Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
18 Gösterim

Bazı insanların kaderi daha doğmadan yazılmıştır.
Akhilleus, bir kralın ve deniz tanrıçası Thetis’in oğludur.
Güçlüdür.
Güzeldir.
Hızlıdır.
Ve daha çocukken, kendi çağının en büyük savaşçısı olacağı bellidir.

Patroklos ise onun tam tersidir.
Sürgüne gönderilmiş genç bir prenstir. Güçlü değildir, kahraman olmak gibi bir tutkusu yoktur ve kendisinden beklenen dünyanın içinde bir türlü yer bulamaz. Fakat yolu Akhilleus’la kesiştiğinde hayatının yönü bütünüyle değişir.

Başlangıçta iki çocuk arasında kurulan arkadaşlık, yıllar geçtikçe başka bir bağa dönüşür.
Birlikte büyürler.
Birlikte eğitim görürler.
Birbirlerinin korkularını, zaaflarını ve hayallerini öğrenirler.

Patroklos için Akhilleus artık yalnızca herkesin hayran olduğu büyük savaşçı değildir.
Onun güldüğünü görür.
Öfkelendiğini bilir.
Sessizliğini tanır.
Ve tanrıların bile üzerinde söz sahibi olmak istediği bu gencin ardındaki insanı sever.

Fakat Akhilleus’un kaderinde sıradan bir hayat yoktur.
Troya prensi Paris’in Sparta Kraliçesi Helena’yı kaçırmasıyla Yunan kralları savaşa hazırlanır. Kehanetler Akhilleus’u da Troya’ya çağırmaktadır.

Önünde iki ihtimal vardır:
Uzun ve sıradan bir hayat…
Ya da kısa sürecek fakat adını sonsuza kadar yaşatacak bir şöhret.

Akhilleus seçimini yaptığında Patroklos da kendi seçimini yapar.
Onunla gider.
Böylece çocukluklarının huzurlu dünyası geride kalır.
Troya kıyılarında savaş vardır.
Kralların gururu…
Tanrıların müdahaleleri…
Kehanetler…
Ölüm…

Ve insanların kahramanlık uğruna ödemeye hazır olduğu ağır bedeller…

Madeline Miller, Akhilleus'un Şarkısı’nda İlyada’nın görkemli savaş anlatısının içinden son derece kişisel bir hikâye çıkarıyor. Mitolojinin büyük kahramanlarını yalnızca destanlarda anlatıldıkları hâlleriyle değil; seven, kıskanan, korkan, hata yapan ve kaybetmekten korkan insanlar olarak yeniden kuruyor. Miller’ın kendisi de romanın büyük olaylarını mitolojik kaynaklardan aldığını, duygusal gelişim ve küçük olayları ise kurguladığını belirtir.

Romanın merkezinde savaş kadar güçlü başka bir çatışma vardır:
Sevdiğimiz insan ile onun kaderi arasına girebilir miyiz?
Patroklos, Akhilleus’un kim olduğunu değiştiremez.
Kehanetleri susturamaz.
Tanrıların kararlarını geri alamaz.
Ama onun yanında kalmayı seçebilir.

Akhilleus'un Şarkısı, kahramanlığı yalnızca savaş meydanlarında aramayan; aşk, sadakat, kader, şöhret ve kayıp üzerine kurulmuş modern bir mitolojik roman.

Herkes Akhilleus’u büyük savaşçı olarak hatırlayacaktır.
Ama Patroklos başka bir Akhilleus tanır.
Efsanenin ardındaki insanı.
Ve bazen bir insanın gerçek hikâyesini anlatabilecek tek kişi,
onu gerçekten sevmiş olandır.