Tarihi gerçekten yaşananlar mı oluşturur, yoksa insanların anlattıkları, inandıkları ve zamanla gerçeğe dönüştürdükleri hikâyeler de tarihin bir parçası mıdır?
Umberto Eco, Baudolino’da okuru 12. yüzyıl Avrupa’sından 1204 yılında Haçlıların kuşattığı Konstantinopolis’e uzanan büyük bir serüvene çıkarıyor. Hayal gücü ve hikâye anlatma yeteneğiyle dikkat çeken köylü çocuğu Baudolino’nun yolu İmparator Friedrich Barbarossa’yla kesişir. İmparatorun himayesine giren Baudolino, saraylardan Paris’e, savaşlardan uzak coğrafyalara uzanan sıra dışı bir yaşamın içine adım atar.
Gerçek tarihsel olayları efsaneler ve kurmacayla buluşturan romanın önemli damarlarından birini, Doğu’da yaşadığına inanılan efsanevi hükümdar Rahip Johannes’in ülkesini bulma arayışı oluşturuyor. Yolculuk ilerledikçe kutsal emanetler, eski söylenceler, hayali yaratıklar ve Ortaçağ insanının dünyayı anlamlandırma biçimleri anlatının içine katılıyor.
Eco, tarihin nasıl yazıldığı ve bir hikâyenin ne zaman gerçeğe dönüşmeye başladığı sorularını mizah ve macerayla iç içe geçiriyor. Baudolino’nun anlattıklarında gerçekle hayalin sınırları sürekli değişirken, okur da neye inanacağına kendisi karar vermek zorunda kalıyor.
Baudolino, Ortaçağ tarihini efsaneler ve sınırsız bir hayal gücüyle yeniden kuran; macera, mizah ve düşünceyi aynı anlatıda buluşturan, Umberto Eco’nun özgün edebiyat dünyasını güçlü biçimde yansıtan etkileyici bir roman.
- Çevirmen
- Şemsa Gezgin