Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
20 Gösterim

Anadolu’nun yolları yalnızca kentleri, kasabaları ve köyleri birbirine bağlamaz. Bu yollarda yoksulluk, umut, çaresizlik ve direnme gücü de bir yerden başka bir yere taşınır. Garajlarda bekleyen otobüsler kadar insanların hayatları da kalkış saatini bekler; fakat herkesin gidebileceği bir yer, tutunabileceği bir gelecek yoktur.

Fakir Baykurt, **Anadolu Garajı**’ndaki öykülerinde köylerin ve küçük kasabaların gündelik hayatına yönelir. Geçim sıkıntısıyla boğuşanlar, hakkını ararken bürokrasinin kapılarında bekleyenler, bilgisizlikten ve batıl inançlardan yararlananlara karşı savunmasız kalanlar bu sayfalarda bütün gerçeklikleriyle karşımıza çıkar. Baykurt’un insanları kusursuz kahramanlar değildir; öfkelenir, yanılır, korkar, susar, kimi zaman da karşılarına dikilen düzene kendi yöntemleriyle direnirler.

Yazar, toplumsal sorunları kuru bir anlatı içinde sıralamak yerine onları insanların sözlerine, davranışlarına ve küçük görünen mücadelelerine yerleştirir. Halkın gündelik konuşma dilini öykülerine taşıyan Baykurt, sert gerçekleri yer yer ince bir mizahla anlatırken yoksulluğun yalnızca maddi değil, insanın düşüncelerini ve ilişkilerini kuşatan bir durum olduğunu da gösterir.

**Anadolu Garajı**, bir dönemin köy ve kasaba yaşamından unutulmaz insan manzaraları sunan; haksızlıkların karşısında susanları da sesini yükseltenleri de aynı açıklıkla anlatan güçlü bir öykü kitabıdır. Çünkü bazen bir ülkeyi anlamak için büyük meydanlara değil, küçük bir Anadolu garajında bekleyen insanların yüzlerine bakmak gerekir.