Denizin karşısında, uzak fakat her an görülebilen bir deniz feneri vardır.
Ramsay ailesi yaz günlerini çocukları ve konuklarıyla birlikte kıyıdaki evlerinde geçirmektedir. Küçük James’in en büyük isteği ertesi gün deniz fenerine gitmektir. Annesi havanın güzel olabileceğini söylerken babası bunun mümkün olmadığını kesin bir dille bildirir.
Görünüşte küçük olan bu anlaşmazlık, evin içindeki duyguları ve söylenmemiş çatışmaları açığa çıkarır.
Bayan Ramsay, ailesini ve konuklarını bir arada tutmaya çalışır. İnsanların ihtiyaçlarını sezerek aralarındaki boşlukları sevgiyle doldurur. Bay Ramsay ise bilgisinin, başarısının ve başkalarının gözündeki değerinin zaman karşısında yok olmasından korkar. Çocuklar, dostlar ve misafirler aynı evde buluşurken herkes birbirine yaklaşmakla kendi yalnızlığına çekilmek arasında kalır.
Konuklardan ressam Lily Briscoe, önündeki tuvale gördüğü dünyayı aktarmaya çalışır. Yalnızca renkleri ve biçimleri değil, Bayan Ramsay’in çevresinde kurduğu görünmez düzeni de yakalamak ister. Fakat bir resmi tamamlamak gibi insanları gerçekten anlayabilmek de sabır, cesaret ve farklı bir bakış gerektirir.
Sonra zaman geçer.
Bir zamanlar seslerle dolu olan ev sessizleşir. Savaş, ölüm ve ayrılıklar Ramsay ailesinin hayatını değiştirirken yarım kalan deniz feneri yolculuğu bellekte yaşamayı sürdürür. Yıllar sonra aynı eve dönüldüğünde ne insanlar ne de onların geçmişe bakışları eskisi gibidir.
Virginia Woolf, **Deniz Feneri**’nde büyük olaylardan çok insan zihninde bıraktıkları izlere yönelir. Bir bakışın, yarım bırakılmış bir cümlenin ya da birlikte yenilen bir akşam yemeğinin ardında saklanan duyguları bilinç akışının incelikli diliyle görünür kılar. Zaman insanların hayatından geçerken bazı anların neden unutulmadığını, kayıpların bellekte nasıl yaşamaya devam ettiğini ve sanatın geçici olana nasıl biçim kazandırdığını sorgular.
**Deniz Feneri**, aile bağlarını, yalnızlığı, sevgiyi ve zamanın geri döndürülemez akışını anlatan modern edebiyatın en etkileyici romanlarından biridir.
Fener hep aynı yerde durur.
Fakat ona bakan insanlar değişir.
Ve bazen yıllardır ulaşılmak istenen yer, bir kıyıdan çok geçmişte tamamlanmadan kalmış bir andır.
- Çevirmen
- İlknur Özdemir
- Çevirmen
- Sevda Çalışkan