İnsan zamanın sınırına ulaştığında geçmiş ile gelecek arasındaki çizgi nerede başlar? Bir günün gerçekten kaybolabileceği düşüncesi, insanın dünyayı ve kendi varlığını algılayışını nasıl değiştirir?
Umberto Eco, Önceki Günün Adası’nda 17. yüzyılda yaşayan Roberto della Griva’nın sıra dışı yolculuğunu anlatıyor. Bir deniz kazasının ardından kendisini terk edilmiş gibi görünen bir gemide bulan Roberto, birkaç yüz metre ötede duran gizemli bir adaya ulaşmaya çalışırken yalnızlığıyla, anılarıyla ve hayal gücüyle baş başa kalıyor. Adanın Uluslararası Tarih Değiştirme Çizgisi’nin ötesinde bulunması ise onun için zamanın kendisini çözülmesi gereken büyük bir bilmecaya dönüştürüyor.
Eco, Roberto’nun hikâyesini dönemin bilimsel keşifleri, coğrafya anlayışı, aşk, hafıza ve felsefi tartışmalarla iç içe geçiriyor. Boylamı belirleme çabalarından zaman kavramına, insanın gerçeklikle hayal arasındaki ilişkisine kadar pek çok konu, tarihsel ayrıntılarla zenginleşen özgün bir kurgu içinde buluşuyor.
Önceki Günün Adası, macerayı felsefe ve bilim tarihiyle bir araya getiren; zaman, yalnızlık, aşk ve insanın bilinmeyeni anlama arzusu üzerine düşündüren, Umberto Eco’nun hayal gücü ve düşünsel zenginliğiyle öne çıkan etkileyici bir roman.
- Çevirmen
- Kemal Atakay