Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
19 Gösterim

İnsan neden yaşar?

Mutlu olmak için mi?

Sevmek, sevilmek, para kazanmak, bir aile kurmak, üretmek ya da ardında bir iz bırakmak için mi?

Belki de “hayatın anlamı” sorusunun bizi bu kadar uzun zamandır meşgul etmesinin nedeni, herkes için geçerli tek bir cevabının bulunmamasıdır.

Sinan Canan, **Hayatın Anlamı**’nda insanın yaşamına yön veren en temel kavramları yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutluluktan özgürlüğe, aşktan aileye, aidiyetten ölüme, paradan çalışmaya kadar gündelik hayatımızın merkezinde duran pek çok meseleyi biyoloji, psikoloji, insan davranışları ve kişisel deneyimler üzerinden ele alıyor.

İnsan çoğu zaman mutluluğu haz almakla ya da acıdan kurtulmakla özdeşleştirir. Daha fazlasına sahip olduğunda, istediği ilişkiye ulaştığında veya uzun zamandır beklediği başarıyı elde ettiğinde mutlu olacağını düşünür.

Fakat haz geçicidir.

Başarı sıradanlaşır.

Sahip olduklarımız zamanla alışkanlığa dönüşür.

O hâlde insanı uzun bir ömür boyunca ayakta tutabilecek anlam başka bir yerde mi aranmalıdır?

Canan, bu sorunun peşinden giderken aşkın gerçekten hayatın merkezi olup olmadığını, aile ve aidiyetin insan üzerindeki gücünü, özgürlüğün yalnızca istediğini yapabilmek anlamına gelip gelmediğini ve ölüm düşüncesinin yaşamı nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor.

Para kazanmak, çalışmak, mücadele etmek, öğrenmek ve üretmek de aynı arayışın parçaları hâline geliyor. Çünkü insan yalnızca hayatta kalan bir canlı değildir; yaptığı şeylere anlam vermek, kendisini bir hikâyenin parçası olarak görmek ve varlığının bir karşılığı olduğuna inanmak ister.

**Hayatın Anlamı**, okura hazır bir mutluluk formülü ya da herkes için geçerli tek bir cevap sunmayı amaçlamıyor. Bunun yerine insanın hayatına anlam verdiğini düşündüğü kavramları tek tek masaya yatırarak kendi cevabını arayabileceği daha geniş bir düşünce alanı açıyor.

Çünkü hayatın anlamı belki de bir yerde bulunmayı bekleyen gizli bir cevap değildir.

Belki anlam, insanın neye sahip olduğundan çok neye bağlandığında, ne için çabaladığında ve yaşadığı hayatla ne yaptığına baktığında ortaya çıkar.

Ve belki asıl soru “Hayatın anlamı nedir?” değil,

**“Ben bu hayata nasıl bir anlam vereceğim?”**dir.