İstanbul kimin şehri?
İnsanların mı?
Martıların mı?
Yoksa yüzyıllardır sokaklarında, mezarlıklarında, cami avlularında, dükkânlarında ve evlerinde yaşayan kedilerin mi?
Gündüz Vassaf, İstanbul’da Kedi’de dünyaya biraz da onların göz hizasından bakıyor.
Çünkü kedilerin insanlarla hikâyesi İstanbul’dan çok daha önce başladı.
Kimi çağlarda kutsal sayıldılar.
Kimi toplumlarda uğursuz görüldüler.
Tanrıçaların yanında yer aldılar, masallara girdiler, şeytanla ilişkilendirildiler, sevildiler, korkuldular, kovalandılar ve yeniden evlerimizin başköşesine yerleştiler.
İnsanlık değişti.
Kediler ise bütün bu değişimin sessiz tanıkları olarak yanımızda kalmaya devam etti.
İstanbul’da onların yeri biraz daha farklıdır.
Burada kedi yalnızca bir ev hayvanı değildir.
Sokağın sakinidir.
Mahallenin tanıdığıdır.
Balıkçının müşterisi, esnafın misafiri, bir pencerenin daimi bekçisi, eski bir mezarlığın sessiz yolcusudur.
Bazen de şehrin gerçek sahibinin kim olduğu konusunda insandan çok daha emin görünen bir İstanbulludur.
Vassaf bu yakınlıktan yola çıkarak yalnızca kedileri anlatmaz.
İnsanı kediler üzerinden sorgular.
Bir canlıyı neden kutsallaştırırız?
Neden başka bir dönemde ondan korkarız?
Sevdiğimizi söylediğimiz hayvanları gerçekten oldukları gibi mi severiz, yoksa onları kendi ihtiyaçlarımıza göre mi biçimlendiririz?
Doğayı kendimize ait sayarken başka canlıların dünyadaki hakkını ne kadar hatırlarız?
Tarih, mitoloji ve dinlerin içinden geçen kedi hikâyeleri zamanla bugünün İstanbul’una ulaşır. Geçmişin tanrıları ve söylenceleriyle modern şehrin betonları, projeleri, kalabalığı ve değişen yaşamı aynı anlatının içinde karşılaşır.
Bütün bunlar ağır bir tarih ya da kültür incelemesinin diliyle değil; şiirle, masalla, ironiyle ve ince bir alayla anlatılır.
Kedi bazen izler.
Bazen konuşur.
Bazen insanı küçümser.
Ve belki de haklı olarak, binlerce yıldır dünyanın sahibi olduğunu düşünen insan türüne biraz kuşkuyla bakar.
İstanbul’da Kedi, kediler hakkında yazılmış sevimli bir hayvan kitabından çok daha fazlası.
Kedilerin peşinden mitolojiye, tarihe, inançlara ve İstanbul’un sokaklarına uzanan; insanın diğer canlılarla kurduğu ilişkiye de ayna tutan alegorik ve masalsı bir şiir-roman.
İstanbul’a yukarıdan baktığımızda insanlar görürüz.
Sokaklarına indiğimizde ise başka bir gerçek ortaya çıkar.
Biz bu şehirde yaşadığımızı düşünüyoruz.
Kedilerse bizi burada yaşamaya bıraktıklarını.
Haldun Kış profilini ac
Haldun Kış
@haldun
Takip et Haldun Kış
Süheyla Yaman profilini ac
Süheyla Yaman
@suheyla
Takip et Süheyla Yaman
Sırça Sönmez profilini ac
Sırça Sönmez
@suskun
Takip et Sırça Sönmez