Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 25-01-1882
Doğum yeri Londra
Ölüm tarihi 28-03-1941

Adeline Virginia Stephen, 25 Ocak 1882’de Londra’nın Kensington bölgesindeki 22 Hyde Park Gate’te doğdu. Babası Leslie Stephen yazar, eleştirmen, dağcı ve Dictionary of National Biography’nin ilk editörü; annesi Julia Prinsep Stephen ise sanatçılar ve yazarlarla yakın ilişkileri bulunan bir aile çevresinden gelen Julia Jackson’dı.

Virginia, Leslie ve Julia Stephen’ın Vanessa, Thoby, Virginia ve Adrian adlı dört çocuğundan üçüncüsüydü. Anne ve babasının önceki evliliklerinden doğan çocuklarla birlikte geniş ve karma bir aile içinde yetişti. Ablası Vanessa daha sonra ressam Vanessa Bell adıyla tanındı.

Stephen ailesi yaz aylarını Cornwall’daki St Ives kasabasında bulunan Talland House’ta geçiriyordu. Deniz, kıyı, deniz feneri ve çocukluk evinin görüntüleri Virginia Woolf’un belleğinde kalıcı bir yer edindi. Bu çevre, özellikle Deniz Feneri adlı romanının mekân ve hatıra dünyasının temel kaynaklarından biri oldu.

Annesi Julia Stephen’ın 1895’te ölmesi Woolf’un gençlik dönemindeki ilk büyük kayıplardan biriydi. Üvey ablası Stella Duckworth 1897’de, babası Leslie Stephen 1904’te ve kardeşi Thoby Stephen 1906’da öldü. Birbirini izleyen bu kayıplar, onun yaşamı boyunca dönem dönem yaşadığı ağır ruhsal krizlerle birleşti.

Virginia ve Vanessa, ailedeki erkek çocuklardan farklı bir eğitim sürecinden geçti. Evde özel öğretmenlerden ders aldılar ve babalarının geniş kitaplığından yararlandılar. Virginia, 1897-1902 yılları arasında King’s College London’ın Ladies’ Department bölümünde tarih, Almanca, Latince ve başlangıç ile ileri düzey Eski Yunanca dersleri aldı.

Woolf genç yaşta günlük, aile gazetesi, öykü ve deneme yazmaya başladı. 1904’ten itibaren çeşitli yayınlarda kitap eleştirileri kaleme aldı; 1905’te The Times Literary Supplement için yazmaya başladı ve uzun yıllar bu dergiye katkı sundu.

Babalarının ölümünden sonra Virginia, Vanessa, Thoby ve Adrian Stephen, Kensington’daki aile evinden ayrılarak Bloomsbury’deki Gordon Square’e taşındı. Burada sanatçıların, yazarların, iktisatçıların ve düşünürlerin bir araya geldiği toplantılar düzenlendi.

Bu çevre zamanla Bloomsbury Grubu olarak tanındı. E. M. Forster, Lytton Strachey, John Maynard Keynes, Roger Fry, Duncan Grant, Clive Bell ve Leonard Woolf grubun başlıca üyeleri arasında yer aldı. Grup, sanat, edebiyat, toplumsal ilişkiler, cinsellik ve siyaset konularında Viktorya döneminin yerleşik kabullerine daha serbest bir düşünsel ortamdan yaklaştı.

Virginia Stephen, sömürge yönetiminde görev yaptıktan sonra İngiltere’ye dönen Leonard Woolf ile 10 Ağustos 1912’de evlendi. Evliliklerinin ardından Virginia Woolf adını kullandı. Leonard Woolf, eşinin yazarlığını, sağlık dönemlerini ve yayıncılık çalışmalarını yaşamı boyunca yakından destekledi.

Woolf’un ilk romanı The Voyage Out 1915’te yayımlandı. Türkçede Dışa Yolculuk veya Gece ve Gündüz’den önceki ilk romanı olarak tanınan eser, genç Rachel Vinrace’in Güney Amerika’ya yapılan bir deniz yolculuğu sırasında toplum, eğitim, aşk ve kadınlık rolleriyle karşılaşmasını anlatır.

İkinci romanı Night and Day 1919’da yayımlandı. Türkçede Gece ve Gündüz adıyla bilinen eser; evlilik, meslek, kadınların bağımsızlığı ve geleneksel aile beklentileri çevresinde gelişti. Woolf’un ilk iki romanı daha belirgin olay örgüleri taşırken sonraki eserlerinde anlatı biçimi giderek deneysel bir yapıya dönüştü.

Virginia ve Leonard Woolf, 1917’de küçük bir el baskı makinesi satın alarak Hogarth Press’i kurdu. Yayınevinin adı, çiftin Richmond’da yaşadığı Hogarth House’tan geliyordu. İlk yayınlarından Two Stories, Leonard Woolf’un bir öyküsüyle Virginia Woolf’un Duvardaki İz adlı öyküsünü bir araya getirdi.

Hogarth Press başlangıçta el baskısıyla çalışan küçük bir girişimken zamanla modernist edebiyatın etkili yayınevlerinden biri hâline geldi. Woolf kendi eserlerini yayımlama ve metinleri üzerinde daha geniş denetim kurma imkânı elde etti. Yayınevi aynı zamanda dönemin farklı yazar ve düşünürlerinin eserlerini İngiliz okuruyla buluşturdu.

Monday or Tuesday adlı öykü kitabı 1921’de yayımlandı. Duvardaki İz, Kew Bahçeleri ve Pazartesi ya da Salı gibi öykülerde dış olaylardan çok algının hareketi, gündelik bir nesnenin uyandırdığı çağrışımlar ve zihnin düşünceden düşünceye geçişi belirginleşti.

Jacob’s Room 1922’de yayımlandı. Türkçede Jacob’ın Odası adıyla bilinen roman, başkarakterini doğrudan ve bütünlüklü biçimde tanımlamak yerine onu odalar, eşyalar, arkadaşlar, aile üyeleri ve geride bıraktığı izler aracılığıyla kurdu. Eser, Woolf’un modernist anlatı anlayışındaki önemli dönüşüm noktalarından biri oldu.

Mrs Dalloway 1925’te yayımlandı. Roman, Clarissa Dalloway’in Londra’da vereceği davet için hazırlık yaptığı tek bir gün içinde ilerler. Clarissa’nın düşünceleriyle Birinci Dünya Savaşı’nın ruhsal etkilerini taşıyan Septimus Warren Smith’in deneyimleri, saat sesleri, sokaklar ve ortak kent mekânları aracılığıyla birbirine bağlanır.

To the Lighthouse 1927’de yayımlandı. Türkçede Deniz Feneri adıyla bilinen roman, Ramsay ailesinin İskoçya kıyısındaki yazlık evinde başlayan ve yıllar sonra tamamlanan deniz feneri yolculuğu çevresinde gelişir. Aile ilişkileri, sanat, çocukluk, kayıp, zaman ve hatırlama romanın temel konularıdır.

Orlando: A Biography 1928’de yayımlandı. Romanın başkarakteri yüzyıllar boyunca yaşar ve anlatının bir bölümünde erkek bedeninden kadın bedenine geçer. Vita Sackville-West’in yaşamı ve ailesinden esinlenen eser; biyografi türünü, toplumsal cinsiyet rollerini, mülkiyet düzenini ve edebiyat tarihini mizahi bir anlatımla yeniden yorumladı.

Woolf, Ekim 1928’de Cambridge Üniversitesine bağlı Newnham ve Girton kolejlerinde kadınlar ve kurmaca edebiyat üzerine konuşmalar yaptı. Bu konuşmaları genişleterek A Room of One’s Own adlı uzun denemesini oluşturdu. Eser 1929’da Hogarth Press tarafından yayımlandı ve Türkçede Kendine Ait Bir Oda adıyla tanındı.

Kendine Ait Bir Oda’da kadınların kurmaca yazabilmeleri için düzenli bir gelire ve kesintiye uğramadan çalışabilecekleri özel bir alana ihtiyaç duyduklarını savundu. Woolf, edebî yaratıcılığın yalnızca bireysel yeteneğe değil; eğitim, para, zaman, mahremiyet ve kültürel mirasa erişim koşullarına da bağlı olduğunu gösterdi.

Denemedeki Shakespeare’in hayalî kız kardeşi Judith Shakespeare anlatısı, büyük bir edebî yeteneğe sahip bir kadının eğitimden, sahneden, gelirden ve toplumsal özgürlükten mahrum bırakılması hâlinde karşılaşabileceği engelleri görünür kıldı. Woolf böylece edebiyat tarihinde kadın yazarların azlığını yetenek eksikliğiyle değil, tarihsel ve maddi koşullarla ilişkilendirdi.

The Waves 1931’de yayımlandı. Türkçede Dalgalar adıyla bilinen roman, altı karakterin çocukluktan yaşlılığa uzanan iç konuşmalarını deniz ve gün ışığı betimlemeleriyle birleştirdi. Bireysel benlik, arkadaşlık, zaman, ölüm ve kişilerin birbirlerinin yaşamındaki varlığı şiire yaklaşan ritmik bir anlatımla işlendi.

Flush: A Biography 1933’te yayımlandı. Woolf bu eserde şair Elizabeth Barrett Browning’in köpeği Flush’ın yaşamını kurmaca biyografi biçiminde anlattı. Hayvanın duyuları ve hareketleri aracılığıyla sınıf, ev içi yaşam, beden, kent ve özgürlük konularına farklı bir bakış geliştirdi.

The Years 1937’de yayımlandı. Roman, Pargiter ailesinin farklı kuşaklarını 1880’lerden 1930’lara uzanan geniş bir zaman dilimi içinde izledi. Aile hayatındaki değişimler; kadınların eğitimi, meslek edinmesi, kamusal alana katılması ve İngiliz toplumunun dönüşümüyle birlikte ele alındı.

Three Guineas 1938’de yayımlandı. Türkçede Üç Gine adıyla bilinen uzun deneme; savaş, erkek egemen kurumlar, kadınların eğitimi ve ücretli mesleklere erişimi arasındaki ilişkileri tartıştı. Kendine Ait Bir Oda’da edebiyat ve ekonomik bağımsızlık üzerinden geliştirilen düşünceler, bu eserde siyaset ve savaş karşıtlığı yönünde genişledi.

Woolf’un Roger Fry üzerine hazırladığı biyografi 1940’ta yayımlandı. Son romanı Between the Acts ise ölümünden sonra 1941’de Leonard Woolf’un editörlüğünde yayımlandı. Bir köy gösterisi çevresinde gelişen roman; İngiliz tarihi, sanat, seyircilik, toplumsal bölünme ve yaklaşan savaş atmosferini bir araya getirdi.

Virginia ve Leonard Woolf, East Sussex’taki Rodmell köyünde bulunan Monk’s House’u 1919’da satın aldı. Ev ve bahçe, çift için Londra’nın yoğunluğundan uzaklaşabilecekleri bir çalışma alanı oldu. Bahçede Virginia Woolf’un düzenli biçimde yazdığı ayrı bir çalışma kulübesi oluşturuldu.

Woolf romanlarının yanında geniş bir deneme, eleştiri, günlük ve mektup külliyatı bıraktı. The Common Reader kitaplarında edebiyat tarihini yalnızca uzmanların değil, kendi merakıyla okuyan genel okurun bakış açısından değerlendirdi. Yazarlık, okurluk, biyografi, kadınlar, hastalık, kent hayatı ve gündelik deneyim üzerine çok sayıda metin kaleme aldı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra’daki evlerinin bombalanması üzerine Woolf çifti Monk’s House’ta sürekli yaşamaya başladı. Virginia Woolf’un ruhsal durumu 1941’in ilk aylarında yeniden ağırlaştı. 28 Mart 1941’de Rodmell yakınındaki Ouse Nehri’nde yaşamına son verdi.

Virginia Woolf’un romanları geleneksel olay örgüsünden çok bilinç, zaman, algı ve hafızanın hareketine odaklanan modernist anlatının temel eserleri arasında yer aldı. Denemeleri ise kadınların ekonomik bağımsızlığı, eğitim hakkı, yazarlığı ve kamusal yaşama katılımı konularındaki edebî ve düşünsel tartışmaları kalıcı biçimde etkiledi.

#VirginiaWoolf #KendineAitBirOda #MrsDalloway #DenizFeneri #Dalgalar #Orlando #Modernizm #BilinçAkışı #FeministEdebiyat #KadınYazarlığı #HogarthPress #BloomsburyGrubu