Köyün yollarında bir kamyon yalnızca yük taşımaz; sahibinin gücünü, geçim umudunu ve başka bir hayata ulaşma isteğini de taşır. Direksiyonun başına geçen bir çocuk içinse o kamyon, sınırları aşmanın ve kendini kanıtlamanın yoludur. Fakat küçücük bir heves, bir anda duvarları yıkan ve bütün köyü ayağa kaldıran büyük bir felakete dönüşebilir.
Fakir Baykurt, **Kalekale**’de Anadolu’nun köylerinden insan manzaraları sunar. Yoksulluğun belirlediği hayatlar, geçim derdinin altında ezilen aileler, çıkarını korumaya çalışan güçlüler ve hakkını ararken devlet kapılarında yorulan köylüler bu öykülerde kendi sesleriyle konuşur. Her biri görünüşte küçük olayların içinde yaşasa da karşılaştıkları sorunlar, bütün bir toplumsal düzenin izlerini taşır.
Baykurt’un insanları yalnızca acı çeken, boyun eğen kişiler değildir. Kimi zaman öfkeleriyle, kimi zaman zekâlarıyla, kimi zaman da gülümseten çıkışlarıyla içinde bulundukları koşullara karşı koyarlar. Yazar, köy yaşamının sert gerçeklerini canlı konuşmalar ve güçlü gözlemlerle aktarırken en ağır durumların içinden bile mizah çıkarmayı başarır. Ancak bu gülümsemenin ardında yoksulluğun, bilgisizliğin ve eşitsizliğin bıraktığı derin izler vardır.
**Kalekale**, sıradan insanların küçük görünen mücadelelerini, umutlarını ve yanlışlarını bütün açıklığıyla anlatan güçlü bir öykü kitabıdır. Fakir Baykurt, bir çocuğun direksiyona geçmesiyle başlayan kargaşadan yola çıkarak insanı çevreleyen görünmez duvarları da gösterir: Yıkılması en zor duvarlar, bazen taştan değil, yıllardır değişmeden duran bir düzenden örülür.