Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
14 Gösterim

1920’lerin Amerika’sı…

Savaş geride kalmış, şehirler büyümüş, caz geceleri uzamış ve para, yeni dünyanın en parlak vaadine dönüşmüştür.

Long Island’daki görkemli malikânesinde yaşayan Jay Gatsby, her hafta sonu yüzlerce insanı ağırladığı büyük partiler verir. Bahçesinde müzik hiç susmaz, şampanya akar, tanımadığı insanlar sabaha kadar eğlenir.

Ama bütün bu ihtişamın ortasında Gatsby’nin beklediği yalnızca bir kişidir:

Daisy Buchanan.

Yıllar önce sevdiği Daisy artık zengin ve güçlü Tom Buchanan’la evlidir. Gatsby ise geçmişte yarım kalan aşklarını yeniden yaşayabilmek için kendisine bambaşka bir hayat kurmuştur. Servet, malikâne ve dillere destan partiler onun için birer amaç değil, Daisy’ye yeniden ulaşmanın araçlarıdır.

Hikâyeye Gatsby’nin komşusu Nick Carraway tanıklık eder. Nick, kuzeni Daisy sayesinde Gatsby’nin uzun zamandır kurduğu hayale yaklaşmasına yardım ederken zenginliğin büyüleyici dünyasının ardındaki çatlakları da görmeye başlar.

Çünkü kusursuz görünen hayatların içinde sadakatsizlik, kıskançlık, sınıf ayrımları ve derin bir yalnızlık vardır.

Gatsby geçmişin geri getirilebileceğine inanır.

Yeterince isterse, yeterince zenginleşirse ve doğru anı beklerse yıllar önce kaybettiği her şeyi yeniden kazanabileceğini düşünür. Fakat zaman, insanın arzusuyla geriye doğru akmaz. Bazı hayaller gerçekleşmeye yaklaştıkça daha da kırılgan hâle gelir.

F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’de aşk ve saplantının yanı sıra Amerikan Rüyası’nın parlak yüzünün ardındaki boşluğu anlatıyor. Servetin mutluluk getireceğine inanan insanların dünyasında para her kapıyı açabilir; fakat geçmişi değiştiremez, sevgiyi satın alamaz ve insanı kendi yalnızlığından kurtaramaz.

Muhteşem Gatsby, gösterişli partilerin, büyük servetlerin ve unutulmaz bir aşkın ardında hayallerin nasıl tutkuyla kurulup aynı tutkuyla parçalanabileceğini anlatan modern edebiyatın en güçlü klasiklerinden biri.

Gatsby yıllarca karşı kıyıdaki yeşil ışığa baktı.

O ışık onun için yalnızca Daisy değildi.

Ulaşmayı umduğu bütün gelecekti.

Ama bazen insanın peşinden koştuğu gelecek, çoktan geçmişte kalmıştır.