Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
9 Gösterim

Gerçek artık saklanabilecek kadar küçük değildir.

Juliette Nichols, Silonun kapılarının ardında ne olduğunu gördü.

Dışarı çıktı.

Hayatta kaldı.

Ve insanların kuşaklar boyunca kendilerine anlatılan hikâyenin yalnızca bir bölümünü bildiğini öğrendi.

Şimdi Silo 18’e geri döndüğünde elinde yalnızca cevaplar değil, çok daha tehlikeli sorular vardır.

Siloları kim kurdu?

Neden birbirlerinden habersiz yaşamaları sağlandı?

On binlerce insanın kaderini belirleyen bu düzenin arkasında kim vardır?

Ve dış dünyanın gerçekten ne kadarından korkmaları gerekir?

Juliette artık eski düzenin devam etmesine razı değildir. Fakat gerçeği bilmek, insanları ona inandırmak anlamına gelmez.

Silo 18’in içinde korku büyürken, Silo 17’de hayatta kalanların geleceği belirsizdir. İki topluluğu birbirine bağlama düşüncesi bile yıllardır değişmeden sürdürülen sistem için büyük bir tehdit hâline gelir.

Çünkü silolar yalnızca beton ve çelikten yapılmamıştır.

Kurallar vardır.

Sırlar vardır.

İnsanların birbirlerinden uzak tutulması için kurulmuş görünmez sınırlar vardır.

Ve bütün bunların üzerinde, hiçbir silonun kendi başına karar vermesine izin vermeyen daha büyük bir düzen bulunmaktadır.

Juliette’in karşısında artık yalnızca bir belediye başkanı ya da birkaç gizli görevli yoktur.

Karşısında, insanlığın geleceğini yıllar öncesinden planlamış bir sistem vardır.

Fakat makineleri tamir ederek büyümüş biri için bozuk olduğunu bildiği bir şeyi olduğu gibi bırakmak kolay değildir.

Juliette kazmaya başlar.

Hem toprağın içine…

Hem geçmişin içine…

Hem de kendilerinden saklanan gerçeğin merkezine doğru.

Hugh Howey, Toz’da Silo ile başlayan büyük gizemi ve Vardiya ile ortaya çıkan geçmişi aynı noktada buluşturuyor. İlk iki kitapta sorulan soruların karşılıkları ortaya çıkarken roman; özgürlük, otorite, korku, bilgi ve insanlığın kendi geleceğini belirleme hakkı üzerine kurulu büyük hesaplaşmasına ulaşıyor.

Artık mesele yalnızca Siloda hayatta kalmak değildir.

Mesele, nasıl bir dünyada yaşandığını bilmeden sürdürülen bir hayatın gerçekten yaşamak sayılıp sayılamayacağıdır.

Çünkü bir düzen yalan üzerine kurulmuşsa, gerçeğin ortaya çıkması onu yalnızca sarsmaz.

Temellerinden parçalayabilir.

Toz, yeraltında başlayan bir hayatta kalma hikâyesini özgürlüğün bedeline uzatan, Silo üçlemesinin karanlık ve kapsamlı finali.

Bazı kapılar insanları dışarıda tutmak için yapılır.

Bazılarıysa gerçeği içeride tutmak için.

Ama bir kez açıldıklarında, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.