Christopher Isherwood, tam adıyla Christopher William Bradshaw Isherwood, 26 Ağustos 1904’te İngiltere’nin Cheshire bölgesindeki High Lane’de doğdu. Babası Francis Edward Bradshaw Isherwood subay, annesi Kathleen Machell-Smith ise varlıklı bir aileden geliyordu.
Babası Birinci Dünya Savaşı sırasında 1915’te Fransa’da öldü. Annesinin babasını ideal bir asker ve kahraman olarak yaşatması, Isherwood’un aile, erkeklik, savaş ve kahramanlık kavramlarıyla kurduğu eleştirel ilişkinin kaynaklarından biri oldu.
St. Edmund’s hazırlık okulunda W. H. Auden’la tanıştı; daha sonra Repton School’da öğrenim gördü. 1924’te Cambridge Üniversitesine bağlı Corpus Christi College’a girdi ancak ikinci sınıf sınavlarında yazdığı alaycı cevapların ardından 1925’te üniversiteden ayrıldı.
Okul arkadaşı Edward Upward ile birlikte Mortmere adını verdikleri düşsel ve hicivli bir dünya oluşturdu. Bu ortak kurmaca, Isherwood’un ilk dönem anlatılarındaki gerçeküstü mizahı, otorite karşıtlığını ve İngiliz üst sınıf yaşamına yönelttiği eleştiriyi besledi.
Üniversiteden sonra özel öğretmenlik ve sekreterlik yaptı, bir süre tıp eğitimi gördü ve yazarlığa yöneldi. İlk romanı All the Conspirators 1928’de, savaşın bir İngiliz ailesi üzerindeki uzun süreli etkilerini işleyen The Memorial ise 1932’de yayımlandı.
Isherwood 1929’da Berlin’e gitti ve 1933’e kadar aralıklarla burada yaşadı. İngilizce dersleri vererek geçimini sağlarken Weimar dönemi Berlin’inin gece hayatını, işçi mahallelerini, pansiyonlarını, siyasi çatışmalarını ve eşcinsel çevrelerini yakından gözlemledi.
Gerald Hamilton ve Jean Ross gibi tanıdığı kişiler, Mr. Norris ile Sally Bowles karakterlerinin oluşumuna kaynaklık etti. Berlin deneyimleri Mr. Norris Changes Trains ile Goodbye to Berlin’in temelini oluşturdu; bu iki eser daha sonra The Berlin Stories başlığı altında bir araya getirildi.
1932’de Alman işçi Heinz Neddermeyer ile ilişki kurdu. Nazi iktidarının ardından Almanya’dan ayrılan ikili, Heinz’ın İngiltere’de kalabilmesi için farklı Avrupa ülkelerinde yaşadı; ilişkileri Heinz’ın 1937’de Gestapo tarafından yakalanmasıyla sona erdi.
W. H. Auden’la edebî iş birliğini sürdürerek The Dog Beneath the Skin, The Ascent of F6 ve On the Frontier adlı oyunları yazdı. Bu eserlerde faşizm, siyasal kahramanlık, toplumsal sınıflar ve bireyin otorite karşısındaki konumu hicivli bir tiyatro diliyle işlendi.
Isherwood ile Auden 1938’de Çin’e giderek Çin-Japon Savaşı’nı izledi. Yolculuk gözlemleri, Isherwood’un düzyazısıyla Auden’ın şiirlerini birleştiren Journey to a War adlı kitapta 1939’da yayımlandı.
İki yazar Ocak 1939’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Auden New York’a yerleşirken Isherwood Kaliforniya’ya giderek Hollywood’da senaryo yazarlığı yapmaya başladı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında pasifist bir tutum benimsedi. Bir süre Pensilvanya’da American Friends Service Committee bünyesinde Almanca konuşan Avrupalı mültecilerin yerleştirilmesine yardımcı oldu.
Kaliforniya’da Gerald Heard ve Aldous Huxley aracılığıyla Swami Prabhavananda ile tanıştı. Vedanta Society of Southern California çevresine katıldı ve bir dönem Hollywood’daki manastırda keşiş adayı olarak yaşadı.
Swami Prabhavananda ile Bhagavad Gita, Patanjali’nin Yoga Sutraları ve Şankara’ya atfedilen Vivekaçudamani gibi Hint düşüncesinin temel metinlerinin İngilizce çeviri ve yorumları üzerinde çalıştı. Vedanta’yı Batılı okura açıklayan kitaplara ve dergilere uzun yıllar katkıda bulundu.
Hollywood deneyimini konu alan Prater Violet 1945’te yayımlandı. Aynı dönemde Berlin kitaplarının sahne, sinema ve müzikal uyarlamaları gelişti; bu anlatı dünyası daha sonra I Am a Camera ile Cabaret’nin temel kaynaklarından biri oldu.
Isherwood 1946’da Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığına kabul edildi. The World in the Evening adlı romanında savaş sonrası yaşamı, duygusal kaybı ve kişinin kendi geçmişiyle hesaplaşmasını Amerika ile Avrupa arasında gelişen bir anlatıyla ele aldı.
1953’te ressam Don Bachardy ile tanıştı. Yaş farkları ve çevrelerinden gelen tepkilere rağmen kurdukları birliktelik Isherwood’un ölümüne kadar sürdü; Bachardy hem yaşam arkadaşı hem de bazı sahne ve senaryo çalışmalarındaki yaratıcı ortağı oldu.
Down There on a Visit 1962’de, A Single Man ise 1964’te yayımlandı. A Single Man, hayat arkadaşını kaybetmiş üniversite öğretmeni George’un Los Angeles’ta geçen tek gününü izleyerek yas, yalnızlık, yaşlanma ve görünmez eşcinsel yaşam deneyimine odaklandı.
Ramakrishna and His Disciples 1965’te yayımlandı. Isherwood bu çalışmada Ramakrishna’nın yaşamını, öğrencilerini ve Vedanta geleneğini tarihsel anlatı, biyografi ve dinî düşünceyi birleştiren bir yapıyla aktardı.
A Meeting by the River 1967’de yayımlandı. Türkçede Nehir Kıyısında Bir Buluşma adıyla tanınan mektup-roman, keşiş olmaya hazırlanan Oliver ile onu kararından vazgeçirmek için Hindistan’a gelen yayıncı ağabeyi Patrick arasındaki çatışmayı konu aldı.
Roman, Oliver’ın günlükleriyle Patrick’in eşine, annesine ve erkek sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşur. Kardeşlik, rekabet, cinsellik, dünyevi başarı, feragat ve maneviyat, iki anlatıcının birbirinden farklı bakışları üzerinden değerlendirilir.
Isherwood, romanı Don Bachardy ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyun 1972’de Los Angeles’ta sahnelendi ve 1979’da Broadway’de gösterildi.
Kathleen and Frank’te anne ve babasının mektuplarıyla günlüklerini kendi yorumlarıyla birleştirdi. Christopher and His Kind’de ise Berlin yıllarını önceki kurmacalarında örtük bıraktığı eşcinsel ilişkileri açıkça anlatarak yeniden değerlendirdi.
My Guru and His Disciple 1980’de yayımlandı. Swami Prabhavananda ile ilişkisini, inançla şüphe arasındaki hareketini, manastır deneyimini ve cinsel kimliğiyle maneviyatı birlikte yaşama arayışını doğrudan bir özyaşamöyküsel anlatıyla ele aldı.
Christopher Isherwood, 4 Ocak 1986’da Santa Monica’daki evinde öldü. Roman, oyun, senaryo, günlük, mektup ve çalışma notlarından oluşan geniş arşivi The Huntington’da korunmuş; günlükleri ve yayımlanmamış metinleri ölümünden sonra farklı ciltler hâlinde yayımlanmıştır.
#ChristopherIsherwood #NehirKıyısındaBirBuluşma #BerlinÖyküleri #TekBaşınaBirAdam #İngilizEdebiyatı #AmerikanEdebiyatı #ÖzyaşamöyküselKurgu #LGBTQEdebiyatı #Vedanta #Berlin #Günlük #Modernizm
Christopher Isherwood’un Bibliosfer profili İngiliz ve Amerikan edebiyatı, modernizm, özyaşamöyküsel kurmaca, Berlin anlatısı, eşcinsel edebiyat, günlük, anı, Vedanta, maneviyat, yas ve kimliğin yeniden kurulması eksenlerinde şekillenir.
Isherwood’un eserleri yaşam öyküsü ile kurmaca arasında sürekli geçiş yapar. Aynı kişi, ilişki veya olay farklı dönemlerde roman, günlük, mektup ve anı biçimlerinde yeniden anlatılabilir.
Bu yöntem, geçmişi tek ve değişmez bir hakikat olarak sunmaz. Yazarın yaşlandıkça değişen bilgisi, açıklık düzeyi ve kendisine yönelttiği eleştiri, aynı dönemin yeni anlamlar kazanmasını sağlar.
Berlin anlatılarındaki “Christopher Isherwood” adlı anlatıcı, biyografik yazarla bütünüyle aynı kişi değildir. Gerçek Isherwood’un deneyimlerinden beslenmesine rağmen olayları seçen, düzenleyen ve başkalarını gözlemleyen kurmaca bir bakış noktasıdır.
Goodbye to Berlin’deki kamera imgesi, anlatıcının çevresini tarafsız biçimde kaydettiği izlenimini oluşturur. Ancak kameranın nereye döneceğini ve hangi görüntüyü dışarıda bırakacağını anlatıcı belirlediği için gözlem hiçbir zaman bütünüyle nötr değildir.
Isherwood bu gözlemci konumunu başkalarının yaşamlarını ele geçirmek için değil, farklı toplumsal çevrelerin aynı şehirde nasıl yan yana bulunduğunu göstermek için kullanır. Pansiyon sahipleri, işçiler, kabare sanatçıları, varlıklı aileler ve siyasi militanlar ortak bir tarihsel çöküşün parçalarına dönüşür.
Berlin, yalnızca özgürlük ve gece hayatı şehri değildir. Ekonomik kriz, işsizlik, sınıf ayrımları, antisemitizm ve Nazi şiddetinin giderek gündelik hayata yerleştiği bir geçiş alanıdır.
Karakterlerin kişisel sorunları tarihsel gelişmelerden ayrı tutulmaz. Bir işin kaybedilmesi, bir pansiyonun boşalması veya arkadaşlıkların dağılması, Weimar Cumhuriyeti’nin çözülüşüyle birlikte ilerler.
Mr. Norris Changes Trains, siyasi entrika ile komik karakter gözlemini birleştirir. Anlatıcı, Arthur Norris’in çekiciliğini ve sahtekârlığını fark ettiği hâlde onun kurduğu gösteriye katılmaktan bütünüyle vazgeçemez.
Sally Bowles, kabare kültürünün simgesine dönüşmüş olsa da Isherwood’un anlatısında yalnızca özgür ve neşeli bir sahne kişiliği değildir. Kendisi hakkında kurduğu hayaller, ekonomik kırılganlığı ve başkalarının ilgisine duyduğu ihtiyaçla birlikte verilir.
Berlin kitaplarının I Am a Camera ve Cabaret’ye uyarlanması, Isherwood’un karakterlerini dünya çapında tanınır hâle getirdi. Bununla birlikte uyarlamalar, metinlerin sınıfsal ve siyasal çeşitliliğini belirli karakterler ve kabare atmosferi çevresinde yeniden düzenledi.
Christopher and His Kind, Berlin anlatılarına yıllar sonra yazılmış bir açıklama ve düzeltme metnidir. Isherwood kurmacada gizlediği cinsel ilişkileri açıklar ve gençlik dönemindeki davranışlarını daha yaşlı bir anlatıcının bilgisiyle yeniden yorumlar.
Böylece özyaşamöyküsü, önceki kurmacaları geçersiz kılan son söz konumuna yerleşmez. Kurmaca ve anı, aynı yaşamın farklı zamanlarda kurulmuş iki ayrı anlatısı olarak yan yana kalır.
Amerika’ya yerleşmesiyle birlikte eserlerinin mekânı ve anlatı odağı değişir. Berlin’in kalabalık toplumsal panoramasının yerini giderek Kaliforniya’daki bireysel ilişkiler, manevi arayış ve kişinin kendi geçmişiyle hesaplaşması alır.
Prater Violet, Hollywood’daki üretim ilişkilerini bir film yönetmeniyle genç senaryo çalışanı arasındaki yakınlık üzerinden ele alır. Sinema, hem ortak bir sanat çalışması hem de ticari güç ilişkilerinin belirlediği bir endüstri olarak görünür.
A Single Man, tek bir güne yayılan dar zaman yapısıyla Isherwood’un yoğunlaşmış anlatımının belirgin örneğidir. George’un ders vermesi, alışveriş yapması, arkadaşını ziyaret etmesi ve öğrencisiyle konuşması, yasın gündelik hayatın bütün ayrıntılarına nasıl dağıldığını gösterir.
George’un kaybı çevresi tarafından tam olarak tanınmaz. Eşcinsel ilişkinin kamusal ve hukuki görünmezliği, yas tutan kişinin acısını açıklamasını ve toplumsal destek almasını zorlaştırır.
Roman karakteri yalnızca mağduriyet üzerinden tanımlamaz. Öfke, arzu, mizah, öğretmenlik, beden, yaşlanma ve ölüm bilinci, George’un tek bir kimliğe indirgenmesini engeller.
Isherwood’un anlatım dili çoğunlukla açık, ekonomik ve gözleme dayalıdır. Yoğun duygular doğrudan açıklanmak yerine beden hareketleri, konuşma kesintileri, mekânlar ve gündelik nesneler aracılığıyla görünür hâle gelir.
Vedanta, Isherwood’un Amerikan dönemindeki düşünsel ve edebî yönelimlerinden biridir. Bireysel benlik, kişinin kendisini yalnızca bedeni ve toplumsal kimliğiyle tanımlaması ve bütün varlıklarda ortak bir gerçeklik arayışı eserlerinde farklı biçimlerde ele alınır.
Maneviyata yönelmesi eşcinsel kimliğini veya dünyevi ilişkilerini bütünüyle reddetmesi anlamına gelmez. My Guru and His Disciple, inanç, cinsellik, disiplin, bağlılık ve şüpheyi çözüme ulaştırılmış bir uyumdan çok devam eden bir gerilim içinde anlatır.
Nehir Kıyısında Bir Buluşma, bu gerilimi iki kardeş arasında bölüştürür. Oliver feragat, manastır disiplini ve ruhsal bağlılığı; Patrick ise aile, kariyer, para, cinsel arzu ve toplumsal başarıyı temsil eder.
Roman bu iki yönelimi basit biçimde iyi ve kötü olarak sınıflandırmaz. Oliver’ın maneviyatında benlik ve üstünlük duygusu, Patrick’in dünyeviliğinde ise sevgi, sorumluluk ve kendisini sorgulama yeteneği bulunur.
Mektup ve günlük biçimi, kardeşlerin kendilerini doğrudan ifade etmelerine imkân verirken anlatılarının seçici olduğunu da gösterir. Her ikisi de farklı kişilere farklı yüzlerini gösterir ve kendi davranışlarını haklı çıkaracak bir hikâye kurar.
Patrick’in eşine, annesine ve sevgilisine yazdığı mektuplar aynı kişinin birbirinden ayrılan yaşamlarını görünür kılar. Aile babası, yayıncı, ağabey ve sevgili kimlikleri tek bir tutarlı benlik içinde kolayca birleşmez.
Oliver’ın günlükleri ise maneviyatın tamamlanmış bir kesinlik olmadığını gösterir. Son yeminlerine yaklaşırken kardeşiyle rekabeti, bedensel arzuları ve kendi seçiminin değeri hakkındaki kuşkuları devam eder.
Isherwood’un mizahı düşünsel karşıtlıkların katılaşmasını engeller. Kardeşlerin birbirlerini küçümsemesi, kendi zaaflarını saklaması ve yüksek ilkelerini kişisel rekabete dönüştürmesi romanın ironik yapısını oluşturur.
Vedanta üzerine çeviri ve biyografi çalışmaları, Isherwood’un yalnızca dinî temalardan yararlanan bir romancı olmadığını gösterir. Hint düşüncesinin kavramlarını İngilizce konuşan okurlara aktarırken edebî açıklık ile kavramsal sadelik arasında bağ kurmaya çalışır.
Günlükleri ve mektupları, yayımlanmış eserlerdeki anlatı tercihlerinin arka planını görünür hâle getirir. Taslaklarla birlikte incelendiklerinde Isherwood’un kendi yaşamını sürekli ayıklayan, yeniden sıralayan ve başka bir anlatı kişiliğine dönüştüren çalışma yöntemini gösterir.
Christopher Isherwood’un Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları modern İngiliz romanı, Amerikan romanı, Berlin edebiyatı, özyaşamöyküsel kurmaca, LGBTQ+ edebiyatı, günlük ve anı, yas, maneviyat, Vedanta ve kimliktir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, kendi yaşamını tek bir kesin anlatıya dönüştürmek yerine farklı yaşlarda ve türlerde yeniden incelemesidir.
Nehir Kıyısında Bir Buluşma
Abide
Akşam Vakti Dünya
Tek Başına Bir Adam
Mr. Norris Aktarma Yapıyor
Gelip Geçerken
Prater’in Menekşesi