J. M. Coetzee’nin Foe adlı romanı, Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe anlatısına farklı bir açıdan yaklaşan, edebiyat, sessizlik, kimlik ve anlatma hakkı üzerine kurulu özgün bir eser. Coetzee, tanıdık bir hikâyeyi yeniden ele alırken yalnızca olayların nasıl anlatıldığını değil, kimin konuşabildiğini ve kimin sesinin anlatının dışında bırakıldığını da sorguluyor. Roman bu yönüyle klasik bir yeniden yazım olmanın ötesine geçerek edebiyatın gücü ve sınırları üzerine düşünmeye çağırıyor.
Eserin merkezinde Susan Barton bulunuyor. Yaşadığı sıra dışı deneyimin ardından hikâyesini yazıya dökmek isteyen Susan, anlatısının bir yazar tarafından biçimlendirilmesi sürecinde gerçek ile kurmaca arasındaki gerilimi giderek daha güçlü biçimde hissetmeye başlıyor. Foe, bir hikâyenin kime ait olduğu, hangi ayrıntıların öne çıkarıldığı ve hangi seslerin bastırıldığı gibi soruları romanın temel meselelerinden biri hâline getiriyor.
J. M. Coetzee – Foe, sömürgecilik, temsil, dil ve sessizlik kavramlarını çok katmanlı bir anlatı içinde ele alıyor. Özellikle konuşma imkânı elinden alınmış karakterler üzerinden, tarih boyunca görünmez bırakılan insanların hikâyelerine dikkat çekiyor. Coetzee’nin sade ancak yoğun dili, romanın felsefi ve edebî yönünü öne çıkarırken okuru metnin kendisini ve anlatıcının güvenilirliğini sürekli sorgulamaya yöneltiyor.
Postmodern romanlar, edebiyatın doğasını sorgulayan metinler ve klasik eserlerin yeniden yorumlanmış biçimleriyle ilgilenen okurlar için Foe, J. M. Coetzee’nin dikkat çekici eserlerinden biri. Robinson Crusoe anlatısını farklı bir perspektiften ele alan roman, sessizlik, güç ve hikâye anlatıcılığı üzerine yoğunlaşan düşündürücü ve özgün bir okuma deneyimi sunuyor.
- Çevirmen
- İrem Sağlamer