Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
19 Gösterim

Bazı yollar insanı bir yere götürmez.

Yalnızlaştırır.

Geride dostlar, sevgiler, hayaller ve bir zamanlar uğruna mücadele edilmiş şeyler kalır. İnsan yürüdükçe yanında taşıdığı kalabalık azalır; sonunda geçmişinden kalan birkaç hatıra ve vazgeçemediği düşüncelerle baş başa kalır.

Yolların Sonu, Hüseyin Nihal Atsız’ın mücadeleyle hüznü, sertlikle kırılganlığı aynı şiir dünyasında buluşturduğu bir eser.

Bu şiirlerde bazen uzak bir yurdun özlemi, bazen kaybedilmiş bir aşkın sızısı, bazen de insanın inandığı yolda tek başına kalmasının ağır gururu vardır. Dağlar, yollar, geceler ve uzak ufuklar yalnızca birer manzara değildir; şairin yalnızlığının, arayışının ve ulaşmak istediği uzak idealin parçalarına dönüşür.

Atsız’ın şiirindeki güçlü ve meydan okuyan sesin ardında belirgin bir hüzün de hissedilir. Dostların uzaklaşması, gençliğin geçişi, aşkın yarım kalması ve ölümün giderek yaklaşması; zaman zaman savaşçı bir söylemin arasından kendisini gösterir.

İnsan kimi şiirlerde dünyaya meydan okuyan bir yolcu, kimilerinde ise geçmişinden kalanlarla konuşan yalnız bir adamdır.

Aşk da bu dünyanın içindedir.

Fakat çoğu zaman huzur veren bir kavuşmadan çok; uzakta kalan, erişilemeyen ya da kaybedilmiş olanın özlemidir. Sevilen kişi, tıpkı ulaşılmak istenen uzak ülkeler gibi insanın önünde duran fakat yollar uzadıkça daha da uzaklaşan bir hayale dönüşür.

Yolların Sonu, ülkü, yalnızlık, aşk, gurbet ve ölüm arasında gidip gelen; sert dizelerinin altında güçlü bir iç dünyayı taşıyan bir şiir kitabı.

Bazı insanlar yolun nereye vardığını bilmeden yürür.

Bazılarıysa sonunu bildiği hâlde dönmez.

Çünkü bazen önemli olan varılacak yer değil, insanın hangi yoldan dönmeyi reddettiğidir.

Ve bütün yolların bir sonu varsa, geriye insanın o yolda ne uğruna yürüdüğü kalır.