Yüzyıllar boyunca deniz fenerleri karanlık sularda yolunu kaybetmemesi için gemilere ışık tuttu.
Yirmi üçüncü yüzyılda denizlerin yerini uzay aldı.
Galaksi boyunca ışık hızının katbekat üzerinde seyahat eden gemilerin güvenli geçişini sağlayan uzay fenerlerinden biri de Uzay Feneri 23.
Galaksinin ücra bir köşesinde…
Neredeyse hiç kimsenin uğramadığı bir yerde…
Ve içinde yalnızca bir adam.
Eski bir asker olan fener bekçisi için bu yalnızlık tesadüf değildir. Savaşın ardından insanlardan, geçmişinden ve kendi hatıralarından uzaklaşabileceği bir yer istemiştir.
Uzayın ortasında bundan daha uzak nereye gidilebilir?
Görevi basittir.
Feneri çalışır durumda tutmak.
Gemilerin güvenli biçimde geçmesini sağlamak.
Ve mümkün olduğunca kimseyle karşılaşmamak.
Fakat insan galaksinin en tenha köşesine kaçsa bile geçmişinden aynı kolaylıkla uzaklaşamaz.
Savaş sona ermiş olabilir.
İnsanın içinde bıraktıkları ise sona ermez.
Üstelik Uzay Feneri 23’te işler bozulmaya başladığında sessizlik de sona erer. Birbiri ardına yaşanan beklenmedik olaylar, kazalar ve davetsiz ziyaretçiler, fener bekçisinin kendisi için kurduğu küçük ve güvenli dünyayı parçalamaya başlar.
Çok geçmeden uzaydaki bu yalnız istasyon, galaksiler arası çok daha büyük bir çatışmanın ortasında kalır.
Fakat Hugh Howey’nin anlattığı savaş yalnızca yıldızların arasındaki savaş değildir.
Bir insanın kendi geçmişiyle verdiği savaş da vardır.
Suçlulukla…
Korkuyla…
Yalnızlıkla…
Ve unutmak istediği şeylerle.
Uzay Feneri 23, büyük uzay filolarından ve galaktik savaşlardan söz ederken merkezine bütün bunlardan kaçmaya çalışan tek bir insanı yerleştiriyor. Bilimkurguyu kara mizah, psikolojik çözümleme ve savaşın insanda bıraktığı izlerle buluşturuyor.
Howey’nin evreninde yalnızlık bazen huzur değildir.
İnsan kendi düşünceleriyle yeterince uzun süre baş başa kaldığında, kaçtığını sandığı her şey yanında yaşamaya devam eder.
Ama belki de asıl mesele geçmişten kaçmak değildir.
Onunla ne yapacağımıza karar vermektir.
Uzay Feneri 23, yıldızların ortasında geçen bir hayatta kalma hikâyesinin ötesinde; savaş, yalnızlık, önyargı ve insanın karşısındakini gerçekten anlayabilme ihtimali üzerine düşündüren, yer yer karanlık, yer yer mizahi bir bilimkurgu romanı.
Uzayın ortasında yalnız kalmak isteyen bir adam için Uzay Feneri 23 mükemmel bir yerdi.
Ta ki yalnız olmadığını anlayana kadar.
- Çevirmen
- Cihan Karamancı