Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
12 Gösterim

Siloların içinde yaşayanlar dünyanın neden sona erdiğini bilmiyor.

Belki de asıl soru şudur:

Bunu bilenler kim?

Yıl 2049.

Genç kongre üyesi Donald Keene, kendisine verilen sıra dışı bir görevle karşı karşıyadır. Mimarlık geçmişi nedeniyle, hükümet için yerin derinliklerine uzanan devasa bir sığınak tasarlaması istenir.

Söylenene göre bu yalnızca bir önlemdir.

Belki hiçbir zaman kullanılmayacaktır.

İnsanlığın başına büyük bir felaket gelirse içeridekilerin yaşayabilmesini sağlayacak bir güvenlik planından ibarettir.

Donald da başlangıçta buna inanır.

Fakat proje büyüdükçe sorular çoğalır.

Neden bu kadar büyük?

Neden bu kadar çok insanı barındırabilecek biçimde tasarlanıyor?

Neden bazı ayrıntılar kendisinden bile gizleniyor?

Ve neden herkes, henüz gerçekleşmemiş bir felakete çoktan hazırlanmış gibi davranıyor?

Yıllar sonra başka insanlar aynı beton duvarların arasında uyanacaktır.

Geçmişlerini tam olarak hatırlamadan…

Kendilerine verilen görevleri yerine getirerek…

Bir vardiya sona erecek, diğeri başlayacaktır.

Siloların içinde yaşayan binlerce insan kendi dünyalarının tek gerçek olduğuna inanırken, sistemin merkezinde bulunanlar çok daha büyük bir planın parçalarını taşımaktadır.

Burada yalnızca insanlar değil, hafıza da kontrol edilmelidir.

Çünkü geçmiş hatırlanırsa sorular sorulur.

Sorular sorulursa düzen sarsılır.

Ve bazı gerçeklerin ortaya çıkması, yalnızca bir silonun değil bütün sistemin varlığını tehdit edebilir.

Hugh Howey, Vardiya’da Silo’da karşımıza çıkan gizemli dünyanın geçmişine dönüyor. Siloların neden inşa edildiğini, onları yöneten düzenin nasıl ortaya çıktığını ve insanlığın yeraltına mahkûm edildiği sistemin ardındaki düşünceyi adım adım açığa çıkarıyor.

Ancak cevaplar rahatlatıcı değildir.

Tam tersine, her cevap daha büyük bir soruya dönüşür.

İnsanlığı kurtarmak adına ne kadar ileri gidilebilir?

Milyonların geleceğine birkaç kişi karar verebilir mi?

Bir toplumun devamını sağlamak için insanların geçmişini, özgürlüğünü ve gerçeği bilme hakkını ellerinden almak kabul edilebilir mi?

Vardiya, bir felaketin ardından hayatta kalmaya çalışan insanları değil, o felaketin çok öncesinde verilen kararları anlatıyor.

Silo bize yeraltındaki dünyayı gösterdi.

Vardiya ise o dünyanın neden var olduğunu soruyor.

Ve bazen bir hapishanenin en korkutucu sırrı, kapılarının neden kilitlendiği değil…

Onu kimin inşa ettiğidir.