Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
8 Gösterim

Dexter Green’in düşleri sıradan değildir.

Henüz gençken içinde bulunduğu hayattan daha fazlasını ister. Para, başarı, saygınlık ve kendisini başka bir dünyanın parçası yapacak parlak bir gelecek…

Çalışır.

Yükselir.

Ve bir zamanlar uzaktan baktığı zenginlerin dünyasına girmeyi başarır.

Fakat bütün hayallerinin ortasında Judy Jones vardır.

Güzel, çekici, özgür ve ulaşılamaz…

Judy’nin bir bakışı Dexter’a bütün geleceğini unutturabilir; uzaklaşması ise onu yeniden kazanmak için her şeyi göze almasına yeter. Dexter için Judy zamanla yalnızca sevdiği bir kadın olmaktan çıkar. Gençliğinde hayalini kurduğu ihtişamın, zenginliğin ve kusursuz hayatın simgesine dönüşür.

Ama Judy’nin sevgisi kolayca tutulabilecek bir şey değildir.

Yaklaşır.

Uzaklaşır.

Umut verir.

Sonra başka bir yöne döner.

Dexter onun peşinden giderken yalnızca bir kadını değil, yıllardır zihninde büyüttüğü hayatı da yakalamaya çalışmaktadır.

F. Scott Fitzgerald, Kış Düşleri’nde aşk ile tutkuyu, başarı ile sınıf arzusunu, gençlik hayalleriyle zamanın acımasız gerçekliğini birbirine bağlıyor. Parlak davetlerin, zengin evlerin ve kusursuz görünen insanların ardında, hiçbir başarıyla bütünüyle doldurulamayan bir eksiklik olduğunu gösteriyor.

Çünkü bazı düşler gerçekleşmedikleri için güzel kalır.

İnsan yıllarca onlara ulaşmaya çalışır.

Ama günün birinde kaybettiği şeyin yalnızca sevdiği insan olmadığını fark eder.

Bazen asıl kayıp, bir zamanlar o insanla birlikte mümkün olduğuna inandığı bütün gelecektir.

Kış Düşleri, gençliğin büyük arzularını, erişilmez aşkı ve zaman geçtikçe solan hayalleri anlatan hüzünlü ve zarif bir Fitzgerald klasiği.

Kış geldiğinde yalnızca mevsim değişmez.

Bazı düşler de ilk kez ne kadar uzakta olduklarını gösterir.