiye indirgenemeyen bir nitelik kazandı.

Devrim sonrasındaki ekonomik ve kültürel kriz sırasında bilim insanları, sanatçılar ve yazarların korunması için girişimlerde bulundu. Dünya Edebiyatı adlı yayın projesinin kuruluşunda görev alarak dünya klasiklerinin Rusçaya çevrilmesi ve yayımlanmasına yönelik büyük bir kültür programı yürüttü.

Bolşevik yönetimiyle artan anlaşmazlıkları ve sağlık sorunları nedeniyle 1921'de yeniden ülke dışına çıktı. Bir süre Almanya ve Çekoslovakya çevresinde kaldıktan sonra ağırlıklı olarak İtalya'nın Sorrento kentinde yaşadı.

Bu dönemde Benim Üniversitelerim'i tamamladı; Artamonovlar 1925'te yayımlandı. Aynı yıllarda en büyük geç dönem projesi olan Klim Samgin'in Hayatı üzerinde çalışmaya başladı.

Klim Samgin'in Hayatı, 19. yüzyıl sonundan devrim dönemine uzanan Rus aydın ve siyasal çevrelerini geniş bir tarihsel panorama içinde ele alır. Gorki eserin dördüncü bölümünü tamamlayamadan öldüğü için roman dizisi yarım kaldı.

1928'den itibaren Sovyetler Birliği'ne ziyaretler yaptı. 1933'te ülkeye kesin olarak döndü ve Stalin döneminde resmî kültür hayatının en görünür edebiyat figürlerinden biri hâline geldi.

1934'te düzenlenen Birinci Sovyet Yazarlar Kongresi'nin oluşumunda merkezi rol oynadı. Bu dönemde sosyalist gerçekçilik Sovyet edebiyatının resmî yöntemi olarak kurumsallaşırken Gorki'nin adı da bu anlayışın tarihsel öncülerinden biri olarak öne çıkarıldı.

Bununla birlikte Gorki'nin bütün edebî üretimini sosyalist gerçekçilik başlığı altında değerlendirmek doğru değildir. İlk öykülerindeki romantizm, toplumsal gerçekçilik, natüralist gözlem, tiyatrosundaki psikolojik ve felsefi tartışmalar ve geç dönem eserlerindeki karmaşık tarih anlayışı bu sınıflandırmanın dışına taşar.

Maksim Gorki 18 Haziran 1936'da Moskova yakınlarındaki Gorki'de öldü. Külleri Moskova'daki Kremlin Duvarı Nekropolü'ne yerleştirildi.

Ölümünden sonra Sovyet kültüründe simgesel bir konuma yükseltildi; doğduğu Nijni Novgorod kenti 1932-1990 arasında Gorki adını taşıdı. Ancak sonraki araştırmalar onun Çarlık rejimiyle olduğu kadar Bolşevik ve Stalin dönemi iktidarıyla ilişkisinin de daha çelişkili ve değişken olduğunu ortaya koydu.

Gorki'nin edebî mirası roman, öykü, oyun, anı, deneme, gazetecilik ve yayıncılık alanlarına yayılır. Onu ayırt eden temel özelliklerden biri, toplumun kıyısında yaşayan insanları edebiyatın merkezine taşıması ve insanın kişiliği ile içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve tarihsel koşullar arasındaki ilişkiyi sürekli sorgulamasıdır.

#MaksimGorki #Ana #Mat #RusEdebiyatı #ToplumsalGerçekçilik #İşçiEdebiyatı #DevrimEdebiyatı #AyaktakımıArasında #Çocukluğum #KlimSamgin #SosyalistGerçekçilik #Tiyatro