Dilan Durmaz, çağdaş romantik kurgu, toplumsal dram, gizem ve suç unsurlarını bir araya getiren romanlarıyla tanınan Türk yazardır. Basılı bibliyografyası Serçeyi Öldürmek ve Üzüm Buğusu çevresinde şekillenmiş; bunun yanında Uçurtmayı Sevmek adlı çalışmasını da çevrimiçi olarak okurlarıyla paylaşmıştır.
Durmaz yazarlığın yanı sıra öğretmenlik yapmaktadır. Kendi internet sitesinde Üzüm Buğusu üzerine yaptığı açıklamalarda yazarlık ile öğretmenlik mesleğini aynı dönemde sürdürdüğünü açıkça belirtmiştir.
Yazarlık çalışmalarını önce dijital ortamda okurlarla paylaşan Durmaz, uzun bölümler hâlinde gelişen çevrimiçi anlatı modelini basılı kitaplarına da taşımıştır. Kendi internet sitesi, Serçeyi Öldürmek, Uçurtmayı Sevmek ve Üzüm Buğusu için ayrı bölüm arşivleri barındırır.
Basılı yayıncılıktaki ilk önemli eseri Serçeyi Öldürmek oldu. Romanın ilk cildi İndigo Kitap tarafından Nisan 2024’te yayımlandı.
Romanın merkezinde Efsun Zorlu bulunur. İzmir’de büyüyen ve tıp fakültesinden mezun olduktan sonra mesleği nedeniyle Şanlıurfa’ya giden Efsun, görev yaptığı ilk günlerde on sekiz yaşındaki genç bir kadın hastayla karşılaşır.
Hastasının bedeninde gördüğü izler Efsun’u yalnızca doktor olarak ilgilendiren bir vakadan daha fazlasına sürükler. Genç kadını koruma isteği, çevresindeki aile ve toplumsal düzenle çatışmasına yol açarken kendi geçmişiyle bağlantılı gerçekler de giderek ortaya çıkar.
Bu süreçte Fetih Karadere anlatının ikinci merkezî karakterine dönüşür. Efsun ile Fetih’in ilişkisi başlangıçta karşılıklı kuşku, aile bağları ve tehditlerle çevrilidir; zamanla romantik yakınlaşma, geçmişle hesaplaşma ve ortak sorumluluk duygusuyla genişler.
Serçeyi Öldürmek, romantik ilişkiyi toplumsal baskı, aile düzeni, kadına yönelik şiddet, mesleki sorumluluk, geçmiş travmaları ve bireyin çevresindeki kapalı yapıya karşı çıkmasıyla birleştirir. Şanlıurfa yalnızca olayların geçtiği yer değil, Efsun’un alıştığı yaşamın dışında mücadele etmek zorunda kaldığı toplumsal çevrenin de parçasıdır.
Serinin ikinci kitabı Serçeyi Öldürmek 2, Kasım 2024’te yayımlandı. Efsun ile Fetih arasında ilk kitapta kurulan zorunlu ve çatışmalı bağ bu ciltte daha belirgin bir duygusal ilişkiye dönüşür.
İkinci kitapta anlaşmalar, aile bağları, geçmiş yaraları ve birbirlerini koruma isteği ilişkinin temel sınavları hâline gelir. Efsun’un yaşadığı travmaların etkileri ile Karadere ailesinin çevresindeki çatışmalar romantik anlatıyı sürekli dış baskı altında tutar.
Serinin üçüncü kitabı Serçeyi Öldürmek 3, Ekim 2025’te yayımlandı. Efsun ile Fetih’in hikâyesini tamamlayan bu ciltte aile içindeki yıkımın sonuçları, ayrılık, bekleyiş, fedakârlık ve yeniden birlikte bir hayat kurabilme ihtimali öne çıkar.
Yazarın kendi çevrimiçi açıklamalarında Serçeyi Öldürmek’in son bölümünden “final bölümü” olarak söz etmesi ve basılı üç kitabın kutulu set hâlinde yayımlanması, anlatının üç ciltlik tamamlanmış bir seri olduğunu göstermektedir.
Durmaz’ın çevrimiçi yayımladığı bir diğer çalışma Uçurtmayı Sevmektir. Eserin giriş ve ilk bölümleri 2024’te yazarın kendi sitesinde yayımlandı. Zeliha ve çevresindeki karakterler üzerinden gelişen bu çalışma, mevcut güvenilir basılı kataloglarda bağımsız kitap olarak yer almadığından çevrimiçi eser olarak değerlendirilir.
Dilan Durmaz’ın ikinci büyük roman projesi Üzüm Buğusudur. Yazar, eserin temel fikrinin 2021’de oluşmaya başladığını, metni ise 2024’ün sonlarında yazmaya koyulduğunu belirtmiştir.
Üzüm Buğusu’nun ilk basılı cildi 2026’nın başında İndigo Kitap tarafından yayımlandı. Romanın merkezinde aynı gün doğan ve aynı ev çevresinde büyüyen Firuze Akın ile Ali Ecevit Tarhan bulunur.
Hikâye 16 Kasım 1992’de Ankara’da düzenlenen bir doğum günü partisine ve bu partide işlenen cinayete bağlanır. Firuze, tanınmış siyasetçi Atilla Akın’ın kızıdır; Ecevit ise çocukluk arkadaşının yanında büyürken yaşanan olayın ardından küçük yaşta ağır bir suçun gölgesinde kalır.
Roman çocukluk arkadaşlığı, ailelerin sakladığı gerçekler, suç ve masumiyet arasındaki belirsizlik, siyasal güç, propaganda ve geçmişin yıllar sonra yeniden açılması üzerine kuruludur. Firuze ile Ecevit’in yetişkinlikte yeniden kesişen hayatları romantik ilişkiyi cinayet gizemi ve aile hesaplaşmasıyla birleştirir.
Üzüm Buğusu 2, Haziran 2026’da yayımlandı. İkinci ciltte Firuze ile Ecevit’in Melike Tarhan hakkındaki gerçeklere ulaşma çabaları sürerken birbirlerine karşı duyguları da daha açık hâle gelir.
İkinci kitap aynı zamanda siyasal anlatıyı genişletir. Atilla Akın’ın kariyeri, seçim süreci, propaganda, kamuoyu ve geçmişte saklanmış bilgilerin siyasal sonuçları olay örgüsüne daha doğrudan katılır.
Üzüm Buğusu’nun dikkat çekici biçimsel özelliklerinden biri bölüm adlarında hukuk ve siyaset dilinin kullanılmasıdır. “Fail ile mağdur aynı kişi olamaz”, “irade sakatlanmışsa işlem geçersizdir”, “hakikat tanığın diliyle ayakta durur” gibi başlıklar romanın suç, sorumluluk, hakikat ve yorum temalarını biçimsel düzeye taşır.
2026 itibarıyla Üzüm Buğusu’nun iki basılı cildi yayımlanmıştır. Bununla birlikte yazarın kendi internet sitesinde ikinci basılı ciltten sonraki bölümlerin yayımlanmaya devam etmesi nedeniyle eserin toplam kaç ciltte tamamlanacağı kesinleşmiş değildir.
Dilan Durmaz’ın eserlerinde aile, geçmiş, sırlar ve karakterlerin kendi hayatları üzerinde söz sahibi olma mücadelesi ortak bir çizgi oluşturur. Serçeyi Öldürmek’te bu yapı sağlık, toplumsal baskı ve aile düzeni üzerinden gelişirken Üzüm Buğusu’nda siyaset, cinayet, hukuk ve kuşaklar arası hesaplaşmayla genişler.
Yazarın doğrulanmış basılı bibliyografyası 2026 itibarıyla Serçeyi Öldürmek, Serçeyi Öldürmek 2, Serçeyi Öldürmek 3, Üzüm Buğusu ve Üzüm Buğusu 2 kitaplarından oluşmaktadır. Uçurtmayı Sevmek ise yazarın kendi sitesinde bölüm bölüm yayımladığı çevrimiçi çalışmasıdır.
#DilanDurmaz #SerçeyiÖldürmek #ÜzümBuğusu #UçurtmayıSevmek #RomantikKurgu #ToplumsalDram #Gizem #Suç #Aile #GeçmişleYüzleşme #TürkRomanı #İndigoKitap
Dilan Durmaz’ın Bibliosfer profili çağdaş romantik kurgu, toplumsal dram, aile romanı, romantik gerilim, gizem, suç, siyasal arka plan, geçmişle yüzleşme, aidiyet, kadın deneyimi ve güç ilişkileri eksenlerinde şekillenir.
Yazarın yayımlanmış iki ana kurmaca dünyası yüzeyde birbirinden oldukça farklı görünür. Serçeyi Öldürmek günümüz Şanlıurfa’sında sağlık, aile ve toplumsal baskı çevresinde gelişirken Üzüm Buğusu 1990’lardan bugüne uzanan siyaset, cinayet ve aile geçmişi üzerinden ilerler.
Buna rağmen iki anlatının ortak çekirdeği benzerdir: genç karakterlerin kendi seçmedikleri aile ve toplumsal düzenlerin sonuçlarıyla mücadele etmeleri.
Serçeyi Öldürmekin merkezindeki Efsun Zorlu, anlatıya dışarıdan gelen karakterdir. İzmir’den Şanlıurfa’ya doktor olarak gitmesi, onu hem coğrafi hem de toplumsal olarak alışık olmadığı bir yapının içine taşır.
Efsun’un mesleği anlatı açısından belirleyicidir. Genç bir hastanın bedenindeki izleri fark etmesi, olay örgüsünü harekete geçiren ilk adımdır. Böylece tıbbi gözlem, toplumsal bir soruna müdahale etme sorumluluğuna dönüşür.
Ancak roman klinik tıp veya sağlık sistemi üzerine akademik bir çalışma değildir. Doktorluk, Efsun’un başka insanların hayatlarına müdahale etmek zorunda kalmasını ve kapalı aile yapılarına dışarıdan bakabilmesini sağlayan kurmaca işlev taşır.
Efsun’un genç kadını koruma isteği, kişisel sınırlarla mesleki sorumluluk arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır. Olay örgüsü ilerledikçe doktor kimliği tek başına yeterli olmaz; karakter kendisini toplumsal, ailevi ve kişisel çatışmaların içinde bulur.
Fetih Karadere bu çatışmanın karşı tarafındaki en önemli karakterdir. Efsun için başlangıçta güvenilir bir sığınak değil, içinde bulunduğu düzenin belirsiz ve tehditkâr temsilcilerinden biridir.
Bu nedenle romantik ilişki güvenli bir zeminde başlamaz. Efsun ile Fetih arasındaki yakınlaşma, birbirlerini anlamaktan önce birbirlerinin niyetlerini ve bağlılıklarını sınamalarını gerektirir.
Serçeyi Öldürmek’te aile çok güçlü bir yapıdır. Karadere ailesinin geçmişi, ilişkileri ve kararları bireylerin özel hayatlarına doğrudan müdahale eder. Aile hem koruyucu hem de baskı üreten bir kurum olarak görünür.
Serinin ikinci kitabında ilk ciltteki dış çatışma giderek ilişki içi çatışmaya dönüşür. Efsun ile Fetih’in birbirlerine bağlanmaları sorunları ortadan kaldırmaz; tam tersine birbirlerini kaybetme ihtimalini daha güçlü hâle getirir.
Serçeyi Öldürmek 3 ise bu ilişkinin sonuç aşamasıdır. İlk kitaptaki yabancılık ve karşıtlık, finalde aile olma, ait olma, bekleme ve fedakârlık meselelerine dönüşür.
Seri boyunca kullanılan yol, durak, şehir, duvar ve inşa imgeleri de bu gelişimi destekler. İkinci kitapta başlayan “durak inşası” ve üçüncü kitapta “şehir kurma” düşüncesi, iki karakterin ortak yaşam oluşturmasını fiziksel mekân diliyle anlatır.
Serçeyi Öldürmek başlığındaki “serçe” de kırılganlık ve korunma ihtiyacıyla ilişkilendirilebilir. Kuş ve uçma imgeleri metin boyunca özgürlük, kaçış, yorulma ve direnme çağrışımları taşır.
Dilan Durmaz’ın çevrimiçi yayımladığı Uçurtmayı Sevmek de uçma ve bağlanma imgelerini sürdürmesi bakımından bu anlatı dünyasıyla tematik yakınlık gösterir. Uçurtma özgürlükle ilişkilense de bir ipe bağlıdır; yazarın karakterleri de çoğu zaman gitmek ile bağlı kalmak arasında benzer gerilimler yaşar.
Üzüm Buğusu ise Dilan Durmaz’ın anlatısını daha geniş tarihsel ve siyasal bir zemine taşır. Romanın başlangıç tarihi olan 16 Kasım 1992, yalnızca atmosfer kurmak için değil bütün karakterlerin kaderini belirleyen suçun başlangıç noktası olarak kullanılır.
Firuze Akın ile Ali Ecevit Tarhan aynı gün doğmuş, çocukluklarını birlikte geçirmiş iki karakterdir. Bu ortak başlangıç, yetişkinlerin kararları ve işlenen cinayet nedeniyle parçalanır.
Üzüm Buğusu’nun temel karşıtlıklarından biri suçlu ile masum arasındadır. Çocuk yaşta bir kişiye yüklenen suç, gerçek sorumluluğun kimde olduğu ve anlatılan tarih ile yaşanan tarih arasındaki fark romanın gizem hattını oluşturur.
Bu nedenle roman klasik romantik kurgu yapısından daha geniş bir soru üretir. Firuze ile Ecevit’in birbirlerine karşı duyguları önemli olmakla birlikte anlatının diğer merkezi sorusu geçmişte gerçekte ne olduğudur.
Üzüm Buğusu 2 bu soruşturmayı siyasal alana daha fazla taşır. Atilla Akın’ın kariyeri, seçim süreci ve propaganda yöntemleri aile içindeki sırların kamusal sonuçlar doğurmasına yol açar.
Siyaset romanda yalnızca arka plan değildir. Gücün gerçeği nasıl biçimlendirebildiği, insanların hangi anlatıya inanacağını kimin belirlediği ve kişisel geçmişin kamuoyu önünde nasıl yeniden üretilebildiği olay örgüsünün parçalarıdır.
Bununla birlikte Üzüm Buğusu siyaset bilimi veya yakın tarih araştırması değildir. 1990’ların Türkiye’sine benzeyen ortam, kurmaca karakterler ve olaylarla oluşturulmuş dramatik bir siyasal zemindir.
Romanın bölüm başlıklarında hukuk dilinin yoğun kullanımı önemlidir. “Fail”, “mağdur”, “delil”, “tanık”, “miras”, “irade” ve “haksız fiil” gibi kavramlar yalnızca dekor olarak kullanılmaz; karakterlerin birbirlerini sürekli suçladıkları, savundukları ve yargıladıkları anlatı yapısıyla örtüşür.
Bu başlıklar aynı zamanda okuru bir tür jüri konumuna getirir. Her yeni bilgi geçmiş hakkındaki hükmü değiştirebilir; suçlu olarak görülen kişi mağdura, mağdur olarak görülen kişi ise olayın başka bir aktörüne dönüşebilir.
Üzüm Buğusu’nun önemli yöntemlerinden biri zaman kullanımıdır. Çocuklukta yaşanan olayın sonuçları yetişkinlikte sürer ve geçmiş yalnızca geriye dönüşlerle hatırlanan bir dönem değil, bugünkü ilişkileri belirleyen aktif güç hâline gelir.
Dilan Durmaz’ın iki ana serisinde de kadın karakterlerin çevrelerindeki yerleşik düzene itirazı öne çıkar. Efsun hastasının durumunu görmezden gelmeyi reddeder; Firuze ise ailesinin ve siyasal çevresinin kendisine sunduğu açıklamalarla yetinmez.
Erkek karakterler de aile mirasından bağımsız değildir. Fetih Karadere ve Ali Ecevit Tarhan’ın kimlikleri, taşıdıkları soyadları ve geçmişte ailelerinin verdiği kararlarla şekillenir.
Bu nedenle Durmaz’ın romanlarında romantik ilişki yalnızca iki kişinin birbirini sevmesi meselesi değildir. İlişki aynı zamanda aileden miras kalan kurallara karşı yeni bir bağ kurma girişimidir.
Yazarın anlatımında yüksek duygusal yoğunluk belirgindir. İç konuşmalar, uzun diyaloglar, tekrarlanan imgeler ve karakterlerin doğrudan hislerini ifade eden bölümler olay örgüsünün önemli bölümünü oluşturur.
Bölüm bölüm dijital yayımlama deneyimi de anlatı yapısında hissedilir. Bölümler çoğunlukla kendi içinde belirgin bir dramatik yükseliş taşır ve bir sonraki bölüme merak bırakacak yeni bilgi, yüzleşme veya ilişki kırılmasıyla sona erer.
Bu yöntemin güçlü yönü karakterlerle uzun süreli bağ kurulmasına ve karmaşık aile ağlarının zaman içinde açılmasına imkân vermesidir. Özellikle çok ciltli eserlerde geçmişte verilen küçük ayrıntılar daha sonra yeni anlamlar kazanabilir.
Sınırlılığı ise uzun hacim ve yüksek dramatik yoğunluğun zaman zaman olayların ve duygusal yüzleşmelerin tekrarına yol açabilmesidir. Bu nedenle eserler sıkı polisiye veya siyasal roman gerçekçiliğinden çok romantik ve dramatik seri roman geleneğine yakındır.
Serçeyi Öldürmek’te toplumsal sorunlar, Üzüm Buğusu’nda siyasal ve hukuki kavramlar kullanılsa da eserlerin temel türü akademik veya belgesel inceleme değildir. Bu unsurlar romantik ve aile merkezli kurmacanın çatışma alanlarını genişletir.
Dilan Durmaz’ın Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları çağdaş romantik kurgu, toplumsal dram, aile romanı, romantik gerilim, gizem, suç, siyasal arka plan, kadın deneyimi, geçmişle yüzleşme, aidiyet, güç ilişkileri ve sırdır. Eserlerini ayırt eden temel özellik, romantik ilişkileri yalnızca bireysel duygular üzerinden değil aileden, toplumdan ve geçmişten miras kalan geniş çatışma ağlarının içinde geliştirmesidir.
Serçeyi Öldürmek 2
Serçeyi Öldürmek 3
Serçeyi Öldürmek
Üzüm Buğusu
Üzüm Buğusu 2
Saatli Marif Takvimi profilini ac
“Bizim karşılaşacağımız en başından belliymiş. Belliymiş ki sana inat verirken bana da sabır vermiş Allah. Başka türlüsü mümkün değil.”
Selin Aras profilini ac
Selin Aras
@Selin
Takip et Selin Aras
Süheyla Yaman profilini ac
Süheyla Yaman
@suheyla
Takip et Süheyla Yaman
Sırça Sönmez profilini ac
Sırça Sönmez
@suskun
Takip et Sırça Sönmez