Bir insanın dünyaya bakışı, çocukluğunda gördükleri ve yaşadıklarıyla ne kadar şekillenir? Sevgiyle sertliğin, yoksullukla umudun yan yana bulunduğu bir evde büyümek, insanın karakterinde nasıl izler bırakır?
Maksim Gorki, otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı olan Çocukluğum’da kendi çocukluk yıllarına dönüyor. Babasının ölümünün ardından annesiyle birlikte büyükbabasının evine yerleşen küçük Aleksey, burada kalabalık bir aile düzeninin, geçim mücadelelerinin ve birbirinden farklı karakterlerin arasında büyümeye başlıyor. Özellikle büyükannesi Akulina’nın sevgisi, anlattığı hikâyeler ve hayata karşı taşıdığı iyimserlik, onun dünyasında özel bir yer ediniyor.
Gorki, çocukluk anılarını yalnızca kişisel bir geçmiş olarak anlatmıyor; 19. yüzyıl Rusya’sındaki aile yaşamını, yoksulluğu, çalışma koşullarını ve sıradan insanların gündelik dünyasını da canlı gözlemlerle yansıtıyor. Çocuğun merakı ve dikkatli bakışı sayesinde en küçük olaylar bile insan doğasına dair güçlü anlamlar kazanıyor.
Çocukluğum, bir yazarın kişiliğinin ve dünyaya bakışının nasıl şekillendiğini gösteren; aile, sevgi, dayanıklılık ve büyüme üzerine içten anlatımıyla Maksim Gorki’nin en önemli otobiyografik eserlerinden biri.
- Çevirmen
- Mazlum Beyhan
- Çevirmen
- Hande Nurel